15 Temmuz’un arkasındaki mistik plâna karşı: Allah'ın hesabı

04:00, 15/07/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
15 Temmuz’un arkasındaki mistik plâna karşı: Allah'ın hesabı
Fotoğraf: Arşiv

“İşte 15 Temmuz’u plânlayan fitne ve fesat odakları, o gece de içine doğdukları millete namlu doğrultan, bomba atan, kurşun sıkıp üzerine tank sürerek katliam yapmaktan geri durmayan FETÖ’cüleri arzuladıklarına erişmek için kullandı. Fakat karşılarında şehadete susamış ruhların cephesi vardı. O gece, hakikaten şehit olmak için mükemmel bir geceydi. Minarelerden yükselen çağrıyla durdurulamaz bir nehir, çağlara ibret bir insan seline dönüştü.

MAHMUT ÇELİK

15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı işgal niyetli darbe girişiminin zihin merkezinde hangi karanlık mihrakların yer iş birliği yaptıklarını, geçen 10 yıllık süreç fazlasıyla ortaya çıkardı. İnsanlık tarihi boyunca yeryüzünü bozgunlukları üzerine dizayn etmek isteyen bu şer cephesinin çeşitli biçimlerde şeytanla nasıl ortaklıklar kurduğunu biliyoruz. Bu anlamda Hazreti İbrahim’e karşı Nemrut’u büyüye yönlendiren nifak uşakları, Hazreti Süleyman’a karşı da cinlerle birlikte durmaktan geri kalmamışlardı. Ancak Hazreti Musa’nın karşısına dizilen büyücülerin hakikî ilmi ve üstün kudreti görerek nasıl Allah’a teslim olduklarını da,Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (sav) Kendilerine ilişen büyüyü nasıl bozduklarını da biliyoruz. Ve yine buradan biliyoruz ki, Kabala’dan kara büyüye, kimler hangi nifak tohumlarını ekerlerse eksinler, Allah’ın hesabı her şeyin üzerindedir. İşte 15 Temmuz’u plânlayan fitne ve fesat odakları, o gece de içine doğdukları millete namlu doğrultan, bomba atan, kurşun sıkıp üzerine tank sürerek katliam yapmaktan geri durmayan FETÖ’cü arsızları aşağılıkları bu türden mistik tesirlerin altına alarak arzuladıklarına erişmek istemişlerdi. Fakat karşılarında ise şehadete susamış ruhların cephesi vardı. O gece, hakikaten şehit olmak için mükemmel bir geceydi. Minarelerden yükselen çağrıyla o gece, durdurulamaz bir nehrin çağlara ibret bir insan seline dönüştüğü bir geceydi. Pek çok gazimiz, vurulduğunu sabah gün ağarırken ancak anlayabilmişti. Örneğin mermi sol koluyla kalbi arasından (kalbe 2-3 santimetre) geçmiş de kolunu yakmış, ancak o güzel gazinin haberi yoktu. O gece Bedir gibi, Çanakkale gibi, Sakarya gibi bir hâl vardı Ankara ve İstanbul’da. O gece herkesin, anasından emdiği sütün hakkını verdiği geceydi. Dünya darbe tarihi incelendiğinde, saat 19:00 ile 20:00 saatleri arasında başlayan bir darbe girişimi yoktur. Hatta olanaksızdır. Peki, FETÖ neden 15 Temmuz gününü ve bu saatleri ihanetin start verdiği takvim olarak seçmiş olabilirdi? Acaba prime time seansında tüm Türkiye ve dünyanın canlı yayında olanları izlemesine yönelik bir niyetleri mi vardı?

