Atatürk fotomodel mi ki vücudunu yapayım?

Emeti Saruhan
00:0019/04/2009, Pazar
G: 18/04/2009, Cumartesi
Yeni Şafak
Atatürk fotomodel mi ki vücudunu yapayım?
Atatürk fotomodel mi ki vücudunu yapayım?

Üsküdar'ın dört bir yanında karşımıza çıkan çağdaş heykel çalışmalarının tasarımcısı Faruk Akın, Rönesans anlayışının geride kaldığını söylerken 'Atatürk ya da Hezarfen fotomodel mi ki vücudunu yontup oraya koyayım?' diye soruyor.

Her şey Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır'ın, Hezarfen Ahmet Çelebi'nin heykelini yaptırmak istemesiyle başladı. Tasarımcı Faruk Akın'a ulaşıldı. Bir Hezarfen heykeli yapılmak istendiği söylendi. Karşılıklı oturup fikir alışverişi yapıldı, tartışıldı derken Hezarfen heykelinden 26 heykellik bir proje ortaya çıkıverdi. Ancak Akın heykel deyince hemen bronza çeliğe bürünüp Hezarfen diye görünmeye karşıydı. Bu görüşünü Mehmet Çakır'a da anlattı. Ve fikir birliğine varıldı: Futbol topu, Hezarfen Çelebi, 1453, 1923… Faruk Akın'la birlikte, benim ardında yatan fikirleri çok beğendiğim ve çok sıcak bulduğum heykelleri dolaştık. Yani bir yerde Hezarfen, Hasan Doğan, Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Siyami Ersek'i ziyaret ettik.


ANITLAŞMASI GEREKEN FİKİRDİR

Akın, çağdaş ve modern şehirlerin yüzünün çağdaş heykeller olduğunu anlatıyor. Devlet büyüklerinin, edebiyat, sanat alanında büyük eserler bırakanların genellikle Rönesans tarzı büst heykelleriyle ya da figüratif gerçekçi vücut heykelleriyle anıtlaştırıldığını ifade eden Akın, bu şekilde onlara fotomodel muamelesi yaptığımızı söylüyor. Akın, “Onlar vücutlarıyla ya da yüzleriyle eserler bırakmış insanlar değiller. Onları eserleri ya da kimlikleriyle anmak gerekiyor. Modern heykelde de insanlar figüratif yüz şekilleriyle ya da vücutlarıyla anılmaz. Çağdaş heykel işin tamamen fikri boyutuyla ilgilenir. Bu nedenle ben Hezarfen heykelinin onun vücudunu birebir yapmak ya da yarasa kanatlarını kollarına geçirip üzerinden kalıp almak gibi bir anlayışla yapılmasını değil de onun fikri yapısını yansıtmasını istedim.” diyor. Üsküdar Ahmediye meydanında dikili olan heykelde, Hezarfen'in kafası ve kanatları kontür halinde bulunuyor, alt tarafta ise bir türbülans stilizasyonu var. Akın, burada yatan fikrin 'Hezarfen uçtu ve geçti, burada süileti kaldı. Arkasında böyle bir fikir bıraktı.' olduğunu, türbülansın ise Hezarfen'in bu uçuşu yaparak medeniyete bıraktığı izi anlattığını söylüyor. Heykel konusunda eğitimli gözlerin türbülansın içinde gizli olan kalbi görebileceğini de ifade ediyor.


1923'e BAKINCA ATATÜRK'Ü GÖRÜYORUM

Sahilde yer alan çelik malzemeden yapılmış devasa futbol topu ise Hasan Doğan anısına yapılmış. 'Hasan Doğan kimdir. Bu ülke için neler yapmıştır?' bunu anlatmaya çalıştığını söyleyen Akın, “Hasan Doğan Türk futbolunun devleşmesi için çalıştı. Ben de bunun için dev bir futbol topu yaptım. Oradaki takım çalışması ve iletişimi de futbol topundaki altıgen ve beşgenlerin aralarındaki bağları demirden yaparak gösterdim. Birbirine bağlanıyor ve ortaya futbol çıkıyor.” diyor. Sahilde yer alan demirden yapılmış ve Türk kırmızısı ile boyanmış 1923 harflerinin de Cumhuriyeti ve Atatürk'ü, 1453'ün de Fatih Sultan Mehmet'i ve fetihi simgelediğini söylüyor Akın. “Bir şeyi anıtlaştırmak için illa figüratif olması gerekmiyor. Bir sayı o kadar önemli olabilir ki, sayı kendi başına anıtlaşabilir. Atatürk de bu noktayı işaret ederek 'Benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır.' demiş. 1923 Atatürk'ün eseridir. Ben 1923'e baktığımda Atatürk'ü görüyorum.” diyor.


RÖNESANS'TA TAKILDIK

Osmanlı'nın heykel karşıtı olduğu düşüncesinin yanlışlığına dikkat çeken Akın, Osmanlı'nın izin vermediği heykelin konfigüratif heykel olduğunu söylüyor. “Rönesans çıplaklığı ve insanların üzerinde elbiseler olmadan heykelleştirmeyi bir ustalık derecesi olarak gördü çünkü vücud kasları çıplaklıkla ortaya çıkıyordu. Ama o stillerden bu yana çok şey değişti. Postmodernist anlayış, soyut anlayış, organik anlayış geldi. Türkiye ne yazık ki bu akımları izleyemedi. Birçok heykeltıraş Rönesans'ta kaldı ve bunu ustalık olarak gördüler. Yeni açılımlar da ne yazık ki Türkiye'ye taklitleriyle geldi. Çağdaş heykel anlaşılamadı. Osmanlı'nın figüratif üslüptan uzak durması heykel konusunda bir şey yapılmadığı anlamına gelmiyor. Osmanlı'nın her mezar taşı modern bir heykeldir. Türkiye'de çağdaş heykel yapan sanatçılar da var. İlhan Koman ciddi olarak çağdaş heykelin ustalarından biridir. Akdeniz heykelini yapmıştır. Reelistik gerçekçi bir bakış açısı görmezsiniz o heykelin plakalarından çıkmış.”


HEYKEL ÇIPLAKLIK MI?

Sanatın bazı etik değerleri olduğunu ifade eden Akın, çıplaklığa karşı olmadığını ama bu tarz heykellerin kamusal alanlarda kullanıldığında çocukları olumsuz etkileyebileceğini söylüyor. “Tasarım ve sanatın etikleri var. Cinselliği suistimal etmemek, çocuk psikolojisini bozmamak, bilinç altına gizli müdahale etmemek ve insanların hayallerini ümitlerini ve inançlarını rencide etmemek. Ama bu etiği bozan bir sanat eseri daha çok dikkat çeker. Dolayısıyla bazen bu kolay yolu seçiyorlar.