Filistin sloganlarını biliyoruz, peki ya sanatını?

04:00, 05/08/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 04:25, 05/08/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Filistin sloganlarını biliyoruz, peki ya sanatını?
Samed Karagöz, Yusuf Aygeç’le hazırladığı ve küratörlüğünü üstlendiği “Sürgündeki Zeytin Ağacına Posterler” sergisini Ramallah’taki Mahmud Derviş Müzesi’nde açmak için gittiği Filistin yolculuğunu kaleme aldı. Bugün ilk bölümünü yayım-ladığımız yazının ikinci bölümü yarın.

Ramallah’taki ilk boş günümde A. M. Qattan Foundation’ı ziyaret ettim. Filistin’i yalnızca haber bültenlerinin diliyle takip edenler için bu ölçekte bir kültür kurumuyla karşılaşmak şaşırtıcı olabilir. Filistin’e politik olarak yakın olmakla Filistin’in sanatını gerçekten tanımak aynı şey değil. Bayrakları ve sloganları biliyoruz. Peki ressamları, heykeltıraşları ve sanat tarihini ne kadar biliyoruz?

SAMED KARAGÖZ

Filistin’e gitmeye karar verdiğinizde karşılaştığınız ilk gerçek, Filistin’e doğrudan gidemeyecek olmanız. Türkiye’den Ramallah’a, Kudüs’e ya da Batı Şeria’nın herhangi bir şehrine uçuş yok. Ya Tel Aviv’e inecek ya da Amman üzerinden kara yoluyla ilerleyeceksiniz. Hangi yolu seçerseniz seçin son sözü yine İsrail makamları söylüyor. Kendi sınırını kontrol edemeyen bir ülkeye gitmenin ne anlama geldiğini daha yola çıkmadan öğreniyorsunuz.

Ben Atina üzerinden gitmeyi tercih ettim. Atina’ya vardığımda aktarma için yaklaşık bir buçuk saatim vardı. Tam uçağa binecekken kenara alındım. Görevli, seyahat belgelerim konusunda İsrail Göç İdaresi’nden onay alamadıklarını, bu nedenle beni uçağa kabul edemeyeceklerini söyledi. Vize, pasaport, ETA formu… Elinizdeki bütün belgeler tam olsa da başka bir yerde, görmediğiniz bir masada, adını bilmediğiniz biri yolculuğunuza karar veriyordu.

Şaşırmadım. Atina’dan geri çevrilebileceğimi, Tel Aviv’de sorguya alınabileceğimi, hatta ülkeye hiç sokulmayabileceğimi biliyordum. Türk vatandaşlarının benzer muamelelerle karşılaştığına dair çok sayıda hikâye duymuştum. Fakat bir ihtimali bilmekle uçağın kapısında bekletilmek aynı şey değil. İşgalin bürokrasisi, daha Filistin toprağına basmadan karşınıza çıkıyor.

ATİNA’NIN DUVARLARI

Biletimi gece uçuşuna aktardılar. Önümde on iki, on üç saat vardı. Şehre çıktım. Kafamda Yunan yönetiminin İsrail’e yakın açıklamaları vardı. Fakat Atina merkezinde duvarlarda ve kepenklerde Filistin’i destekleyen yazılarla karşılaştım. Devletlerin diliyle sokakların dili her zaman aynı olmuyor. Bazen bir şehrin vicdanı hükümet binalarında değil, duvar yazılarında ortaya çıkıyor.

Vaktim sınırlıydı ama EMST’yi, Yunanistan Ulusal Çağdaş Sanat Müzesi’ni ziyaret ettim. Katerina Gregos’un küratörlüğündeki “South by Southeast: Re-Orienting the Collection”, müzenin yönünü Batı Avrupa’dan Balkanlar’a, Türkiye’ye, Orta Doğu’ya ve Kuzey Afrika’ya çeviriyordu. Serginin Hitchcock’un “North by Northwest” filmine gönderme yapan adı, pusulanın artık kuzeybatıyı değil güneydoğuyu göstermesini öneriyordu. Atina sokaklarındaki Filistin sloganlarıyla müzedeki bu yön değişikliği birbirini tamamlıyordu.

HARİTADA ON KİLOMETRE

Tel Aviv’e indikten sonra doğrudan Ramallah’a doğru yola çıktım. Batı Şeria’ya giriş, çıkışa kıyasla daha az sorunlu olabiliyor. Asıl kontrol, Batı Şeria’dan başka bölgelere geçmek istediğinizde başlıyor. Yine de bazı geçiş noktalarının kapatıldığını, normal güzergâhların uzatıldığını gördüm. İşgal yalnızca askerlerin durduğu kontrol noktalarından ibaret değil. Bir yolu kapatmak, başka bir yola mecbur bırakmak, on kilometrelik mesafeyi saatlere çevirmek de işgalin gündelik biçimleri.

