Rusya ikna olursa Suriye çözülür
00:00, 29/11/2012, Perşembe
Yeni Şafak
Rusya ikna olursa Suriye çözülür
Suriye'de muhalefetin ciddi anlamda güç kazandığını belirten Başbakan Tayyip Erdoğan, "Kilit, Rusya'nın elinde. İran bile kilit olmaktan çıkmış. Eğer Rusya olumlu yaklaşırsa, İran da durumu gözden geçirecektir. Rusya, Çin ve İran üçlüsünün tavrındaki değişiklik bölgeyi etkiler. Putin pazartesi geliyor. Bu konuyu enine boyuna görüşeceğiz" dedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İspanya gezisi dönüşü uçakta basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Erdoğan, Suriye, başkanlık sistemi, AB ile ilişkiler, terörle mücadele, Filistin'in BM'ye başvurusu gibi konularda önemli açıklamalarda bulundu.
Suriye'de adeta katliam yaşanıyor. Obama ile görüşmek istediğinizi söylediniz, ABD yönetiminden farklı sinyaller alıyor musunuz? Bu katliamı uluslararası hukuk açısından durdurmanın yolu yok mu?
Lahey'e Adalet Divanı'na gidebilirsiniz. Ama o sadece karar alır, yaptırım gücü yok. BM Güvenlik Konseyi devreye girmiş olsa, oradan karar çıksa orada yaptırım var. Bu yaptırımı istemeleri halinde var. Pazartesi günü Putin geliyor. Onunla bu konuları enine boyuna görüşeceğiz. Şu anda bir yerde kilit Rusya'nın elinde. İran bile kilit olmaktan çıkmış vaziyette. Rusya'nın tavrı çok önemli. Eğer Rusya olumlu yaklaşım sergilerse İran da durumu gözden geçirecektir. Şu anda biliyoruz ki muhalefet ciddi manada güç kazanıyor.
Muhaliflerle konuştuğumuzda hep silah beklentilerini dile getiriyor.
Zannediyorum muhalefet o temini yapıyor ki mücadeleyi sürdürüyor. Beşar'ın karada mücadele gücü yok. Havadan yapıyor.
Uçuşa kapalı bölge olmaz mı?
BM Güvenlik Konseyi bir karar almadıktan sonra orada yapılacak her türlü yerleşim ciddi sorun çıkarır. Irak'ta örneğini gördük çok sakıncalı oldu.
MUHALEFET HERKESİ KAPSIYOR
ABD'nin yaklaşımı tatmin ediyor mu?
ABD şu ana kadar tatmin edici bir yaklaşım göstermedi. Ama seçim dendi, seçimden sonra durum değişebilir gibi ifadeler kullanıldı. Seçim yapıldı artık yeni kabine deniyor. Bayan Clinton'un ayrılması gündemde. Ne olur ne biter onu ondan sonra konuşmak mümkün. Ocak ayını bekleyip görmek lazım. Benim üzerinde durduğum konu özellikle Rusya-Çin-İran üçlüsünün yaklaşımı. Şu anda İran için Rusya'nın tavrı bana göre belirleyici bir durumdur. Çin'in tavrı da belirleyici. Onların tavrındaki değişiklik bölgeyi etkiler.
Batılı ülkelerden Suriye muhalefetiyle ilgili endişe dile getiriliyor. Radikal hareketlerden bahsediliyor.
Saçma sapan bir şey. Suriye'de şu anda bir koalisyon oluştu. Bir çok ülke kabul ediyor bu yapıyı. Batı kabul ediyor ve tanımaya başladı. Kendilerine ülkelerinde ofis açma izni veriyorlar. Geçenlerde koalisyonun başı olan arkadaşımız Muaz Hatip Ankara'daydı. Görüştük. Bu koalisyonun içinde bir de Hıristiyan var. Çok farklı yapıların temsilcileri koalisyonun içinde. Yeni koalisyonun özelliği arazidekilerle Suriye dışındakileri bütünleştirmesi. Daha önceki konseyde bu yoktu. Hepsi dışarıda olanlardı. Şimdi konsey de var, ayrıca arazide olanlarla dışındakilerin bütünleşmesi de var. Onun için de Batı bunları kabul ediyor. Şu anda da yoğun bir şekilde çalışmanın içindeler. Muhalif güçler de belli destekleri şu anda aldıkları için, Suriye'de bütün imkansızlıklara rağmen mücadeleyi başarılı şekilde sürdürüyorlar.
