Milim fark yok

Yeni Şafak, Ali Bayramoğlu
04:00, 08/04/2016, Cuma
Yeni Şafak
Milim fark yok

Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arasında çelişki olduğu yönünde algı oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Davutoğlu, “Terörle mücadele konusunda benim ifade ettiklerimle Sayın Cumhurbaşkanımız'ın ifade ettiklerini yan yana koyarsanız kararlılık bağlamında bir küçük nüans dahi göremezsiniz. Cumhurbaşkanımız'la aramızda kararlılık konusunda milim fark yoktur” dedi.

Finlandiya'ya resmi ziyarette bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu, dönüş yolunda beraberindeki gazetecilere açıklamalarda bulundu, sorularını cevapladı.



Kamuoyunda terörle mücadele devam ederken çözüm süreciyle ilgili Cumhurbaşkanı ile sizin açıklamalarınızın birbiriyle çelişkili olduğu yönünde bir algı, hava var...


Birileri böyle bir algı yaratılmasını özellikle istemiş ve göstermeye çalışmış olabilir. Ben bu algının doğru olduğu kanaatinde değilim. Terörle mücadele konusunda benim ifade ettiklerimle Sayın Cumhurbaşkanımız'ın ifade ettiklerini yan yana koyarsanız kararlılık bağlamında herhangi bir küçük nüans dahi göremezsiniz. Onun için son grup toplantımda hepinizin fark ettiği gibi terörle mücadelenin serencamını anlattım. Çünkü bu algıyı oluşturmak isteyen iki kesim var. Birincisi AK Parti ile Cumhurbaşkanı arasında görüş ayrılığı varmış gibi davranmak isteyen, istismar etmek isteyen HDP ve diğerleri gibi bir de terörle mücadele kararlılığımızdan şüphe uyandırmak isteyen bir kesim de çıktı.



ÜÇ ÖNEMLİ GECE


Terörle mücadelede çok zor, önemli 3 gece vardır. Bu üç gecede alınan kararlar her hükümetin alabileceği kararlar değildi ama biz aldık. Üç gece var ki o üç gece sorumluluktan hiç uyumadım diyebilirim. Biri 23 Temmuz gecesidir. PKK ve DEAŞ noktalarına operasyon kararı verdiğimiz gece. İkinci kritik gün 28 Ağustos günüdür. Anayasal hükümetin kurulduğu gün kırsalda yapılan yoğun saldırılar sebebiyle Genelkurmay Başkanımızın haklı talebi söz konusu oldu. Kırsalda daha kapsamlı yetkilendirmeye ihtiyaç var diye. 7'nci, 8'nci, 9'uncu Kolordulara doğrudan bu mücadelenin içinde yer almaları için talimat yazısı gönderdim. Üçüncü gün 14 Aralık günü. Henüz yeni hükümet kurmuşken Cizre, Silopi ve Sur'da barikatlar, sızmalar artınca operasyon talimatını verdim.



SAHTE KAHRAMANLAR


Bunları niye söylüyorum biliyor musunuz? Eğer birileri Başbakan olarak benim terörle mücadele kararlılığımı sorgulama cüreti gösterirse veya benim ile Cumhurbaşkanı arasında terörle mücadelede kararlılık konusunda fark var derse onlara bunları hatırlatmak için söylüyorum. Bu tartışmayı başlatanların bir kısmı şahsen benim terörle mücadele konusunda kararlılığımı sorgulama cüreti gösteriyorlar. Birileri, sahte kahramanlar dediğim çevreler böyle bir şeye kalkışıyor. Cumhurbaşkanımız'la aramızda kararlılık konusunda milim fark yoktur. Her şey istişare edilerek birlikte yürütülüyor.