Ramallah’a vardığımda sabahın ilk ışıkları beliriyordu. Kaldığım otel şehrin yüksek noktalarından birindeydi. Perdeyi açtığımda şehir önümdeydi. Beni etkileyen, Ramallah’ın beklediğimden daha yeni ve düzenli görünmesiydi. Filistin şehirleri hakkında dışarıdan kurduğumuz imgeler çoğu zaman yıkım ve çatışma fotoğraflarına dayanıyor. Oysa karşımda bütün baskılara rağmen büyümüş ve gündelik hayatını kurmuş gerçek bir şehir vardı.

KUDÜS’E BİRKAÇ KEZ GİDEBİLMİŞLER

Filistin yönetiminin idari merkezi olması Ramallah’ı hızlı bir kentleşmenin içine sokmuş. Buna rağmen taşın, rengin ve yerel mimari ayrıntıların korunduğu bir doku ortaya çıkmış. Şehir Kudüs’e yaklaşık on kilometre uzaklıkta. İstanbul’da bu mesafeyi on beş yirmi dakikada aşabilirsiniz. Ramallah’tan Kudüs’e giderken ise mesafeyi kilometreyle ölçmenin anlamı kalmıyor. Kontrol noktaları, kapatılan yollar ve dolambaçlı güzergâhlar süreyi belirliyor.

Bir şehrin başka bir şehre yakınlığı, oraya gidip gidemediğinizle ilgilidir. Ramallah’ta yaşayan, otuzuna kırkına gelmiş birçok Filistinli, Kudüs’e hayatında yalnızca birkaç kez gidebilmiş. Bazıları bunu ancak kaçak yollarla yapabilmiş. On kilometre ötede duran şehir onlar için başka bir ülke kadar uzak.

Mahmud Derviş Müzesi'nden
Mahmud Derviş Müzesi'nden

MAHMUD DERVİŞ’İN EVİNDE

Seyahatin esas amacı, Yusuf Aygeç’le hazırladığımız ve küratörlüğünü üstlendiğim “Sürgündeki Zeytin Ağacına Posterler” sergisini TİKA’nın destekleriyle Ramallah’ta açmaktı. Kendi yaptığım işi uzun uzadıya anlatmayı sevmiyorum. Fakat yaşadıklarımı anlatabilmek için serginin yolculuğunu kısaca hatırlatmak gerekiyor.

Sergi ilk olarak Londra’daki P21 Gallery’de, ardından Konya’da gösterildi. Üçüncü durağı Mahmud Derviş Müzesi oldu. Yirmi eserden oluşan sergide Yusuf Aygeç, Filistin’in 1960’lı ve 1970’li yıllardaki direniş posteri geleneğine selam veren bir dil kurdu. Eserlerin tamamı elle boyandı, ardından imzalı ve sınırlı sayıda baskıları üretildi. Poster, Filistin tarihinde yalnızca bir tasarım ürünü değil; sokakta dolaşan bir söz, duvara asılmış bir itirazdı. Bizim sergimiz de o tarihin taklidi değil, ona gösterilmiş bir saygıydı.

ESERLER ZARAR GÖRDÜ

Eserlerin çoğunda Mahmud Derviş’in şiirlerinden, konuşmalarından ve düzyazılarından cümleler yer aldığı için serginin bu müzede açılması en büyük arzumdu. Eserleri Ramallah’a ulaştırmak bile başlı başına bir hikâyeye dönüştü. Başka bir ülkeden, Tel Aviv’de yaşayan birine göndermemize rağmen paket İsrail gümrüğünden geçmedi; geri döndüğünde de zarar görmüştü. Bir sanat eserinin işgal altındaki coğrafyaya ulaşması da insanlar gibi izinlere ve keyfî kararlara bağlıydı.

Mahmud Derviş Müzesi, Ramallah’ın hâkim bir tepesinde yer alan etkileyici bir yerleşke. Derviş’in kişisel eşyaları ve el yazmaları onu büyük bir millî simgeden yeniden bir insana dönüştürüyor. Hediyelik eşya dükkânındaki tasarımlar çok başarılıydı. En çok da bütün şiirlerinin üç kalın cilt hâlindeki baskısı dikkatimi çekti. “Keşke Türkçede de Mahmud Derviş’in bütün şiirleri böyle bir külliyat hâlinde yayımlansa” diye düşündüm. Sharjah’daki House of Wisdom’da gördüğüm Mahmud Derviş sergisi aklıma geldi. Müze yetkilileri, benzer bir serginin İstanbul’da yapılmasından memnuniyet duyacaklarını söylediler. Belki bir gün…

Bashar Khalaf sergisinden
Bashar Khalaf sergisinden

KUDÜS BAZEN İSTANBUL’A RAMALLAH’TAN DAHA YAKIN

Açılışta Filistin Kültür Bakanı, Türk bir sanatçının ve Türk bir küratörün Filistin hakkında üretim yapmasının, Türkiye’nin desteğinin sanat yoluyla görünür olmasının kendileri için çok anlamlı olduğunu belirtti. TİKA’nın desteği olmasaydı serginin Ramallah’a ulaşması mümkün değildi.