BATI GEREKLİ DESTEĞİ VERMİYOR
El Kaide varlığından bahsediliyor.
El Kaide'nin Suriye'de esamesi okunmaz. Muhalefet neticeye varsın orada Kaide diye bir şey kalmaz. Geçenlerde biliyorsunuz, Resulayn'da ele geçirme operasyonu yapmak istedi PYD, PKK filan. Koalisyon güçleri müdahale ederek hemen onları Haseki'ye, Kamışlı'ya kadar sürdüler ve Resulayn'da tamamen kontrolü aldılar. Ellerinde bir güç var. Yeter ki o gücü onlara veren imkanlardaki sürekli akış devam etsin. Çember daralıyor ifadeleri gündeme girmeye başladı. Hakikat payı biraz fazlaysa, bu iş bir yere doğru yaklaşıyor demektir.
Daha uzun sürebilir deniyor Esed'in düşüşü. Destek alabiliyor musunuz Batı'dan?
Batı destek verir vermez ayrı. Çok daha farklı yerlerden muhaliflere destek geldiği için mücadeleyi sürdürüyorlar. Bu imkanlar onlara temin edildiği içindir ki muhalifler süreci götürdü.
Mülteciler açısından da destek verilmiyor.
Lojistik noktada bize belli bir şey gelmiyor. BM'ye söylüyoruz. Çadırdı, battaniyeydi, bunlar bir şey değil. Ülkemdeki hayırsever yapıyor zaten bunu.
Van'dan boşalan konteynerleri de oraya taşımaya başladık. Belli tedbirleri zaten artırıyoruz. Hali vakti yerinde olanlar da ev kiralıyorlar ama üzücü olan, maalesef kiralamada da bizim vatandaşlarımız fırsata dönüştürüyor bu durumu. Çok kötü.
Gazze'ye gitmek kardeşlik görevi
Başbakan Erdoğan, Gazze'ye şartlar elverdiğinde gideceğini, bunu bir kardeşlik görevi olarak gördüğünü ifade etti. Erdoğan, Senegal Başbakanı Abdoul Mbaye ile görüşmesinin ardından soruları cevapladı. BDP'li vekillerinin dokunulmazlık fezlekeleriyle ilgili Cumhurbaşkanının açıklamalarının hatırlatılması ve arada bir fikir ayrılığı olup olmadığına yönelik bir soruya Erdoğan, "Konuları saptırmayalım. Farklı kunular. Cumhurbaşkanımızın neyi, benim açıklamamın neyi hedeflediği bellidir' karşılığını verdi. Başbakan 'Dokunulmazlık zırhına bürünerek ülkenin refahına, huzuruna kastedenlere, 'silahlanın' çağrısında bulunanlara karşı da herhalde milletin vekilleri olarak bizim de yapmamız gerekenler vardır, milletimizin de beklentileri vardır. Bu konuda fezlekeler üzerinde çalışarak kararımızı verir adımı atarız" dedi.
İRAN BUNU HEP YAPIYOR
Bir gazetecinin, Hamas'ın Siyasi Büro Şefi Halid Meşal'in kendisini 5 Aralık'ta Gazze'ye davet ettiğini belirterek, bu ziyareti gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini sorması üzerine Erdoğan, davet ilgili aralarında bir tarihin geçmediğini belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu: 'Gazze'ye gitmek istediğimi daha önce açıkladım. Bu arzumu gerçekleştirmek istiyorum. Karar verdiğimiz anda zaten bunu açıklar, ziyaretimizi yaparız. Oradaki son tabloyu bizzat yerinde görmek istiyorum. Bu, benim bir insani, bir kardeşlik görevimdir'
'İran'ın 'Patriotlar Suriye'ye karşı kullanılırsa Türkiye bedel öder' açıklamasının hatırlatılması üzerine ise Erdoğan şunları kaydetti: Benzer açıklamaları İran'dan yaptılar, yapıyorlar. Sorduğumuzda da 'Bu resmi görüş değildir' diyorlar. Burada da aynı şeyi diyeceklerdir. Siz hükümetinize, devletinize inanın. Hükümetiniz bir konuda bir karar verecekse, kimlerle bunun istişaresini yaparak vereceğini iyi bilir, adımını atar ve milletten almış olduğu vekaletle bunu sürdürür. Bizim başka yerden vekalet alma derdimiz yoktur.'
