Her on yılda bir darbe yaptık netekim...

Abdullah Muradoğlu
Abdullah MuradoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 22/04/2012, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
Her on yılda bir  darbe yaptık netekim...
28 Şubat post-modern darbesi ve diğer darbe girişimleri hep 27 Mayıs darbesinden esinlendiler. 27 Mayıs bütün darbelerin anasıydı. 2000''lerdeki darbe girişimlerine ilişkin arkeolojik bir kazı gerçekleştirildiğinde en altta 27 Mayıs darbesi yer alıyor. "Medya arkeolojisi" medyanın darbelerde oynadığı role ilişkin ilginç buluntulara yer veriyor. 27 Mayıs''ı yarım kalan bir ihtilal olarak gören Albay Talat Aydemir''in 1962 ve 1963''teki başarısız darbe girişimleri de medyadan ve sivil çevrelerden büyük bir destek görmüştü.

Son birkaç yılda birkaç darbe girişiminin yanı sıra "12 Eylül" ve "28 Şubat"ın tetikleyicisi konumundaki "BÇG" de yargı konusu haline geldi. "Hürriyet" yazarı Ertuğrul Özkök dünkü yazısında "medya arkeolojisi" tabirini kullanmıştı. Medyadaki teknolojik ve zihniyet değişimine atıfta bulunarak şöyle demişti.

"Ya ''değişim'' denilince sadece günün egemen fikrini anlamaya çalışanlar? Onlarla heniz anabilim dalı olmamış bir alan ilgilenecek: Medya arkeolojisii".

Aslında "medya arkeolojisi "kadar "darbe arkeolojisi"ne de ihtiyacımız var.

Yargı önüne getirilen darbeler ve darbe girişimleri bu arkeoloji için çok zengin bir malzeme sunuyor.

Bütün bu soruşturmalar , davalar ülkemizin 60 yıldan fazladır demokrasi ve darbeler arasındaki dramatik mücadeleye ışık tutuyor.

Bu yüzden bu yazıyı "Darbe arkeolojisine giriş" mahiyetinde değerlendirmek pekala mümkün.

Üstüste bindirilmiş antik şehirler gibi bir yapı çıkıyor karşımıza.

"Ergenekon"u, "Balyoz"u kazıyorsunuz, altından "28 Şubat" çıkıyor.

"28 Şubat"ı kazıyorsunuz, altından "12 Eylül" çıkıyor.

12 Eylül''ü kazıyorsunuz, altından "12 Mart", onun da altından "9 Mart" çıkıyor.

9 Mart''ı kazıdığınızda onun da altından Albay Talat Aydemir''in 1962 ve 1963''teki darbe girişimleri çıkıyor.

En altta ise antik "27 Mayıs darbesi" çıkıyor karşımıza.

27 Mayıs bütün darbelerin anasıdır.

Hepsi de bir biçimde birbiriyle ilgili ve her biri de bir diğerini tetikleyen gelişmeler bunlar.

Üstüne üstlük 27 Mayıs''ın şu ya da bu şekilde içinde yer almış kimi isimlerin izine 28 Şubat''ta bile rastlayabiliyoruz.

Sahi Çevik Bir, 12 Eylül darbesinin başı olan Kenan Evren''in yaveri değil miydi o dönemde?

Çevik Bir ile Kenan Evren''i aynı karede gösteren bir fotoğraf yeniden gözlerimizin önüne getirilmemiş miydi?

Bu fotoğraf bizi 12 Eylül''e götürmemiş miydi?

Evren ve yaveri Çevik Bir şimdi ayrı davaların konusu olarak yargı önündeler.

DARBECİLER DARBECİLERE KARŞI

27 Mayıs darbesi çok kötü bir örnek olmuştu.Darbe virüsü 2000''lere kadar bünyemizde varlığını devam ettirmişti.

27 Mayıs 1960 ile 15 Ekim 1961 seçimleri arasında ülkeyi, şeşitli rütbelerde askerlerin teşkil ettiği "Milli Birlik Komitesi "yönetmişti.

38 kişilik Komite kendi içinde çatlamış ve ikiye ayrılmıştı.

14 MBK üyesi 13 Kasım 1960''da kendi arkadaşları tarafından gerçekleştirilen bir iç darbeyle derdest edilerek yurt dışına çıkarılmışlardı.

13 Kasım 1960''dan 15 Ekim 1961''e kadar ipler 23 üyelik "Milli Birlik Komitesi"nin elindeydi.Önce "1961 Anayasası" referanduma götürülmüş ardından genel seçimler yapılmıştı.