Türkiye’de bazen “Filistinliler zaten bütün bunları yaşıyor, bu imgeleri onlara yeniden göstermenin ne anlamı var?” diye soruluyor. Cevabım basit: Biz bu sergiyi Filistinlilere yaşadıklarını anlatmak için değil, onların yanında olduğumuzu göstermek için yaptık. Kudüs’ü anlatan posterin önünde uzun süre duran insanları görünce bunu daha iyi anladım. Bizim için bir eserdi; onlar için on kilometre ötede durduğu hâlde ulaşamadıkları bir şehrin resmiydi. Kudüs, bazen İstanbul’a Ramallah’tan daha yakındı.

RAMALLAH’TA SANATIN NABZI

Ramallah’taki ilk boş günümde A. M. Qattan Foundation’ı ziyaret ettim. Filistin’i yalnızca haber bültenlerinin diliyle takip edenler için bu ölçekte bir kültür kurumuyla karşılaşmak şaşırtıcı olabilir. Oysa Ramallah’ın belirgin özelliklerinden biri, bütün kısıtlamalara rağmen son derece canlı bir sanat ortamına sahip olması. Kültür kurumları burada hayatın kenarındaki lüks alanlar değil; toplumun hafızasını ve geleceğe dair iddiasını taşıyan yapılar.

Amin Alsaden’in küratörlüğünü üstlendiği “Loss Marginalia”, kaybı tüketilecek bir imgeye çevirmek yerine onun etrafında durmayı öneriyordu. Aynı kurumda Bashar Khalaf’ın “The Field of Dreams” sergisini gördüm. Resimlerdeki boşluk, renk seçimi ve fırça darbeleri beni sarstı. Bunun sanatçının ilk kişisel sergisi olduğunu öğrenince bir sonraki görüşmeyi İstanbul’da yapmak üzere vedalaştık.

Sanatçı Nabil Anani ile galerisinde
Sanatçı Nabil Anani ile galerisinde

FİLİSTİNLİ SANATÇILAR YETERİNCE TANINMIYOR

Filistinli sanatçı Nabil Anani, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği desteği önemsediğini, fakat Filistinli sanatçıların Türkiye’de yeterince tanınmadığını söyledi. Filistin’e politik olarak yakın olmakla Filistin’in sanatını gerçekten tanımak aynı şey değil. Bayrakları ve sloganları biliyoruz; peki ressamları, heykeltıraşları ve sanat tarihini ne kadar biliyoruz?

Zawyeh Gallery’de Khaled Hourani’nin “1030+” sergisinin son hazırlıklarını gördüm. Güncel Gazze fotoğraflarından hareket eden Hourani, dumanı ve enkazı geri çekerek insanları ve çocukları bulutların arasında bırakıyordu. Yeryüzünün taşıyamadığı bedenler için gökyüzü geçici bir sığınağa dönüşüyordu.

Sanatçı Khaled Hourani ile Zawyeh Galleri'de
Sanatçı Khaled Hourani ile Zawyeh Galleri'de

ZEYTİN AĞAÇLARI HER YERDE

Khalil Sakakini Cultural Center’ın bahçesinde Richard Gere’ın 1993 yılında diktiği bir zeytin ağacı vardı. Ramallah’ta her an bir zeytin ağacıyla karşılaşabiliyorsunuz. Bunu biliyordum; fakat bilmekle görmek aynı şey değil. Sergimizin adındaki sürgündeki zeytin ağacı, Mahmud Derviş Müzesi’nin bahçesi, yol kenarları ve Sakakini’nin avlusundaki ağaç aynı hikâyenin farklı cümleleri gibiydi.

Çok istememe rağmen Nablus’a gidemedim. İsrail’in kısıtlamaları yolculuğun programını benden önce belirledi. Filistin seyahatim yalnızca gördüğüm şehirlerden oluşmadı; ulaşamadığım yerler de onun bir parçasıydı. Bazen bir seyahatin en kalıcı görüntüsü, hiç göremediğiniz bir şehrin zihninizde bıraktığı boşluktur.



Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026