Teröriste sarılanlarla görüşmek doğru değil
PKK'ya yönelik, silah bırakırlarsa giderler, açıklamanız çok tartışıldı.
Bu yeni bir şey değil. Silah bırakıp farklı yerlere gitmek isteyenler varsa olabilir.
Bu açıklamanıza tepki geldi mi?
Tepkilerin kimden geleceği belli. Alıştık artık. Biz kendi düşüncemizi söylüyoruz. Silahların susması değil bırakılması. Susma diye bir şey olmaz. Kandil'de duruyorsa dursun orda. Eylem olursa aynı şekilde operasyonlarımız sürer.
Daha önceki açılım sürecinde üst düzey kademenin üçüncü ülkeye gitmesi görüşü vardı. Açlık grevlerinin bitişiyle yeni bir süreç mi başladı? Gerekirse İmralı'ya gönderirim, dediniz. Yeni bir noktada mıyız?
Saptırmayalım. Söylediklerimin arkasındayım. Akşam başka sabah başka demem birilerinin dediği gibi. Beni farklı kılan o. Bizim Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile ilgili söylediklerimiz neyse hala arkasındayız. Zerre kadar sapmamız olmaz. Ama İmralı ile ilgili olayda biz daha önce de söyledik: siyasetçi olarak görüşmeyiz. Müzakere-mücadele noktasında da İmralı'dakiyle neyin mücadelesini yapacağım? Şu anda mahkum. Mahkum olanla da bizim istihbarat teşkilatımız kalkar görüşmelerini yapar. Niçin yapar? Terör olaylarına oradan bir fayda elde edilecekse tutar görüşmelerini yapar. Kalkıp da siyasetçi olarak ben teröristle herhangi bir vekil arkadaşımı görüştürtmem. Bunlar geçmişte yapıldı. Vekilleri taa Bekaa Vadisi'ne varıncaya kadar gönderdiler. Teröristle sarılıp kucaklaşanlarla kalkıp görüşmem. Arkadaşlarımın görüşmesine de sıcak bakmam. Benim haberim olmadan görüşmüştür, ayrı; ama haberim olduğu anda, kesinlikle böyle bir şeyi doğru bulmam. Ama o işe karışmayanlarla siyasi parti olarak, şu ana kadar arkadaşlarım, Adalet Bakanım görüştü, görüşüyor. Ama yapılmasına rağmen hiçbir zaman sözlerini tutmadılar, tutmuyorlar.
BDP'LİLER SİYASETE YAKIŞIR ŞEKİLDE DAVRANMIYOR
Osman Öcalan Kuzey Irak'ta. Üçüncü ülke formülü nasıl? Giderler aile hayatına karışırlar vs.
Bakın İspanya'da Bask'takileri de konuştuk. Zapatero'nun yerine gelen yeni başbakanlarıyla konuştuk. Ne yaptınız, ne ettiniz dedim. Çok açık: "Silahı bıraktırdık. Siyasetten çektik" diyor. Bunlar siyasetteydiler, siyaseti de bunlar siyasete yakışır şekilde yapmadıklarını ifade ediyor. Aynen bizdekiler gibi. "Ve biz de onları çektik. Silahı da bıraktırdık" diyor. Şu anda zaten bizdeki gibi değil sayıları. "Şu anda iş yoluna giriyor. Bitecek bu iş" diyor. Onlara da değişik yerlerden destek olmuş Bask'a. Şu anda İRA da ETA da hepsi Türkiye'dekilerin benzeri değil. Çok farklı. Eğer siyaseti terörize edersen önünü kaparlar. Ama siyaseti siyaset gibi yaparsan herkes de seni alkışlar.
Korkakların egemen olduğu dünya
29 Kasım'da Filistin oylaması var BM'de. Umutlu musunuz?
Korkakların egemen ağırlıkta olduğu bir dünya var. Geçen yıl Filistin'le ilgili olumlu yaklaşım gösteren ülkelerden birini aradım; şimdi çekimser. Niye? Çekimser davranırsan bu hayır demektir. Bu aramızdaki münasebetleri sıkıntıya sokar. Sen bizi üzersin, dedim. Sadece bir oyu var, çok güçlü bir ülke değil. Bizim desteğimizi de alabilen bir ülke. Bu sene niye değiştin? Demek ki bir yerlerden baskı görmüş.