MBK Başkanı Org. Cemal Gürsel, seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı seçilmişti.

Komitenin diğer üyeleri ise "Tabii senatörler" ya da halk arasında anıldığı isimle "Temelli Senatörler" olarak Cumhuriyet Senatosu''nda hukuki güvenceye kavuşturulmuşlardı.

Ne ki 1961 seçimlerinden beklenen olmamıştı.Darbeciler seçimlerden CHP''nin tek başına iktidar olarak çıkacağı beklentisi içerisindeydiler.

Oysa CHP''nin aldığı oy yüzde 36.7 idi. Demokrat Parti''nin mirasını paylaşan Adalet Partisi, Yeni Türkiye Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Milet Partisi ise oyların yüzde 50''sine yakınını almışlardı.

Adalet Partisi yüzde 34.8 oy ile CHP''yi takip ediyordu.

Darbecilerin kabul edemeyecekleri bir sonuç ortaya çıkmıştı.

KALK ULAN AYAĞA

21 Ekim 1961 günü İstanbul Harp Akademisi''nde üst düzey subaylar "Silahlı Kuvvetler Birliği" adıyla biraraya gelmişti.

"21 Ekim Protokolü"ne imza atan subaylar Meclis toplanmadan evvel seçim sonuçlarının yok sayılmasını, iktidara el konulmasını, siyasi parti faaliyetlerinin son bulmasını ve Milli Birlik Komitesinin feshedilmesini istemişlerdi.

MBK ile MBK içinde yer almayan subaylar arasında bir problem ortaya çıkmıştı.

Ordu kaynıyordu.

25 Ekim''de Meclis''in açılması bekleniyordu.

Cemal Gürsel, 23 Ekim günü kuvvet komutanlarını ve parti liderlerini Çankaya Köşkü''nde toplamıştı.

O toplantıdan da bir "Çankaya Protokolü" çıkmıştı.

Bu protokole göre Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı seçilecek, 27 Mayıs rejimi muhafaza edilecek, partiler 27 Mayıs''a karşı faaliyetlerde bulunmayacaklar ve hapiste bulunan Demokrat Parti''lilere af getirilmeyecekti.

Darbeciler, Silahlı Kuvvetler Birliği cuntasını bu şekilde yatıştıracaklarını düşünmüşlerdi.

Meclis 25 Ekim 1961''de açıldı.

Dinleyici locaları askerlerce doldurulmuştu.

Cemal Gürsel içeri girdi ve herkes ayağa kalktı.

Sadece ön sıralarda oturan bir milletvekili ayağa kalkmamıştı.

Bu milletvekili AP''li emekli general Yusuf Demirdağ idi.

Temelli senatörlerden MBK eski üyesi general Sıtkı Ulay "kalk ulan ayağa" diye bağırmıştı.

Çankaya Protokolü''ne rağmen Cumhurbaşkanı adayı olan Adalet Partisi senatörlerinden Prof. Ali Fuat Başgil cebren engellenmişti.

MBK üyeleri Başgil''i sıkıştırarak şöyle demişlerdi:

"Etlikte Milli Emniyetin (MİT) bahçesinde çukur hazırlandı. Cumhurbaşkanı seçilirsen, Meclisten çıkar çıkmaz cipin de hazır ona bindirileceksin, Etlik''e götürülüp o çukura defnedileceksin"

Başgil, adaylıktan çekildiği gibi senatörlükten de istifa ederek İsviçre''ye gitmişti.

Cemal Gürsel''in Cumhurbaşkanı seçilmesi bu şartlar altında gerçeklemişti.

YENİ DARBE ARAYIŞLARI

27 Mayıs''ın yarım kaldığı gerekçesiyle darbe girişiminde bulunanlardan birisiydi Albay Talat Aydemir idi.

Darbe sırasında Kore''de görevli olduğu için "Milli Birlik Komitesi"ne girememişti.

Kökünde yer almasına rağmen 27 Mayıs''ın kıyısında kalmıştı ve yeni bir darbenin merkezinde olmaya ahdetmişti Aydemir.

Karizmatik bir kişiliğe sahipti ve 27 Mayıs sonrasında oluşmuş olan durumdan memnun olmayan subaylar ve siviller tarafından el üstünde tutuluyordu.

