“Keşke vatan kendisine sarılıp öpebileceğimiz bir şey olsaydı”
04:00, 15/07/2023, Cumartesi
Yeni Şafak

Arşiv.
O gece korku bu halktan, bu muazzez halktan korktu. Tankın, makineli tüfeğin, uçağın, helikopterin üzerine üzerine nasıl yürünürse öyle yürüdü bu muazzez halk o gece. Ta zamanın başından beri yayan yapıldak nasıl yürüyorsa öyle yürüdü.
15Temmuz’un Türkiye’de henüz yeteri kadar konuşulduğunu, anlaşıldığını düşünmüyorum. Bunun çeşitli sebepleri var. Birincisi, olay bu kadar tazeyken ve tanıklıklar bu kadar fazlayken, olayı serinkanlı değerlendirebilecek birtakım enstrümanlardan yoksun oluyor insan zihni ister istemez. Bu, işin belki psikolojik nedeni. Bir de sosyolojik nedeni var. Tam bu noktada, yaptığımızı anlamak ya da yaptığımız üzerinden konuşmak bize sanki ayıp bir şeymiş gibi geliyor. Oysa biz 15 Temmuz’da birkaç şeyi birden başardık.
O gece, “Allah o gece korkuyu üzerimizden kaldırdı” cümlesi öylece söylenmiş bir cümle değildi. O gece korku bu halktan, bu muazzez halktan korktu. Tankın, makineli tüfeğin, uçağın, helikopterin üzerine üzerine nasıl yürünürse öyle yürüdü bu muazzez halk o gece. Ta zamanın başından beri yayan yapıldak nasıl yürüyorsa öyle yürüdü. Ahırdaki davarını, çadırdaki avradını, obadaki evladını o yürüyüşle elde etmişti bu muazzez halk. O geceki yürüyüş ile de ahırdaki davarını, çadırdaki avradını, obadaki evladını korudu işte. Dişi ve kanıyla, eti ve canıyla korudu. Tekbir getirip öyle korudu. Elini asfalta bastırıp teyemmüm aldı da öyle korudu. İnşirahla korudu. Fetihle korudu. “Rabbi temmim bil hayr” dedi de öyle korudu. Ve bana öyle geldi ki değil asker kostümü giymiş teröristler, değil sümüklü mehdinin tüm sidikli müritleri, tüm Moğol ordusu at sırtında gelse söktürüp atardık o gece. Çünkü “bize vekil olarak Allah yeter” demiştik bir kez. Bir kez Allah’ı vekil edersen her işin âsân olur çünkü.
ANADOLU’DA KALMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR
Bu inanç ve dirayetle Türkiye’ye yönelmiş bir büyük tehdidi ortadan kaldırdık ve bir kez daha anlaşıldı ki, Anadolu bunu sıklıkla tekrar etmek zorunda kalan bir coğrafya. Bir kez daha anlaşıldı ki; burada biz bin yıldır varız ve bin yıl daha var olacağız. Yani aslında 15 Temmuz, bir bakıma Malazgirt’ten beri Müslüman Türklerin bu coğrafyadaki varlıklarını devam ettirebilmesi için girdiği imtihanlardan biriydi ve bu imtihanı o gece, toplumun çok sesli katmanlarından insanlarının katılımıyla püskürttük. O gece ezan veya sala sadece bir namaz çağrısı değildi bizim için. Bundan daha fazlasıydı. Ve hemen ertesi sabah, 16 Temmuz sabahı, Müslüman Türklerin Anadolu coğrafyasında kalma kararlılığıyla bir alıp veremediği olan taraflar korkunç bir tezvirata başladılar. O tezvirata kulak asmamak da Anadolu’da Müslüman Türk olarak var olmanın yollarından biri. Onlar konuşuyor, biz her seferinde yapıyoruz. Çünkü zoru geldiğinde bu memleketi her türlü beladan kurtarma cesareti bizde var, onlarda yok. Dolayısıyla 15 Temmuz, biz Anadolu’daki Müslüman Türkler için benzerini sıklıkla gördüğümüz bir sınavdı. Ve biz bu sınavı mutat olduğu üzere yine büyük bir başarıyla atlatmış olduk.
“BİZİM İYİLERİMİZ ŞEHİT OLDU”
Erdem Beyazıt TRT’nin bir belgesel projesi için Afganistan’a gittiğinde, kendisine bir grup delikanlı zannediyorum bir nehri geçmek için yardım eder. Rusya ile cihadı vardır Afganistan’ın, 1979’un sonlarında başlayıp 1987’ye kadar aralıksız devam eden. Ve Rusya’nın kesin mağlubiyetiyle sonuçlanan o büyük cihatta Erdem Beyazıt ve arkadaşları, bir grup gençten yardım alarak nehri karşıdan karşıya geçerler. Nehri geçtiklerinde Erdem Beyazıt çocuklara “Siz ne iyi delikanlılarsınız” diye iltifat eder. Delikanlılardan biri de “bizim iyilerimiz şehit oldu” cevabını verir.
