İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş, yaz mevsimine girdiğimiz şu günlerde İstanbul’un en görkemli 100 bahçesini fotoğraflarıyla tanıtan bir kitap yayımladı. İstanbul’un 100 Bahçesi’nde Bizans’tan günümüze İstanbul’da iz bırakan 100 bahçe hakkında birbirinden ilginç bilgiler yer alıyor.
16:38, 09/04/2014, Çarşamba
İstanbul'un iz bırakan 100 bahçesi
İstanbul'un iz bırakan 100 bahçesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş, bahara girerken İstanbul’un en görkemli 100 bahçesini fotoğraflarıyla tanıtan bir kitap yayımladı. İstanbul’un Yüzleri Serisi kapsamında okuyucu ile buluşan İstanbul’un 100 Bahçesi’nde Bizans’tan günümüze İstanbul’da iz bırakan 100 bahçe hakkında birbirinden ilginç bilgiler yer alıyor. Bahçeler, bostanlar ve mesire yerleri olarak üç ana başlıkta toplanan kitapta, Bizans İmparator Ailesi’nin yazlık olarak kullandığı Fener Bahçesi’nden, şarap ve şifa veren bitkileri ile meşhur manastır bahçelerine, mitolojide doğa ve çoban tanrısı olarak bilinen Pan’ın flütünü çalarak dolaştığı Yıldız Korusu’ndan selvileriyle meşhur Bebek Bahçesine kadar İstanbulluların gönlünde taht kurmuş 100 bahçe yer alıyor.
Kitapta yer alan bilgilere göre Bizans döneminde bahçeler genellikle saraya yakın yerlerde, yani Suriçi’nde bulunuyordu. Güvenlik ve ulaşım zorluğu sebebiyle Boğaz sırtları birkaç manastır bahçesi dışında boştu. Günümüzde de örnekleri bulunan genellikle haç şeklinde düzenlenmiş manastır bahçeleri ise Bizans ahalisi tarafından kitap okuma, dinlenme, düşünme ve dinsel arınma amaçlı kullanılıyordu.
İstanbul’un 100 Bahçesi”nde Osmanlı bahçelerinin genel özellikleri de anlatılıyor. Kitapta, Osmanlı bahçeleri için “Çin ve İngiliz bahçelerinin aksine doğayı yeniden işleyip anlamlandırmaktan ziyade, insanın doğa karşısındaki sınırını kabul eden bir anlayışa sahipti. Osmanlı, bahçeleri setler, merdivenler, rampa ve yollarla bölüp biçimlendirmek yerine ağaçları, çiçekleri ve hayvanlarıyla bir bütün olarak algılayıp insanı da bunun bir parçası olarak görmeyi tercih eder” deniliyor. Osmanlı bahçelerinde ön planda olduğu ve sembolik değerleri servi, çınar, lale, sümbül ve gül gibi türleri yetiştirmeyi tercih ettiği belirtilmiş.
İstanbul bahçelerinin altın dönemi Lale Devri’nde yaşandığının anlatıldığı kitapta, bu dönemde tüm eski bahçeler elden geçirildiği, pek çok sayıda yeni bahçenin kurulduğu ve İstanbul’un en yoğun ağaçlandırma faaliyetinin yine bu dönemde gerçekleştirildiği, İstanbul’un tepe ve yamaçlarının İzmit, Kocaeli ve Yalova’dan getirtilen fidelerle yeşillendirildiği vurgulanıyor.
Bizans saray bahçeleriyle ilgili günümüze ulaşmış çok fazla kaynak olmasa da, Sarayburnu’ndan sonra İstanbul’daki en önemli Bizans saray bahçesi, Osmanlı döneminde de önemli bahçelerden biri olmayı sürdüren Fener Bahçesi’ydi. Bizans Hanedanı yaz aylarını genellikle bu bahçede geçirirdi. İmparator İustinianos’un karısı Theodora için bir saray, üç hamam ve bir kilise yaptırdığı bu bahçe ile saray arasındaki ulaşım süslü kayıklarla sağlanırdı. Bu bahçe günümüz İstanbul’unun en önemli parklarından biridir.
Erken Bizans şiirinde “Dafne” olarak adlandırılıp övülen defne ormanları, Yunan mitolojisinde çobanların tanrısı olarak kabul edilen Pan’ın flütünü çaldığı yeşillikler günümüz Yıldız Parkı’nın bulunduğu alanlardı.
Kanuni Sultan Süleyman devrinin pek çok eserinde de adı geçen Yıldız Korusu Lale Devri’nin meşhur “Çırağan Eğlenceleri”nin de düzenlendiği mekân olarak tarihte yer aldı.Tahta çıktıktan sonra Yıldız Sarayı’na yerleşen II. Abdülhamid, yerli ve yabancı uzmanlara büyük paralar harcayarak düzenlettiği korudan hatıra defterinde “her metre karesine altın döküldü” ifadesiyle bahsetmiş. İstanbul’un 100 Bahçesi, İstanbul Kitapçısı’ndan, www.istanbulkitapcisi.com adresinden ve tüm seçkin kitabevlerinden 20 TL’ye temin edilebilir.
İstanbul'un iz bırakan 100 bahçesi
Başlıklar :