TUTUMUM DA BAKIŞ AÇIM DA BELLİ


Çözüm sürecine gelince... Bu yorumlar nereden çıkıyor? Diyarbakır'da son derece başarılı bir ziyaret gerçekleştirdik. Büyük bir halk desteği ile karşılandık. Diyarbakırlılar bizi bağrına bastı diye iki kesim rahatsız oldu. Biri HDP diğeri de bizim bu kararımızı sınamaya kalkanlar. Mardin'de yaptığım konuşmada muhatabımız sadece millettir demişim, ifade ettiğim şey çok açık. Ve bunu Sayın Cumhurbaşkanımız da ben de defalarca söyledik. Eğer silahlar terk edilir, tamamıyla silahlı bir mücadele anlayışı terk edilirse, siyasi alanda Türkiye'de her şey konuşulabilir. Bundan kastım, silahların terk edilip konunun siyasi alana hasredilmesiyle ilgilidir. Şimdi buradan da muhalefet kendine bir şey çıkarmaya kalktı. Cumhurbaşkanımız gömülmesi diyor ben mağmaya kadar gömülmesi diyorum, bunlar yapıldıktan sonra bunlar tartışılabilir anlamında söylediğim bir sözü sanki bir görüş ayrılığı varmış gibi yansıtmaya kalkanlar oldu. Bu konularda bizim tutumumuzu da herkes bilir, bakış açımızı da. Ayrıca bu meselelerin konuşulmasından kimsenin rahatsız olmaması lazım. Tabii ki ülke sorunları üzerinde herkes açık yüreklilikle konuşur. Yeter ki şiddet olmasın, terör olmasın.



DEVLET AHLAKI VE ŞAHSİ AHLAK


Akademisyenlerin tutuklanması meselesinde de farklı düşündüğünüz konusunda bir algı mı oluşturulmak isteniyor?


Son 50 yılın Cumhurbaşkanı-Başbakan ilişkilerine bakın bir de bizim ilişkimize. Bu anlamda ben bütün o geçmiş ilişkileri kast ederek de söylüyorum Türkiye'nin çarpık anayasal sisteminden kaynaklanan -İnşallah bir gün düzelteceğiz-Cumhurbaşkanı, Başbakan ilişkileri yetki sorumluluk dağılımı son derece bozuk bir sistematiğe ve çarpık bir sisteme dayandığı için sıkıntılı şeyler yaşanmış. Ama benimle Cumhurbaşkanımız arasında neredeyse iki yıla yaklaşacağız bu anlamda devlet işleyişi bakımından herhangi bir aksama gördünüz mü? Olabilir, usül farkı, bazen farklı kanaatler hepimiz için geçerlidir. Ama biz iki şeyi esas alırız.



Benim açımdan da, Cumhurbaşkanımız açısından da böyle olduğuna eminim.


1-Devlet ahlakımız. Devlet işleyişi neyi gerektiriyorsa onu yaparız. 2-Şahsi ahlakımız, karşılıklı olarak birbirimize duyduğumuz güven, itimat ve bağlılık. Bunların hiçbir şekilde sarsılmasına izin vermeyiz. Ama farklı kanaatler olabilir. Tutuklanma meselesini de ifade edeyim. Burada benim kast ettiğim tutuklu yargılama konusudur. Ben akademisyenlere özel bir uygulama yapılsın da demedim. İlkesel bir şey söylüyorum. İlkesel olarak insanların suçu sabit olana kadar, eğer delil karatma, kaçma gibi bir gerekçe yoksa tutuksuz yargılanmanın doğru olduğu kanaatindeyim. Hepimiz hukukun karşısında eşitiz. Burada da Cumhurbaşkanı ile temelde bir ayrım olduğu kanaatinde değilim.




http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/04/08/12/42/resized_3b6cb-ad298829ali.jpg



64.Hükümet kurulduğu günden bu yana siz dördüncü kez sayın Cumhurbaşkanı ile ayrı düştünüz. Bu konuları karşılıklı nasıl konuşuyorsunuz?


Dört rakamını nereden çıkardınız bilmiyorum. Biz herşeyi çok açık paylaşırız merak etmeyin. Paylaşıyoruz da. Burada dediğim gibi esasta bir fark olduğunu da düşünmüyorum. Ama benim tutumum ve söylediğim şey açık, yargılama sürerken kim olursa olsun suçu tespit edilene kadar eğer delil karartma, kaçma, suçu örtbas etme gibi bir tehlike varsa ona hakim karar verir, bu akademisyenlerle ilgili böyle bir gerekçe var mı onu da bilmiyorum.



Orkestra şefi paralel yapı


HDP, 3-4 kez CHP'ye çağrıda bulundu. AK Parti'ye karşı cephe oluşturma. CHP niye sessiz?