SİYONİST YAHUDİLİĞİN DOĞUŞU VE GÖK BİLİMLERİNE İLGİSİ

Yahudilik, tamamen “gök takvimi” üzerine kuruludur. Yahudi takvimi, diğer dinlerin çoğundan farklı şekilde hem ay, hem güneş döngüsünü temel alır. Yahudilikte Şabat’ın saati, bayramların tarihleri, Pesah (Fısıh), Yom Kippur, Sukkot, Rosh ve Hashanah mutlaka astronomik hesaplarla belirlenir. Bu nedenle tarih boyunca Yahudi âlimleri, ay döngüsü, yıldızların konumu ve ekinoks/gündönümü gibi gök olaylarını dinî gereklilik olarak takip etmek zorundalardı. Bu hâlâ böyle devam ediyor. Zira Talmud’da astronomi okumak, “bilgelik” kabul ediliyor: “Göklerin işleyişini bilmek, Tanrı’nın işlerini anlamaktır…” Bu yüzden Yahudi bilginler, özellikle Orta Çağ’da yıldız tabloları, takvim hesaplamaları ve astronomik gözlemler konusunda çok çalışmış ve bunu dinî sorumluluk saymışlardır. Yahudi mistisizmi (Kabala) kozmolojiye de önem verir. Kabala’da gök katları, Sefirot (ilâhî düzen), kozmik ışık ve astrolojik semboller gibi kavramlar bulunur. Bu, “yıldızlara tapma” değildir; daha çok Tanrı’nın yarattığı düzeni anlamaya yönelik mistik sembolizm içerir. Milât öncesi 6’ncı yüzyılda Yahudiler, Babil’de “astroloji” ile tanıştılar. Babil; Zodyak burçları, yıldız çizelgeleri ve astrolojik hesaplar konusunda dünyanın merkezlerinden biriydi. Bu dönemden kalan bazı etkiler Yahudi kültürüne girmişti. Böylece kimi Yahudi düşünürler, astronomiye de büyük katkılar yaptılar. Orta Çağ’da Yahudi bilim insanları astronomiyle uğraştılar, zira Yahudi takvimini doğru hesaplamak gerekiyordu. İslâm Dünyası’nda bilim gelişiyordu. Yahudiler bu bilim ortamında önemli rol oynadı. Avrupa’da baskı gören Yahudiler bilimle varlık göstermeye çalışıyorlardı. Örneğin Musa İbn Meymun (İbn Meymûn/Maimonides), Abraham bar Hiyya ve Levi ben Gerson (Gersonides), matematik, astronomi ve kozmoloji çalışmalarıyla ünlüdür. “Gökyüzündeki işaretler” konusu Tevrat’ta da yer alır: “Gökteki ışıklar zamanları, günleri ve yılları belirlemek için vardır.” (Yaratılış 1:14) Bu nedenle Yahudi geleneğinde gökyüzü, Tanrı’nın düzeni olarak görülür. Astroloji değil, “gök bilimi”, dini bir gereksinimdir. Yahudi geleneği, astrolojiye (burç kehaneti) mesafelidir. Fakat astronomi, dinî ibadetlerin yapılması için zorunluydu. Bu yüzden gökbilim, yüzyıllarca Yahudi kültüründe önemli bir yer tuttu. Yahudilerin gökyüzü ve yıldızlara karşı ilgisi, astroloji merakından değil, dinî takvim, ibadet zamanlaması, geleneksel bilgelik ve tarihî zorunluluktan kaynaklanıyordu.