15 Temmuz gecesi inanıyorum ki şehit olan arkadaşlarımızın tamamı bizim iyilerimiz diyebileceğimiz arkadaşlardı. Halil Kantarcı’dan Mustafa Cambaz’a, Erol Olçok’tan güzel evladı Abdullah Tayyip Olçok’a kadar… Bizim de iyilerimiz şehit oldu o gece. Aslında çok daha büyük bir cezayı hak eden darbecilere de neredeyse hiçbir şey yapmadık. Fakat buna rağmen; Müslüman Türklerin Anadolu coğrafyasındaki varoluşlarıyla ilgili bir alıp veremediği olan o kesimin yaptığı büyük tezvirat hiç hızını kesmedi ve korkunç cinayetler işlendiğine dair birtakım yalanlar yaygınlaştırdılar. Korkunç cinayetler işleyen insanlar değiliz. Öyle insanlar olsaydık bugün Anadolu’nun Müslüman ve Türk kalışıyla ilgili bir kader seçimiyle daha karşı karşıya kalmazdık.
15 Temmuz bir bakıma Türklerin Malazgirt’ten alıp Misak-ı Milli’ye kadar getirdiği Misak’ın, bir göstergesi olarak ortaya çıkmış bir geceydi. Muazzez ve mukaddes halkın gecesi. Tıpkı Misak-ı Milli sürecinin, Kurtuluş Savaşıyla birlikte köpeklerin değil Müslüman Türklerin yüzyılını başlatması ile ilgili.
SOYKIRIM DENEMESİ YAPTILAR
Son olarak bir de küresel emperyalizmin tasmalı köpeklerini hatırlatmak istiyorum. Kimdi onlar? Tabii ki o gece 250’yi aşkın insanı şehit eden, Türkiye’ye, bu aziz millete, bu aziz milletin değerlerine her saldırıyı makbul gören FETÖ isimli terör örgütüdür.
Denk geldi söyleyeyim…
11 Temmuz 1995’te, gözü dönmüş, büyük Sırbistan hayaliyle yanıp tutuşan ve “Türklerden tüm yenilgilerimizin intikamını alacağız” diye hırlayan Sırp caniler Srebrenitsa’da büyük bir soykırıma imza atmışlardı biliyorsunuz.
Bu alçakça soykırımın üzerinden 21 yıl geçtikten sonra, 2016 yılının temmuz ayının 15. gecesi bu kez Sırplarla motivasyonu, intikam hırsı, öfkeleri aynı olan bir grup terörist, Türkiye’de bir başka soykırım denemesi yaptılar. “Soykırım”, evet!
Eğer o gece aziz Türk milleti darbeye çıplak elleriyle mâni olmasaydı bugün Türkiye’de, 1980 darbesini mumla aratacak geniş çaplı bir soykırıma şahit olacaktık. FETÖ isimli terör örgütü, bu alçak, bu hain darbe girişimini başaramayınca zaten öteden beri emrinde oldukları küresel emperyalizmin bu kez “azat kabul etmez tasmalı köpeği” haline geldi.
ARTIK YAPACAKLARI TEK ŞEY KEMİK KEMİRMEKTİR
Türkiye’nin aleyhine olabilecek ne varsa, Türkiye’ye zararı dokunabilecek ne varsa omuz vermek, FETÖ isimli itler topluluğunun başat göstergesi. Malumdur ki küresel emperyalizm, tasmalı itleri bulunca onlara kemik atmaya bayılır. Vatansız, ‘Allah’sız, kitapsız hale gelen FETÖ’cülerin tek bir beklentisi kalmıştır.
O da işte küresel emperyalizmin kendilerine layık gördükleri b..lu kemikleri kemirmek.
Kemirsinler bakalım. Onların bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı vardır. Allah, 15 Temmuz gecesi nasıl ki intikamına bu aziz milleti memur kıldıysa önünde sonunda yine aynı işe memur kılacaktır. Ve biz o gün geldiğinde Uhud’u hatırlayıp şöyle haykıracağız: “Bizim ölülerimiz cennete gitti, sizinkilerse cehennemin dibine yuvarlanacak!”
O hazin günlerin birinde bir abimizin kızı bana, “Abi keşke vatan kendisine sarılıp öpebileceğimiz bir şey olsaydı” demişti. Oysa ikimiz de biliyorduk ki 15 Temmuz gecesi vatanımıza sarıldık, onu öptük ve kokusunu ciğerimize çektik. Bundan böyle bütün hikayemiz o kokunun peşinde ömür tüketmektir. Başkaca bir hikâyenin peşine düşersek Allah bizi zelil etsin.