Bir ideolojik benzerlik. Yani biri Kürt Baası, biri Türk Baası, Esed de Arap Baası. Zihniyetleri aynı. Daha çarpıcı bir şey söyleyeyim. CHP tek parti döneminde nasıl bir Türkiye arzuluyor idiyse, HDP de şu anda Doğu ve Güneydoğu'da aynı şeyi arzuluyor. Yani hiç bir özgürlüğün olmadığı, rekabetin olmadığı, totaliter bir tek biz varız ve başka kimse yok.... PKK da şimdi ya da HDP de şimdi tek tip bir Kürt tasavvur ediyor. Onlardan farklı olan bir Kürt yaşamasa daha iyi olan bir Kürttür. Yani yaşaması caiz olmayan bir Kürttür.


Bölgedeki AK Partililere saldırıyorlar. İlçe başkanımızı kaçırıyorlar. Dışarıdan gelen bir AK Partiliye aynı muameleyi yapmıyorlarmış neden? Çünkü Kürt bir AK Partiliyi ihanet etmiş görüyorlar. Çünkü hepsi tornadan çıkacak. Bu Stalinist HDP ile tek partici CHP arasında hiç fark yok. İkisi de Türk Baası, Kürt Baası, Arap Baası. Ben hiç yadırgamadım. Demirtaş'ın Kılıçdaroğlu'na yaptığı çağrıyı hiç yadırgamadım. Yakışır yani. 1 Kasım'a giderken bu koalisyonun doğurduğu zaaflar ortaya çıkınca CHP biraz mesafe koydu. Şimdi tekrar birileri onlara bir araya gelin diyor. Bunların arkasındaki orkestra şefi paralel yapıdır. CHP'ye de aynı telkini yapıyor. PKK ile de irtibatları var. Onun arkasındakini de artık siz tahmin edersiniz.



Paralel yapı hala bu kadar güçlü mü?


Paralel yapının en önemli hususiyeti sızabilme kabiliyetidir. Devlete sızma konusunda Ne kadar başarılıysa örgüte veya CHP'ye, diğer siyasi partilere de aynı ölçüde etkide bulunabilme kabiliyetleri var. Değişik yöntemlerle.



Talimatı verdim


Çankaya Köşkü'nde Bosna Hersek Bakanlar Konseyi Başkanı Denis Zvizdiç ile yaptığı görüşme sonrası konuşan Davutoğlu, dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik süreci başlatma talimatı verdiğini söyledi. Muhalefet partilerinin tutumlarından vazgeçtiğini ancak kendilerinin bu konuda geri adım atmayacaklarını dile getiren Davutoğlu, “Biz hiçbir şeyden çekinmiyoruz. CHP önce ne yapacağını bilemedi, sonra karşı teklif gibi bazı teklifler getirdi. Son olarak ifadelerinden anlaşılıyor ki bu meydan okumanın karşısında, olumlu bir cevap verecek cesaretleri yok” diye konuştu. Başbakan, “Şimdi bize düşen ve derhal yapacağımız husus, bu çerçevede anayasa değişikliği, geçici anayasa maddesi de içinde olmak üzere, yaparak süreci başlatmak. Bu konuda da süreci derhal başlatma talimatını arkadaşlara verdim” dedi.



Suriye ön koşul


Sayın Cumhurbaşkanının vatandaşlıktan çıkarma açıklaması sonrasında hükümet bu konuda bir çalışma yapmaya başladı mı bu konuda bir talimatınız oldu mu?


Var olan mevzuatta kimlerin vatandaşlıktan çıkarılacağı belli. Devlet aleyhine casusluk yapmak, başka bir ülkede izinsiz şekilde askerlik yapmak vesaire. Şu anki mevzuatımızda terörle ilişkisi dolayısıyla birisinin vatandaşlıktan çıkması mümkün değil. Sayın Cumhurbaşkanımız, buna ihtiyaç olduğu kanaatindeyse, terörle mücadelede bir fayda getirecekse, bunun hukuki veçheleri incelenir, diğer hususlara bakılır çalışma yapılır.



Eskisinden farklı bir durumda mısınız devlet olarak hükümet olarak yeniden siyasi sürecin başlaması için?