Elimizden geleni yapıyoruz Ahmet Bey'i, Dışişleri Bakanımızı da gönderdik oraya. Geçen yıl verilen destek verilirse ne ala. Verilmezse sıkıntı doğabilir. AB içinde sanki bölünme var gibi. İspanya bugünkü görüntüsüyle olumlu bir sinyal verdi. 7-8 ülkenin olumlu yaklaşım göstereceğini söyledi. Onlar da gayret ederse belki sayı biraz daha hareketlenebilir.
Tek meclisli başkanlık
Anayasa ile ilgili 'yılbaşına kadar bekleriz olmazsa kendi yöntemlerimizle yürürüz' demiştiniz. Süre bitiyor ama anayasada pek umut yok gibi?
Artık bir heyet olarak yürümekten öte bundan sonraki süreçte anayasayı yapabilecek partilerin kendi aralarında bir gücü olursa onlarla devam edilir.
Başkanlık sistemi ile ilgili eleştirilerden biri tek kişinin herşeye hakim oluşu. Büyükelçiye kadar herkesin atanması zaaf olmaz mı?
Bakın şu anda Amerika'da büyükelçiyi başkan senato onayı olmadan tayin edemiyor. Orada başkan bir helikopter satışı bile yapamaz. Bu şu demek değil; aynını mı alacaksınız. Hayır. Onun için Türkiye tipi başkanlık sistemi oluşturalım dedim. Bizde de acaba çiftli bir yapı mı olacak, bir tarafta temsilciler meclisi, öbür tarafta senato mu olacak, konuşulabilir. Ben şahsen tekli olmasını isterim.
Neden tek meclis öneriyorsunuz?
Onlar ağırlaştırıyor sistemi, netice almak çok zor.
Ama demokratikleştiriyor?
Parlamento var zaten. Denetleyen parlamentolar. O sistem içinde denetleyenler alıyor başını gidiyor, hantallaştırıyor sistemi. Daha pratik olmak, neticeye gitmek lazım. Bu bakımdan tekli sistemin isabetli olduğuna inanıyorum. Biz tekli sistemdeyiz, bakın mecliste seçim yapılıyor muhalefetten bir kişi yok ombudsmanlıkla ilgili. Gel demokratik görevini yap. Diğer zamanlarda gensoru için müracaat ediyor, oylamaya girince bakıyorsun ki toplamda 150 oyları var. 49 taneyle işten çıkıyorlar. Bu demokrasi mücadelesi değil. Son zamanlarda MHP'nin yaptığı... 8 arkadaşımız için gensoru verdi. Netice alacağından değil. CHP daha fazla gensoru vermiş, onu yakalaması lazım.
Özal da başkanlık istemişti. Özellikle ekonomik kararları hızlı alabilmek için istemişti. Siz de aynı gerekçeyle mi istiyorsunuz?
Aynı aynı... Amerika'dan helikopter istedik ta Bush zamanında. Daha yeni çıktı.
Ergenekon çok uzadı
Darbeleri Araştırma Komisyonu önerilerini sıraladı. Daha güçlendirilmiş kalıcı bir komisyon ya da kuruldan bahsedildi.
Arkadaşlarımla değerlendireyim. Her işte istişare edeceksiniz. Değerlendirmemizi yaptıktan sonra görüşü açıklarız.
Demokrasi Bakanlığı gibi bir öneriden de bahsediliyor.
Bakanlık pazarı kuracak değiliz. 35 bakanlığı 25'e indirene kadar akla karayı seçtim. Keşke 15'e indirebilsek. Her başlığa bir bakan tayin etmek değil mesele. O başlıkların hepsinin bir sorumlusu var. Bütün bunların hepsinin demokrasiyle ilişkisi var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nı getirdik. Kadınlara ait bakanlık yok oldu, diyenler oldu. Kadının statüsü bölümü var. Aile dediğin kadın. Kadına karşı çıkanlar aileye karşı çıkıyorlar. Ana ifadesine karşı çıkanlar var. Analığı kabul etmiyorlar, ana diyorsun kadın demiyorsun diyorlar... Eleştirsinler. Ben kadının yüceldiği en yüksek makamı analık olarak görüyorum, o farklı görüyor. Anlaşamadığımız yerler var.
Ergenekon sona geldi, savcı mütalaasını verecek?
Hız memnun edici değildi tabii. Daha hızlı olabilirdi.
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.