İhanetin karanlığından milli iradenin zaferine
04:00, 15/07/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Fotoğraf: Arşiv
ALİ FİDAN - Vali- Emniyet Genel Müdürü
15 Temmuz; devletimizin bekasını, milletimizin iradesini, anayasal düzenimizi ve ortak kazanımlarımızı hedef alan tarihimizin en karanlık ve en ağır sınanma noktalarından biridir. Aynı zamanda 15 Temmuz, hain emellerin milli iradenin aşılmaz duvarında darmadağın olduğu tarihi bir destandır.
İhanetin üzerinden tam 10 yıl geçti. O karanlık gece; devletimizin tüm kurumlarına sızmış, aklını ve iradesini kapalı bir ihanet şebekesine devretmiş kişilerin, topyekûn istiklalimize ve istikbalimize kastetme girişimiydi. Ancak aziz milletimiz tankların ve uçakların karşısında vatanımızın onurunu kararlılıkla müdafaa etti.
Bu sinsi ihanet planıyla; devletimizin stratejik ve kritik öneme sahip merkezlerinin doğrudan hedef alınması kesinlikle tesadüf değildi. Gazi Meclis’imizin, Cumhurbaşkanlığı Külliye’mizin, Özel Harekât Başkanlığımızın, Havacılık Daire Başkanlığımızın, Ankara Emniyet Müdürlüğümüzün vurulmasındaki asıl amaç; devletin kalbini durdurmak, milletin direncini daha ilk andan itibaren felç etmekti. Fakat bu hayâsızca akın, vatan evlatlarının göğsündeki iman ve cesaret duvarına çarptı.

Vali - Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan
O gece atılan bombalar binalara fiziki hasar verdi belki ama milletimizin ve devletimizin bekasına olan sadık duruşunu asla bozamadı. O gece yapılmak istenen sadece kurumları ele geçirmek değildi; asıl hedef aziz milletimizin devletine duyduğu o kadim güven duygusunu yok etmek, iki bin yılı aşan devlet geleneğimizi zincire vurmaktı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “… Milletime de bir çağrı yapıyorum, o da şudur, milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum, havalimanlarına davet ediyorum... Halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar…” çağrısıyla sokağa inen vatandaşlarımız, gövdelerini siper ederek darbecilere geçit vermedi. Tarihin akışını değiştiren bir cesaretle meydanları terk etmeyen milletimiz, meşru düzene sadık vatan evlatlarıyla omuz omuza vererek destansı bir dayanışma sergiledi. Sivil iradeyle devletin kenetlenmesi, bizlere meşruiyetin salt yasalardan değil, doğrudan doğruya milletin sinesinden ve vicdanından alındığını ispatladı. Bu tarihi direnişle tüm dünyaya bir kez daha haykırdık ki; irade bizim, zafer bizim!
Nitekim, mankurtlaşmış elemanlarıyla ve kendilerini maskelemek suretiyle pek çok kamu kurumuna illegal olarak sızan FETÖ’nün temel stratejisi ve ideolojisi; yasama, yürütme ve yargı erkleri başta olmak kaydıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm anayasal kurumları üzerinde mutlak bir tahakküm kurmaktı. Asıl gayeleri; devleti ve toplumsal yapıyı kendi sapkın zihniyetleri doğrultusunda baştan aşağı yeniden dizayn etmekti. Bu mutlak kontrolü sağladıktan sonra ise ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasi dinamiklerini oligarşik bir sistem eliyle yönetmeyi hedefliyorlardı. Üstelik bu ihtirasları sınırlarımızla da kısıtlı değildi; dış ülkelerle geliştirecekleri karanlık ilişkiler ve ağlar vasıtasıyla küresel çapta bir nüfuz alanı inşa etmeyi ve bu uluslararası gücü de yine aynı oligarşik yapıyla tahakküm altında tutmayı planlıyorlardı. Ama hamdolsun ki amaçlarına ulaşamadılar. Ay yıldızlı bayrağımızı yere düşüremediler. Ne bu toprakların birlik ve beraberlik ruhunu kırabildiler ne de milletimizin istiklal kararlılığını gölgeleyebildiler. Liyakati dışlayıp aidiyeti merkeze alan, hiyerarşiyi anayasadan değil kapalı kapılar ardındaki odaklardan kuran hiçbir yapının bu devlette barınma ihtimali yoktur.
Biz de Emniyet Genel Müdürlüğü olarak personel seçiminden eğitim müfredatlarına kadar her aşamada devlete bağlılığı ve hukukun üstünlüğünü esas alıyoruz. Kurumsal denetimi, hesap verebilirliği ve şeffaflığı etkin bir şekilde tahkim ediyoruz. 86 milyon vatandaşımızın huzur ve güvenliğini sağlamak için canla başla çalışıyoruz.
Bizi güçlü kılan asıl unsur sahip olduğumuz imkân ve kabiliyetlerimizin yanında yalnızca “milletimizden” emir alan devlete sadakatle bağlı nitelikli insan kaynağımızdır. Daha geçtiğimiz haftalarda Polis Akademimizden başarıyla mezun olup komiser yardımcısı ve polis memuru rütbeleriyle saflarımıza katılan binlerce genç mesai arkadaşlarımızın taşıdığı vizyon da istikbalimize vurulmuş ebedi bir mühürdür. Yarınlarımızı emanet ettiğimiz bu yeni nesil; biat değil liyakat, millete sadakat, devlete ve kanunlara bağlılık üzerine yetişmiştir. Kaynağını doğrudan doğruya milli iradeden alan bu asil duruş; ‘Büyük ve Güçlü Türkiye’ yolunda, Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda ‘Huzurun Yüzyılı’ yapma kararlılığımızın en somut tezahürüdür. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10. yılında; demokrasimiz için, bu topraklarda bağımsızlığımızın ve birliğimizin daim olması için canlarını feda eyleyen aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.








Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.