Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 2010'de Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattında sözleşmenin en az 20 yıl için yenileneceğini ve petrolden sonra Türk şirketlerinin Irak'ta gazdan elektrik üretme işine de gireceklerini açıkladı. Bakan, Türkiye'nin Uzan yükünü de atacağını söyledi
Kuzey Irak'ın petrolünü çıkaran ve ihraç eden Türk şirketleri, bu ülkede doğalgazdan elektrik enerjisi de üretmeye hazırlanıyor. Uzanlar'ın Türkiye aleyhine açtığı ikinci davayı da kaybetmesini, "Uzanlar'ın yükünden kurtuluyoruz" diye değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, nükleer enerjiden Putin'in açıklamalarına kadar enerji gündemine ilişkin merak ettiklerimizi cevaplandırdı:
Irak'ın şu anda bizden daha az suyunun olması, bizim bu su planlamamızı hafifçe değiştirmemize sebep oldu. 500 metreküp/saniye suyu, 550 metreküp/saniyeye çıkarıyoruz, bu yaz dönemi için bir aylığına. Ekim'in 20'sine kadar olacak bu süreçten sonra tekrar 500 metreküp/saniyeye döneceğiz.
Biliyorsunuz bizim Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattımız var. Bunun anlaşması 2010 yılında bitiyor, onu inşallah yenileyeceğiz. Buradan tekrar yılda 70 milyon ton civarında yüksek kapasiteyi harekete geçireceğiz.
Yine en az 20 yıllık anlaşma olur.
Irak'ta doğalgaz rezervleri bulunmasına rağmen yeterince çıkarılmıyor. Orada da elektrik üretim tesisleriyle ilgili olarak özel sektörün yer almasını istiyoruz ve sağlayacağız.
Tabii, elektrik üretecekler. Bu alandaki şirketleri Irak'a yönlendiri-yoruz, orada elektrik üretecekler.
Öncelik Irak'ın ihtiyacını karşılamak.
Bu Aralık ayı sonunda yapılacak olan ikinci faz ihalelerinde TPAO 6 bölgeye direkt, 4'üne de konsorsiyumla olmak üzere toplam 10 tane bölgede ihalelere girecek. Bizler bu konuda ümitliyiz.
Bu sahalar, bize en az 3-4 milyar dolarlık ilave iş imkanı oluşturacak.
Stratejik bir karardır bu. Nükleer işi, sıradışı bir iştir. Türkiye açısından da, komşu ülkeler açısından da... Türkiye ilk defa bunu yapıyor. İhale sürecinde, açıkça söyleyeyim: Teminat mektubu süresi bili-yorsunuz önümüzdeki hafta bitiyor. Ancak karşılıklı mutabakatla biz bu süreyi 1-2 ay daha uzatabiliriz. İki ana eksen olan hukuki ve fiyat bakımından karşılıklı değerlendirmeler sürüyor. Bir ay gecikmesi veya erken çıkması, bana göre ikinci planda kalıyor.
Şu anda geldiğimiz nokta çok ümit verici. Dün itibariyle ikinci davayı da kazanmış bulunuyoruz. Hatırlayacağınız üzere 3.8 milyar dolarlık Polonya'daki birinci davayı da geçen ay kazanmıştık. 4.6 milyar dolarlık ikinci bir davamız vardı, hamdolsun onu da kazandık dün. Bu, bizler için çok iyi oldu. Şimdi Libenanco davası var. 10.1 milyar dolarlık... O konuda hakem heyetine ve hukuka güvendiğimizi bir kez daha belirtmek isti-yorum. Şimdiye kadar buradan alınan sonuçlar ve hele hele bütün hakem heyetinin mutabık kalarak yayınladığı 51 sayfalık gerekçeler bizi aslında çok sevindirdi. Hakem heyetinde, ödemelerin yapılmamış olması bir tereddüt oluşturdu.
Hisse senetlerini aldığını iddia ediyor, ama ödeme yapmıyor. Niçin ödeme yapmıyorsun diye hakem heyetinde bir tereddüt doğurdu ve iinandırıcılığını, güvenini yitiriyor. Uzar Grubu davalarında inindırıcılığın olmadığı, bizim dediğimiz noktalara gelmesini iyi bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.
Bence Türkiye, içinde bulunduğu ortam ve enerji kaynakları bakımından en avantajlı haline inşallah kavuşacak. Bununla ilgili bir sıkıntımız olmaz. Kendi içindeki dengeleri gözetmek ve enerjiyle ilgili en iyi kurguyu oluşturmak içinde ciddi bir gayret içinde-yiz. Uzanların davaları gibi sırtımızdaki birtakım yükleri de birer birer atıyoruz. Dolayısıyla daha iyi günler olacaktır diye düşünüyorum.
Enerjinin sürekli ve sürdürülebilir verilmesi, fiyattan daha önemli bir anlayış. Bu konuda şu anda bir aksamamız yok. Fiyat konusuna gelince... Elektrik fiyatları kısa vadede ucuzlamaz. Bir enerji bakanı olarak bunu açık ve net söyleyeyim. Çünkü Türkiye yatırım yapıyor, büyüyor.
Evet, öyle zaten...
Üretim, iletim ve dağıtım olmak üzere yıllık 4-4.5 milyar dolardan aşağı değildir.
Aynen öyle... Bu gerçeği ben sizinle açıkça paylaşmak durumundayım. Türkiye büyümesini tamamladığı anda elektrik fiyatları düşmeye başlar. Bunun dışında düşmesi için kendi kaynağımızın olması lazım. Petrol ve doğalgazı onun için aramaya devam ediyoruz.
Türkiye'nin ihtiyaçları ile karşılaştırdığımızda somut bir şey çıkmadı. Şu anda günlük 80 bin varil petrol çıkarıyoruz. Bu bir ülke için çok düşük. Biz aramaya devam ediyoruz.
Batman, Adıyaman ve Karadeniz bölgesi öncelediğimiz alanlarında başında geliyor.
Çok önemli bir açıklama. Putin de Türkiye'nin başından beri söylediği gibi bir geçiş ülkesi olma özelliğimize işaret ediyor.
Türkiye'nin müstakilen arzettiği coğrafi ve stratejik önem, Putin'in böyle bir karar almasında başlı başına bir sebep olur diye düşünüyoruz. İlişkilerimiz çok sıcak ve stratejik işbirliği adını verdiğimiz bir ilişkiye sahibiz.
Türkiye'nin jeopolitik ve coğrafyasından kaynaklanan avantajların diğer ülkeler tarafından da hissedilmesinin adıdır bu. İstediğimiz boru hatlarını yapmış olmamız halinde Türkiye'nin ister Rus gazını, isterse İran, Türkmenistan ve Azerbaycan gazını Avrupa'ya taşıyacağımız konudur. Başka ülkeler tarafından da görülüyor.