22 Şubat 1962''deki ilk girişimi, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, MBK''nın Temelli Senatörleri ve onların etkisi altındaki üst düzey subaylar ile İsmet Paşa''nın koalisyon hükümeti arasındaki ititfak yüzünden akamete uğramıştı.

Darbe girişiminde yer alan Aydemir ve taraftarları, İsmet Paşa''nın çabaları sonucunda Meclis''te çıkarılan bir yasayla affedilmişlerdi ama orduya geri dönemeyeceklerdi.

Darbeciler affedilmişti, Demokrat Partililer ise hala içerideydiler.

Aydemir ve taraftarlarını affeden Meclis''in gücü sivil Demokratları affetmeye yetmemişti.

Talat Aydemir artık üniformasını çıkarmıştı ama hala ordu içerisinde göz korkutacak ölçülerde gücü vardı.

Aydemir''in 21 Mayıs 1963''teki ikinci darbe girişimi de sonuçsuz kalmıştı.

Aydemir''e destek sözü veren asker arkadaşları yarı yolda bırakmışlardı.

İkinci kez af olmayacaktı.

Aydemir ve arkadaşı Binbaşı Fethi Gürcan idam edildi, diğer darbeciler ise ağır cezalara çarptırıldılar.

Ordu içerisindeki hiyerarşik düzen Aydemir''e geçit vermemişti.

"12 Mart", "12 Eylül", "28 Şubat" ve diğer darbe girişimleri hep "27 Mayıs"tan esinlenmiştiler.

27 Mayıs hayaleti "Millet iradesinin tecelligahı olan Meclis" ''in üzerinde dolaşmıştı uzun yıllar.

Bu hayalet sivil darbecilerin de içlerinde gezinip durmuştu.

Talat Aydemir''i yere göğe sığdıramayan gazeteciler

Ertuğrul Özkök''ün "medya arkeolojisi" tabirinden yararlanarak bir kazı yaptım. Kazı sırasında karşıma çıkan buluntular medyanın, 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963''te darbe girişiminde bulunan Albay Talat Aydemir''e destek verdiklerini kanıtlıyordu.

Aydemir davasında önce idama, sonra da müebbet hapse mahkum edilen Kurmay Yarbay Osman Deniz anılarında, Kurmay Adnan Çelikoğlu''nun basınla ilişkileri organize ettiğini anlatır.

Osman Deniz bakın ne diyor:

"Basının bir kanadı da açıkça Talat Aydemir''i öven yayınlar yapmaya başlamıştı. İstanbul''da Dünya ve Yeni Sabah, Ankara''da Ekspres ve Zafer gazeteleri Aydemir ile ilgili olayları baş manşetten veriyorlardı. Fıkra ve başmakale yazarları sık sık Talat Aydemir''i öven yazılar yazıyor, 22 Şubat''ın gerçekçiliğini dile getiriyorlardı. İstanbul''da Aydemir''i yakından tanımak isteyen çevre büyümekteydi."

Osman Deniz''in anlattıklarına göre meşhur yazarlardan Bedii Faik darbeciler ile siviller arasında neredeyse kuryeliğe varan bir faaliyet içerisindeydi.

Bedii Faik, 3 Kolordu Komutanı Refik Tulga''dan ihtilal konusunda tasvip aldığı ve bu bilgiyi İsmet Paşa hükümetinde bakan olan Avni Doğan aracılığıyla Talat Aydemir''e iletmişti.

Hatta Bedii Faik''in başarılı bir ihtilal sonrasında "Basın komiserliği" kurulması yönündeki teklifi darbeciler tarafından kabul edilmişti.

Başına Bedii Faik''in getirileceği "Basın Komiserliği" basın üzerinde bir sansür kuracak ve ihtilal komitesinin buyruklarına göre hareket edecekti.

İlginçtir, Deniz''in verdiği bilgilere göre meşhur yazarlardan Falih Rıfkı Atay da ateşli bir Aydemir taraftarıymış.

Gerçekten de Falih Rıfkı Atay bir yazısında "Aydemir''in gözlerinde, Mustafa Kemal''in pırıltılarını gördüm" diye yazmıştı. Gazeteci Cüneyt Arcayürek, Prof. Perihan Çambel''e "Ne buluyorsunuz Aydemir''de de peşinden ayrılmıyorsunuz "diye sormuştu da şu cevabı almıştı:

"Müthiş bir insandır. Her sabah erken kalkar, mutlaka tıraş olur, ayakkabıları her zaman boyalıdır, pantolonu her gün ütülü."