GÖK İŞARETLERİ VE UKAB

Bazı örnekler ve tespitlerle gök işaretleri meselesini ele alalım… “Ukab” (okab), Arapçada “toz, duman” anlamına geliyor ve Kartal takımyıldızına ismini veriyor. Kartal takımyıldızının diğer bir ismi de Deneb El-Ukab. Resûlullah Efendimizin (sav) sancağı Ukab, O’nun risaletinin ve Allah’ın (cc) Halifesi olduğunun delilidir. Bin 400 yıl önce Peygamber Efendimiz, henüz gökler keşfedilmemişken, kâinattaki bütün galaksilerin ve yıldızların ilmine sahip olduğunun delili olarak, kâinatın genel rengindeki siyah zemin üzerine yine bir gök cismi olan hilâli koyarak zamanımıza ilmî bir mucize bırakmıştır. Kâinattaki bütün gezegenlerin bağlı oldukları bir güneş vardır. Bu güneşin etrafında dönen her gezegen, belli dönemlerde hilâl şeklini alırlar. Bu sebepten Resulullah Efendimizin sancağının siyah rengi kâinatı, hilâl ise kâinat içindeki tüm gezegenleri temsil eder. Ukab’ın bir mânâsının da “toz, duman” olduğunu belirtmiştik. Kâinatın, ilk yaratıldığında, henüz gezegenler oluşmadan önce bir toz bulutu, duman hâlinde olduğu beyan edilir bilimsel bazı teorilerde. Bu teorilere yol gösterir şekilde Kur’ân ise şöyle buyurur: “Sonra duman hâlinde olan göğe yöneldi. Göklere ve yerlere, ‘İsteyerek veya istemeyerek gelin!’ dedi. Yerler ve gökler, ‘İsteyerek geldik’ dediler.”(Fussilet, 11) Yine Resulullah Efendimiz, Kartal bulutsusu (okab) ile yerleri ve gökleri temsil eden sancağının ahir zamandaki mucizesini ispat etmektedir. Ayrıca ukab ile iki takımyıldızı (Kuğu/Cygnus ve Vega/ Lyrae) daha dünyamız için önemli bir olayla yaz aylarında bir araya gelerek yaz üçgenini oluştururlar. Bu takımların lideri Kartal (Ukab) takımyıldızıdır. Kuğu takımyıldızı Yahudiliği, Vega takımyıldızı Hıristiyanlığı temsil ederken, Kartal (Ukab) takımyıldızı ise İslâm’ı temsil eder. İşte uzun süren kış ve karanlık dönemden sonra Resulullah Efendimizin müjdesi ve mucizesi olarak bu uyanma baharının ardından, o mübarek Peygamber Sancağı, tüm insanlarla beraber diğer dinleri de Ukab’ın altında birleştirmek üzere tüm insanlığa bu baharda gönderilmiştir. Ukab, Samanyolu’nun en parlak yıldızdır. Kur’ân-ı Kerim, Resullulah Efendimizin sancağı olan Ukab’dan şöyle bahseder: “Göklere ve Tarık’a andolsun. Tarık nedir, bilir misin? O parlayan bir yıldızdır.”(Tarık, 1-3) Eski Arap şiirlerinde “ukab”, “yüksekte uçan güçlü kuş” olarak mecazlarda kullanılırdı. Bu üç ayette bahsedilen Tarık ise, Allah’a giden yolu gösteren Resulullah Efendimizin mübârek sancağı olarak Ukab ile temsil edilmiştir. Ve âhir zamanda hak ile bâtılı ayıracak yerlerin ve göklerin sembolü olacaktır. Bu mübârek sancağın temsil ettiği Hazreti Peygamber Efendimiz, İslâm ve Kur’ân-ı Kerim işte bu dönemde gerçek mânâda hak ile bâtılı ayıracaktır: “Kur’ân (hak ile bâtılı) ayıran sözdür.” (Tarık, 13) Türkçede ise “Akyıldız” olarak da bilinen Ukab yani “Altair”, Kartal takımyıldızının (Aquila) en parlak yıldızıdır. Katalog adı “Alpha Aquilae (α Aql)” olan yıldızın Dünya’ya uzaklığı yaklaşık 16,7 ışık yılıdır. Türü “A7V” sınıfı beyaz ana kol yıldızındadır. Kütlesi Güneş’in yaklaşık 2 katı, boyutu ise Güneş’ten yaklaşık 1,8 kat büyüktür. Dönüş hızı saniyede 286 kilometre ile akılları zorlayacak seviyededir. Öyle hızlı dönmektedir ki, ekvatoru şişkin ve kutupları basık görünmektedir. Yaşı yaklaşık 1 milyar yıl olarak tahmin edilirken, parlaklığı ise Güneş’in yaklaşık 11 katıdır. Gökyüzündeki konumu, “Yaz Üçgeni” diye bilinen yıldız grubunun bir köşesidir (diğerleri Vega ve Deneb). Buradan da görülecektir ki, Türkçe Akyıldız, Lâtince Aquila ve de Altair olarak bilinen ve İslâm ordularınca bir sancak sembolü olarak kullanılan yıldız, Ukab yıldızıdır. Altair, Dünya’ya en yakın parlak yıldızlardan biridir ve bu yüzden çok dikkat çeker. Kur’ân’da “Altair” ya da “Ukab” adı yer almıyor; kaldı ki ismi anılan tek yıldız Şi’râ (Sirius). Altair için doğrudan bir başka dinî referans da yok. Fakat bazı ayetlerdeki genel yıldız kavramlar üzerinden tefsirlerle Altair için sembolik bağlantılar kurulabilir. Taberî, İbn Kesîr, Kadı Beydâvî ve Zemahşerî gibi büyük müfessirler, yıldızların özel isimlerinden bahsederken Altair’den söz etmezler. Ancak kimi bilim insanlarınca “Tarık” yıldızı ile bağlantı (iddiası doğrulanmasa da) yer almaktadır. Tarık Sûresi’ndeki “Tarık” kelimesi, “gece gelen, ışığıyla delip geçen” anlamına gelmektedir. Modern yorumlarda bunu Altair, Vega veya herhangi bir parlak yıldızla ilişkilendirmeye çalışanlar vardır. Fakat bu bilimsel veya fıkhî açıdan doğrulanmış bir eşleşme değildir. Tefsirlerin çoğu ise “Tarık” ile belirli bir yıldızın değil, bir yıldızlar takımının ifade edildiğini belirtir. Eski Araplarda Altair yani Ukab yıldızı, “EnNasrü’t-tâir” (uçan kartal) olarak da isimlendirilir ve dinî bir sembol olarak değil, astronomik navigasyon aracı olarak kullanılırdı. Raşid Halifeler, Emeviler ve Abbasiler döneminde de kullanılmıştır.

