'Haftaya başbakanım'
00:00, 12/04/1999, PazartesiG: Güncelleme: 18:55, 16/11/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
'Haftaya başbakanım'
FAZİLET Partisi bütün bölgelerde büyük bir yükselişe geçti. 200'ü aşan bir grupla geliyoruz. Belediyelere de yenilerini ilave edeceğiz. 18 Nisan'da FP birinci, DSP ikinci olur. DYP ile ANAP üçüncülük için çekişiyor. CHP barajı aşamaz, MHP ise bıçak sırtında.MUSTAFA KARAALİOĞLU
Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan da diğer liderler gibi adım adım Türkiye'yi dolaşıyor. Bazı günler iki, hatta üç mitinge katılan Kutan bir yandan da televizyon programlarıyla mesajlarını seçmene iletmeye çalışıyor. Son haftaya girilirken tempo da giderek artıyor. Önceki günü Kutan'la birlikte geçirdik, Fazilet Partisi'nin Erzurum ve Trabzon mitinglerini izledik ve 8 kişilik özel uçağıyla Ankara'dan havalandıktan sonra FP lideriyle geniş bir siyasi sohbet yaptık. Sohbette Kutan, son haftaya girilirken seçimi, partisinin ve diğer partilerin şanslarını, ülke sorunlarını ve 19 Nisan sabahı Türkiye'yi bekleyen siyasi manzarayı anlattı. İşte, Kutan'ın penceresinden Türkiye'yi 19 Nisan sabahı bekleyen tablo...
Sayın Çiller, FP'ye mesafeli duruyor, Sayın Yılmaz da partinizle koalisyon yapmayacağını açıkladı. Sandıktan tek partili bir iktidarın çıkması mümkün görünmediğine göre kafanızdaki hükümet olma planı nedir?
Seçim sonuçları üzerinde tahminde bulunmak kolay değildir. Mesela, CHP ve MHP'nin barajı geçip geçemeyecekleri konusu ciddi bir belirleyici faktördür. İkisi birden geçerse 50'şer milletvekili çıkarabilirler. Olmazsa, 100 civarında milletvekili diğer partilere dağılacak. Şartlar nasıl gelişirse gelişsin tabii ki öncelikli tercihimiz ikili bir koalisyondur. Her durumda, şu ya da bu parti ile koalisyon kurmamak gibi bir ön şartımız yok.
Sayın Çiller, "Dininizin kefili benim... FP inanç özgürlüğünü koruyamaz" gibi demeçler veriyor. Sizce FP tabanından oy çalmak mı istiyor?
Hayır bence değil. Fazilet dışında diğer partilerde de mütedeyyin insanlar var, mesela ANAP'ta. Bu durumda ilk hedefinin ANAP olduğunu düşünüyorum. Tabii, FP'yi de zayıf düşürmek isteyecektir. Yalnız, Sayın Çiller'in dezavantajı şu: İnandırıcı ve güvenilir bir imaj vermiyor. Dinî meselelerde bir sürü beyanlarda bulunuyor ama, bu konularda altyapısı yok, kültürü yok.
Çiller, Sayın Aydın Doğan'la da bir polemiğe girdi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Gerginliği artıracak bir tavrı tasvip edemeyiz. Bazıları bundan fayda umdukları için yapıyorlarsa da getirdiği faydadan daha çok zararı da olabilir. Medyanın inandırıcılığını eskiye oranla iyice yitirdiğini de unutmamak lazım.
Sayın Yılmaz da son konuşmalarında İmam-Hatipler'in Refahyol tarafından kapatıldığını söyleyerek, size yönelik başka bir polemik başlattı...
Sayın Yılmaz'ın açmazı şu: Bir konuşmasında "İHL'lerin kapatılmasına Sayın Erbakan sebebiyet verdi" diyor. Aradan bir gün geçiyor, "İHL'ler kapatılmadı, hepsi açık" diyor. Oysa gerçek farklı. Öyle şartlar getirildi ki kimse artık İmam-Hatipler'i tercih etmiyor. Bu, fiili kapatmadır. Yılmaz bunun vebalinden kurtulamaz.
Siz iktidara geldiğinizde bu konuda ne yapacaksınız?
Bu çağdışı uygulamayı kaldıracağız. Herkes, yine 8 yıl okuyacak ama, yönlendirmeli olacak. İleride de temel eğitimi 11 yıla çıkaracağız.
FP'nin öncelikli meselelerinden birisi de 312. madde. Seçim sonrası için kafanızda 312. maddeye ilişkin bir plan var mı? Yoksa bunu zamana yaymayı mı deneyeceksiniz?
Bu parlamentodaki gücümüzle ilgili bir şey. Koalisyon ortağımız olacak partiyle bu yasaların değiştirilmesi konusunda protokol mutabakatı sağlayacağız. Ağırlıkla üzerinde duracağımız konu budur.
18 Nisan Türkiye'yi normalleştirebilecek mi?
Gerçekten önemli ve verilecek mesajlar itibariyle tarihî bir seçime gidiyoruz. Vatandaş oylarıyla 28 Şubat dönemine ilişkin kanaatini de ortaya koymuş olacak. Bu açıdan FP'nin alacağı oyun önemi daha da artıyor. Bu seçimin ardından normalleşme bekliyorum. Ancak, bıçakla kesilmiş gibi de bu meselelerin halledilme ihtimali yok...
Geçmişle hesaplaşma ya da geçmişe sünger çekmek. Bu iki seçenekten hangisini size uygun?