Cumhurbaşkanımız, ben genel başkanlığı devralırken iki konuyu emanet etti. Paralel yapı ile mücadele ve çözüm süreci. Kararlılık içinde bu politika sürdürüldü. Bizim tarafta bu anlamda her şey yapıldı. Fakat özellikle dışardaki faktör, Suriye'deki değişen dengelerin getirdiği aşırı özgüven, Kobani, 6-7 Ekim olayları bunları Türkiye'de de bir iç isyan çıkartabilecekleri gibi bir vehme getirdi. birileri de kulaklarına fısıldadı. Buradan kaynaklanan çözüm sürecini istismar eden bir dönem başladı. Dolayısıyla çözüm sürecini askıya alan, buzdolabına kalkmasına sebebiyet veren temel müsebbip HDP ile PKK. Bu anlamda mutlak bir silahsızlanma gerçekleşmeden bu anlamda bir gelişme olması mümkün değil. Bu bir ön şarttır.



TEHDİT ORTADAN KALKMALI


Bu olup Türkiye'ye tehdit olma niteliği kalkarsa, Irak'taki, Suriye'deki varlıklarının Türkiye'ye dönük tehdit olma niteliğinin kalkması lazım. Zaten PYD'ye bu anlamda gerekenler 2013'te söylenmişti. Bundan sonra nasıl bir tavır alacaklarını görmeden şu andan bir şey söylemek istemiyorum. Şu olursa böyle olur, bu olursa şöyle olur değil, önce Türkiye içinde mutlak anlamda silahsızlanma, Türkiye'nin, Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetiminin güvenliğini, sınırları tehdit etmeyen bir çizgi..



Bu ikinci bir ön şart olarak sayılabilir mi?


Tabii.... 2013'de Mayıs'ta çekileceğim dedi ama çekilmedi. Her mevcudiyeti bizi tehdit ediyor. PKK, Erbil'deki yönetimi tehdit ederse bu tehdidi bize yapılmış bir tehdit olarak kabul ederiz. PYD Suriye'deki Özgür Suriye Ordusu ve oradaki Türkiye'ye müzahir gruplara tehdit oluşturursa bize tehdit oluşturmuş demektir. Onlara da müsamaha göstermeyiz. Lazkiye'den Süleymaniye'ye kadar giden kuşakta artık her şey Türkiye'nin ulusal güvenliğini ilgilendiriyor.



Merkel: Fikir özgürlüğü değil


Basın özgürlüğü noktasında Türkiye'ye yönelik eleştirilerin haksız olduğunu belirten Davutoğlu, “Bir kere ben düşünce ve basın özgürlüğünde en tutarlı ve en özgürlükçü tavrın benimsenmesi gerektiği kanaatindeyim. Bir ülkede eğer düşünce üzerine sınır getirilirse o ülkenin yaratıcılığı, özgürlüğü zedelenir. İkinci benimsenmesi gereken de her özgürlüğün ahlaki ve hukuki sınırları olduğudur. Son dönemde özellikle uluslar arası medyada Sayın Cumhurbaşkanımız'a karşı o kadar ağır hakaretler oldu ki bunun basın özgürlüğü ile alakası yok” dedi. Almanya'daki hakaret şiiriyle ilgili Almanya Başbakanı Angela Merkel'le görüşmesinin ayrıntılarını anlatan Başbakan, “Sayın Merkel'le görüşmemde söyledim bir hanımefendi olarak sizin dinlemenizi tavsiye etmem ama dinlemek isterseniz bir kenara çekilip dinleyin çünkü başka bir insanın huzurunda bir hanımefendinin dinlemesini uygun görmem. Ama istiyorsanız dinleyin ve bir fikir özgürlüğüyse konuşalım ama değilse buna sizden gereken tepkiyi göstermenizi bekliyorum dedim. 'Ben zaten haberdar oldum, bunun fikir özgürlüğü olduğu kanaatinde değilim' dedi. Bir gün sonra da hükümet adına açıklama yapıldı. Olumlu tavrı da takdir etmek lazım. Batı'da ilk defa bu anlamda bir kıstası ortaya koyan bir açıklamaydı” dedi.



Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026