UKAB’DAN SANCAK-I ŞERİF’E

Yukarıda andığımız şekliyle “Ukab” olarak da bilinen ve İslâm sancağına dönüşen bu sembol, Moğol istilası sonrası Mısır’a, Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Mısır’ı fethetmesiyle de Osmanlı’ya geçerek “Sancak-ı Şerif” olarak anılmıştır. Osmanlı döneminde savaşlara götürülse de, Hazreti Peygamber’e (sav) hürmeten bin 400 yıldır hiç açılmamış, kılıfından çıkarılmamıştır. Topkapı Sarayı’ndaki Mukaddes Emanetler arasında muhafaza edilir. Normal sancaklar savaşta açılırken, Ukab ise özel saygı nedeniyle kapalı tutulmaktadır. Bazı rivayetlere göre âhir zamanda açılacağı yönünde bir inanç vardır. İstanbul’da meydana gelen isyanları bastırmak için de Sancak-ı Şerif çıkarılır ve halka, bunun altında toplanarak âsilere karşı savaşma çağrısı yapılırdı. Son olarak 1826 yılında, Yeniçerilerin ayaklanmaları sebebiyle yerinden alınarak Sultan Ahmed Camiî’nin minberine dikilmişti. Onun çevresinde toplanan halkın desteğiyle Yeniçeriler topa tutularak ortadan kaldırılmıştı. Osmanlılar Sancak-ı Şerif’e büyük önem vermişler ve ona sürekli saygı göstermişlerdir. Sancak çıkarıldığı zaman, onun altında toplanmak ve savaşmak halk tarafından bir farz olarak telâkki edilirdi. Ukab (büyük kartal) sancağı bugün de İstanbul’daki Topkapı Sarayı’nda. Altair yani Ukab’ın en net göründüğü son tarihse 15 Temmuz 2016. Yine Tarık Sûresi’nin 15 ilâ 16’ncı ayetleri şöyle buyurmaktadır: “Onlar bir tuzak kuruyorlar. Ben de (onlara karşı) bir tuzak kuruyorum.”

15 TEMMUZ’DA DÜŞMANIN SİHRİNE KARŞI ALLAH’IN RAHMETİ

“UKAB” Organizasyonları sırasında büyü ve sihir gibi fizik ötesi araçları da kullanarak insanları etkisi altına alan terör örgütleri, telekinezi gibi irtibat yöntemlerini de kullanmaktadır. Militanları üzerinde bu yöntemleri de kullanan Pensilvanya faresi, Mehdiyet rolünü üzerine almak için 15 Temmuz’da başarılı olmaları durumunda İstanbul’a gelerek Ukab’ı açmak niyetini taşıyordu. Böylece daha ileri bir etki alanı kurmak istiyordu. 15 Temmuz, Ukab yıldızının en parlak göründüğü gün olarak hesaplanmıştı. Plânları ve tuzakları da bunun için işliyordu. Fakat Allah, “Onlar tuzaklarını kursunlar, Ben de kuruyorum” şeklindeki beyanı doğrultusunda plânları başlarına geçti. Dünyanın her döneminde topla tüfekle, kılıç kalkanla, İHA-SİHA’yla yapılan savaşların yanında bir de Ebced savaşları yaşandı, yaşanıyor. Bugün de en tehlikeli savaş türü bu. Pensilvanya faresi gibilerinin peşine düşen embesil zihin sahiplerine sorsanız, hesapları başka. Onlar bugün Türk Devleti’ni katil ve adaletsiz görüyorlar akılları sıra. Fakat evet, bu ülkede adalet yok. Adalet için önce devletine ihanet edenlere karşı gereğini yapmak gerekmez mi?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026