Nur talebesi Mehmet Doğan ile taraftarlarının El Kaide örgütü üyesi olarak gözaltına alınmasına neden olan komplo süreci şoke edici... (Yeni Şafak)
22:39, 14/12/2014, PazarG: Güncelleme: 13:13, 15/12/2014, Pazartesi
Hayali örgüt adım adım böyle kuruldu
Nur talebesi Mehmet Doğan ile taraftarlarının El Kaide örgütü üyesi olarak gözaltına alınmasına neden olan komplo süreci şoke edici...
6 Nisan 2009 günü Fethullah Gülen , herkul.org sitesinden, “İrtica paranoyası” konulu konuşmasında ilk defa Tahşiye’den bahsetti.
8 Nisan 2009’da Zaman Gazetesi’nde, “Terör örgütü üretenler yeni tezgah peşinde” haberi yayınlandı.
9 Nisan 2009’da, Samanyolu TV’de yayınlanan “Tek Türkiye” isimli dizinin 64’üncü bölümünde, “Tahşiye’den örgüt olarak” bahsedildi. Dizide, “Örgüt evlerinden bombalar silahlar çıksın, seri numaraları silin” şeklinde diyaloglar yer aldı.
10 Nisan 2009’da Zaman Gazetesi’nde Hüseyin Gülerce, “Tahşiyecilerle” ilgili “Gülen neden uyardı?” başlıklı köşe yazısı yayınlandı.
11 Nisan 2009’da, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne, Mehmet Doğan grubuyla ilgili “Tarihsiz, isimsiz ve imzasız” bir ihbar mektubu geldi.
15 Nisan 2009’da, Zaman Gazetesi yazarı Ahmet Şahin, “İslamda irtica ve takiye yoktur” başlıklı yazısında Tahşiye aleyhinde bir yazı kaleme aldı.
23 Nisan 2009 günü, Samanyolu TV’de yayınlanan “Tek Türkiye” dizisinin 66. Bölümünde, Tahşiye ile ilgili “Rahle” isimli bir örgütten bahsedildi. Rahle; Mehmet Doğan grubunun yayınevi ismi.
26 Nisan 2009’da, Nuh Gönültaş Bugün gazetesindeki köşe yazısında, “Tahşiyeciler deşifre oldu, yeni isim vermeliyiz” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
29 Nisan 2009’da, İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bir yazı göndererek, Molla Muhammedcilere “Tahşiyeciler” soruşturması açılmasını istedi.
4 Mayıs 2009’da, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan soruşturma izni aldı. O dönem Terörle Mücadele Şube Müdürü, geçtiğimiz Temmuz ayında casusluk iddiasıyla ve resmi belgede sahtecilikten tutuklanan Yurt Atayün vardı. Atayün bu davanın da zanlıları arasında.
Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gerekli izin alınıp 5 Mayıs 2009’da, “Tahşiyeciler” resmi olarak dinlenmeye başlandı.
6 Mayıs 2009’da, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, soruşturmadaki Tahşiye ismini değiştirerek, “El Kaide yanlısı Mehmet Doğan grubu” ismini verildi.
30 Aralık 2009’da, Mehmet Doğan grubuna yönelik operasyon gerçekleştirildi ve 122 kişi gözaltına alındı. Bahçelievler’deki bir evde yapılan aramalarda, 1 adet Rus yapımı el bombası, 2 adet savunma tipi el bombası ve 1 adet sis bombası elegeçirildi. Savunma tipi 2 el bombasının seri numaraları silinmiş, Rus yapımı el bombası ile sis bombasının seri numarası vardı.
Bahçelievler’de elegeçirilen MKE yapımı sarı renkli 1365-27-000-4080 seri numaralı sis bombası ile Zir Vadisi ve Poyrazköy operasyonlarında ele geçirilen sis bombalarının seri numaralarının aynı olduğu belirlendi. Bombaların kafile numaralarının ise silindiği tespit edildi.
20 Ağustos 2009 günü, Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM Büro’da yapılan bir arama sırasında dolap içerisinde 6 adet el bombası bulundu. Bu bombaların resmi envanter kayıtlarının bulunmadığı tespit edildi. Yürütülen idari soruşturmada, Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde bulunan el bombalarından 1 tanesinin seri numarasının, Bahçelievler’de evde yapılan aramalarda ele geçirilen Rus tipi el bombasının seri numarasıyla aynı fakat kafile numarasının farklı olduğu belirlendi. İdari olarak başlatılan bu soruşturma kapatıldı.
Bahçelievler’de yapılan arama sırasında, el bombalarının bulunma anına kadarki bölümün kamera kaydının bulunmadığı, el bombaların bulunmasının ardından kamera kaydının alındığı belirlendi.
Mahkeme safhasında, Bahçelievler’deki aramalara katılan polislerden bir tanesi ifadesinde, bombaları aramalardan “30 dakika sonar” bulduklarını söylerken, başka bir polis memuru da el bombalarını “2 saat sonar” bulduklarını söyledi.
Bahçelievler’deki ev aramasında çıkan el bombaları üzerinde arama yapan 3 polis memurunun parmak izleri çıktı. Mahkeme safhasında polis memurlarının üçü de, “Eldivenimiz delindi” şeklinde kendilerini savundu.