Hakikaten müthişti aydınlarımız..

CHP''li gazetecilerden Orhan Birgit de anılarında 1962''de İstanbul gazetelerinin Talat Aydemir hareketinin gönüllü destekçileri olduğunu anlatır.

Aydemir her İstanbul''a gittiğinde bir gazeteciler ordusu tarafından karşılanıyor, Gazeteciler Cemiyeti''nde ağırlanıyordu. Rulet dönüyordu ve gazeteciler ellerindeki parayı Aydemir''e basmışlardı. Olmadı, Aydemir ikinci kez yine kaybettirmişti.Darbenin akamete uğraması üzerine bazı gazeteler Aydemir aleyhine dönmüşlerdi.

Müthiş adamlardı bizim gazeteciler.

Bütün darbelerde aynı adamlar..

Adalet Partisi''nin 1965''de tek başına iktidara gelmesi cunta girişimlerini hızlandırmıştı.

"27 Mayıs rejimi"nin tehlikede olduğunu düşünen eski MBK''cı "Temelli Senatörler"in bir kısmı bu cunta girişimleri içerisinde yer aldılar.

Bu cuntalardan biri sivil Doğan Avcıoğlu ile 27 Mayıs darbesinin kilit adamlarından General Cemal Madanoğlu tarafından kurulmuştu.

Cuntanın sivil kanadında başta İlhan Selçuk olmak üzere bazı gazeteciler de yer almıştı.

"Baas tipi" bir rejim kurmak isteyen cunta ordu içerisinde "9 Martçı" olarak bilinen bir grupla ilişkiliydiler.

27 Mayısçı eski subaylar ın bir kısmı "12 Mart" öncesinde çeşitli sol grupları sokağa çekmekte rol almışlardı.

9 Mart cuntası da kendi içinde parçalandı.

9 Martçılar da Talat Aydemir gibi yarı yolda bırakılmışlardı.

Başta Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur olmak üzere çok sayıda üst düzey subay saf değiştirmişti.

"12 Mart Muhtırası" bu saf değiştirmeyle gerçekleşti.

İlkin bu parçalanma belirgin olmadığından sol çevreler, "Temelli Senatörler", "Dev-Genç", "TÖS(Türkiye Öğretmenler Sendikası" ve "DİSK" 12 Mart''ı sevinçle karşılamışlardı.

Temelli senatörlerden General Mucip Ataklı''ya göre 12 Mart darbesi "hukuki ihtilal" idi.

Temelli senatörlerden "Milli Birlik Grubu" üyesi Mehmet Düzgüneş 12 mart döneminde Nihat Erim''in ara rejim hükümetinde kısa bir süre bakanlık yapmıştı.

Erim''in Başbakanlığı döneminde başlatılan "Balyoz Harekatı" darbecilerle sol arasındaki ilişkiyi paramparça etmişti. 12 Mart''ı sevinçle karşılayan sol çevreler büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardı. 12 Mart''a selam çakan DİSK "28 Şubat" sürecinde de önemli rol oynamıştı.

9 Mart tasfiyesinden kurtulan genç subaylardan bazıları 28 Şubat sürecinde general rütbesindeydiler.

9 Martçı İlhan Selçuk 2000''lerde yine bir başka darbe girişiminin içinde yer almakla suçlanmıştı.

Hatta bir telefon görüşmesinde Selçuk, "Cumhuriyet" gazetesinin Ankara temsilcisi Mustafa Balbay''a 9 Mart''ta uğradıkları ''ihanet''e atıfta bulunarak "Bir kez daha biz yenilen tarafta olursak, hiç istemiyorum. Bundan korkuyorum" demişti

Tarih ikinci kez tekerrür etmişti.

Bülent Ecevit, 12 Mart muhtırasına karşı çıkarak CHP Genel Sekreretliği''nden istifa etmiş ve akabinde İsmet Paşa''yı devirerek genel başkan seçilmişti.

12 Mart Muhtırası''na imza koyanlar arasında yer alan Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Muhsin Batur 1974''te Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından kontenjan senatörü olarak atandı.

Batur daha sonra Genel Başkanlığını Ecevit''in yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi''ne geçti.

12 Eylül''den önce CHP tarafından Cumhurbaşkanlığı''na aday gösterildi. 27 Aralık 1979''da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk''e verilen "Muhtıra mektubu"nda imzası olan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Ulusu da 12 Eylül döneminde Başbakanlığa getirilmişti.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026