Biz, meseleye bir hesaplaşma olarak bakmıyoruz. Devr-i sabık yaratmayacağız da demiyoruz. Hukuk devleti prensipleri çerçevesinde ne yapılacaksa o sorumlu kurumlar tarafından yürütülür.
Fazilet Partisi'ne yönelik bir kapatma istemi var. Bunun gerçekleşme ihtimali sizce nedir?
Hayır, kesinlikle yok... Çünkü ortada bir suç bulunmuyor. Partimiz hakkında suç duyurusunda bulunulması da bir haksız rekabettir. Türkiye bir hukuk devletiyse bu kesin olarak sözkonusu olamaz.
Bir aksilik olmazsa Meclis'e bir ya da iki başörtülü milletvekili girecek. Bu sorun olmayacak mı?
Adaylar milletin önünde, kararı da millet verecek. Seçip gönderirse buna kimin itirazı olabilir? Kaldı ki, bizim hukuk sistemimizde kimlerin aday olacağına, kimlerin olamayacağına Yüksek Seçim Kurulu karar verir. YSK, bu iki hanım arkadaşımızın başörtülü resimlerle yaptıkları başvurulardan sonra aday olabileceğini kabul etmiştir. Bu hanımlar anayasal haklarını kullanarak aday olmuşlar.
Yeni Meclis, yeni bir cumhurbaşkanı da seçecek. Sizin kafanızdaki cumhurbaşkanı tanımı nedir?
Tabii ki demokrasiye yüzde yüz bağlı, insan haklarından, özgürlüklerden yana, millet iradesinden başka irade kabul etmeyen ve tabii ki üzerinde en fazla mutabakat sağlanabilecek bir isim olmalı.
Kim olabilir? Mesela, siz düşünüyor musunuz?
Hayır, ben bunu düşünmüş değilim. Ama, parti karar organlarımızda benim Çankaya'ya uygun görülmem durumunda neden olmasın?
Son haftaya girildi. Partinizin bölgelerdeki durumunu nasıl görüyorsunuz?
Karadeniz'de, özellikle Doğu Karadeniz'de en güçlü parti Fazilet Partisi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, Orta Anadolu'da en güçlü parti Fazilet. İstanbul'da Marmara'da yine en güçlü biziz. Ege sahillerinde ve kısmen Akdeniz sahillerinde önemli gelişmeler olmasına rağmen biraz temkinli davranıyorum. Milletvekili sayımızın 18 Nisan'da yüzde 30 ila 40 arasında artacağını tahmin ediyorum. Yani, 200'ü aşan bir grupla geliyoruz. Ancak, iki partinin barajı geçip geçmeme durumuna göre büyük sürprizler yaşanabilir ki bu da bizim için daha büyük fırsatların ortaya çıkması demektir.
Ya genel sıralama!..
Tabii anket yapılamıyor ama görünen o ki Fazilet'ten sonra DSP gelebilir. Ardından da DYP ile ANAP'tan birisi olacak. Ancak, bu üç partinin oy oranlarının yüksek olabileceğini zannetmiyorum. MHP tam bıçak sırtında, CHP ise büyük ihtimalle barajın altında kalacak.
Fazilet Partisi, belediyelerde nasıl görünüyor?
Belediyelerdeki oylarımız genelin üç-beş puan üzerindedir. Bu 18 Nisan'da da görülecektir. İstanbul, Ankara, Kayseri ve Diyarbakır gibi büyükşehirlerden sonra şimdi Kocaeli, Gaziantep'i ve Adana'yı da alıyoruz.
Birinci parti olduğunuz iddianızın doğal sonucu iktidar olmaktır. Türkiye, sizi haftaya başbakan olarak görebilecek mi?
Gayet tabii.. Her zaman bu ihtimal var. Seçimlerden en büyük parti partinin başkanının başbakan adayı ve de başbakan olmasından doğal bir şey yoktur. Sayın Demirel'e de hukuk ve teamül çerçevesinde düşen, görevi birinci partinin liderine vermektir. Bunu yapmak mecburiyetindedir. Biz geçen dönemde ülkenin içinde bulunduğu özel şartlar nedeniyle hep hoşgörülü davrandık. Diretmedik. Nasıl olsa seçimler yaklaşıyor diyerek, bunun kavgasını vermedik. Ama şimdi durum farklı.
Bu konuyu Sayın Demirel'le görüştünüz mü?
Hayır, hiç konuşulmadı ama ortada bir mesele görmüyorum.
Çiller'le Yılmaz, arasında "Kaybeden çekilsin" şeklinde bir iddia var. Bu çekişmenin sonucu ne olabilir?
Hangisinin diğerinin üstünde oy olacağından daha önemlisi bu iki partinin geçen seçimlere göre oylarını koruyup koruyamadıklarıdır. Aaşağı düşmüşse ikisinden de beklenecek şey Herr Kohl'ün tavrıdır. Mağlubiyet olursa çekilmelidirler. Bu gelenek de Türk siyasetinde yerleşmelidir.
Sayın Erbakan ve Sayın Erdoğan'dan yoksun olarak seçime gidiyorsunuz. Bu dezavantaj değil mi?
Tayyip Erdoğan kardeşimiz sadece bir şiir okuduğu için cezalandırıldı. Türkiye çok kolay adam harcıyor ama böyle bir lüksü olmamalı. Sayın Erbakan da aynı mantıkla yasaklı durumda. Hem Erbakan'a hem de Erdoğan'a Türkiye'nin ihtiyacı vardır. Bir an önce siyasi haklarına kavuşmalıdırlar.
Başlıklar :



