Seksenlerden öğrenilecek en önemli şey insanlıktır

Büşra Sönmezışık
00:0029/07/2012, Pazar
G: 28/07/2012, Cumartesi
Yeni Şafak
Seksenlerden öğrenilecek en önemli şey insanlıktır
Seksenlerden öğrenilecek en önemli şey insanlıktır

TRT'de yayınlanan Seksenler dizisi, o dönemin yaşantısını mizahi bir anlayışla evimize getiriyor. Her ailenin kendinden bir şeyler bulduğu dizi, unuttuklarımızı bize yeniden hatırlatıyor. Yarı otoriter baba Fehmi'yi canlandıran Rasim Öztekin ile seksenlerle bugün arasındaki farkı konuştuk.

Seksenler deyince aklımızda hep karanlık bir mazi canlanır. Demokrasinin işlemediği, sağ sol çatışmasının büyüyüp yeşerdiği, duvarların sloganlarla renklendiği, darbe nedeniyle 'karanlık yıllar' olarak adlandırdığımız yıllardır. Belki bugün birçoğumuz hatırlamasa da seksenlerin gülümsetecek yanları da vardı. Biraz hatırlayalım; depozite almak için kola şişesi biriktirir, Adile Naşit'in masalları ile uyurduk. Korhan Abay, Cenk Koray'ın programlarını izler, Metin Milli, Ersen ve Dadaşlar, Kayahan, Sezen Aksu, Nilüfer ve Barış Manço'nun şarkılarını dinlerdik. Televizyonun hayatımıza girişiyle birlikte TRT bizler için ekmek su gibi bir ihtiyaçtı. Bakkala gitmek, sokakta oynamak, harçlık toplamak o dönemde önemli uğraşlardı. Resimli futbolcu kartları biriktirilir, leblebi tozu yenirdi. İşte TRT'de yayınlanan dönem sitcomu olan 'Seksenler' dizisi de Türkiye'nin 32 yıllık geçmişinin ve değişiminin hikâyesini aktarıyor. Klasik bir Türk ailesinin sosyal hayattaki değişimini, hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediğini, geleneklerimizi nasıl unutturduğunu gösteriyor. Tüm bunları Seksenler dizisinin yaşlı yarı otoriter babası Fehmi, yani Rasim Öztekin'nin ağzından dinledik…

Rasim Öztekin, dizide sağduyulu, ailesini korumaya çalışan, eşi dostu düşünen, klasik seksen babasını canlandırıyor. O dönemin babalarına göre terbiyesizlik yapan hep gençlerdi, yetişkinlere göre gençler 'potansiyel anarşist ve uyumsuzdu' diyor. Zaman zaman bu oynadığı karakterde kendi babasını gördüğünü belirten tiyatrocu; "Anılarım canlanıyor. Çekim esnasında masadaki kül tablasını gördüğümde kendi evim aklıma geliyor. Çünkü artık onlar yok. Sonra geçmişim film şeridi gibi gözümün önünden akmaya başlıyor" diyor.

1980 YILLARI YALNIZCA DARBEDEN İBARET DEĞİL

Peki seksenlerin diğer dönemlerden farkı ne? 'Seksenler Türkiye için önemli bir geçiş dönemiydi' diyen Öztekin, o zamanın ekonomik düzeniyle şimdiki arasında çok fark olduğunu buna paralel olarak yaşam biçimimizin de değiştiğini belirtiyor. O dönemlerde yolsuzluğun arttığı söylemine karşı çıkan Öztekin "Yolsuzluk sadece o dönemde değil, Türkiye'de her dönem olmuştur"diyor. Öztekin şöyle devam ediyor: "Seksenlerden bugüne taşınacak şey insanların birbirleriyle olan iletişimleriydi. Biz o yıllarda apartmanda yaşıyorduk. Mutlaka haftanın bir ya da iki günü gelip bir şeyler isterlerdi. 'Yemeğim yarıda kaldı iki tane domates alabilir miyim' diyen komşularımız vardı. Ben şimdi komşularımı tanımıyorum. İnsanlar birbirlerine yabancılaştı. İşte aramızdaki fark bu"

Yaşı itibariyle seksenleri yaşamış olan Rasim Öztekin, o yılları anlatırken günümüz Türkiye'siyle arasındaki farklara dikkat çekiyor. O yıllarda samimiyet, insanlık, dostluk, arkadaşlık, komşuluk ilişkileri ve mahalle kültürünün olduğunu ancak bugün insanların tamamen maddi odaklı bir hayat yaşadıklarından tüm bu değerlerin kenara itildiğini söylüyor. 1980 döneminin darbe nedeniyle karanlık yıllar olarak adlandırılmaması gerektiğini söyleyen Öztekin, her ne kadar siyasi ve ekonomik kriz olsa da insanlar arasındaki kuvvetli bağın önemini vurguluyor. Öztekin dönemin gençleri için şu değerlendirmeyi yapıyor; "O dönemlerde sağ ve sol çatışması vardı. Ancak o zamanki gençlerin bilgi birikimi bugüne oranla daha fazlaydı." diyor.

SOBA İNSANLARI BİR ARAYA GETİRİRDİ

Artık pek çok şehrimizde doğalgaz mevcut. Rasim Öztekin o dönemlerindeki anılarını anlatırken sobanın insan hayatındaki manevi önemine dikkat çekiyor ve şöyle diyor; "En güzel anılarımdan biri sobanın oluşuydu. Sobanın kıymetini bu diziye başlayınca daha iyi anladım. Soba bizleri bir arada tutan bir unsurmuş aslında. Çünkü sobanın etrafında bütün aile ısınıyor. Kalorifer geldikten sonra herkes kendi odasına çekilmeye başladı. Muhabbetler azaldı" Öztekin, siyasi olaylara pek fazla karışmasa da duvarlara yazı yazdığını itiraf ediyor. Bununla ilgili bir anısını da şöyle anlatıyor; "Arkadaşımla yazıya çıkmıştık. Sabaha karşı yazı işlemimiz bitti. Bir bahçede sabahlıyorduk. Evin sahibi teyze bize nereden geldiğimizi sordu. Bizde 'köyden geldik' dedik. Öyle olunca bize kahvaltı ikram etti. Halbuki bir gece önce yazıya çıktığımızı bilse bizi kovalardı". Öztekin, seksenlerden bugüne ne değişti? sorusuna ise şöyle cevap veriyor; "Artık koşullar çok farklı. Ancak o zamanda olmayan ve bu zamanda hala tam oluşamamış şey demokrasidir. Türkiye'nin ihtiyacı olan tek şey demokrasi"

O DÖNEMİN İNSANLARI DARBEDEN MEMNUNDU

Malum seksenlerin üzerine karabasan gibi çöken bir olaydı seksen darbesi. O dönemin tanığı olan Öztekin, darbenin yapıldığı süreçte halkın bundan şikâyetçi olmadığını aksine memnun olduklarını belirtiyor. 'O zaman kimse şikâyetçi değildi' diyen Öztekin, darbeyi yapan kişilerin anayasasının kabul edildiğini söylüyor. Öztekin; "Yıllar sonra sanki bunları severek kabul eden bizler değilmişiz gibi darbecilerin yargılanmasını istiyorlar. Biz hayır oyu verdiğimizde siz neredeydiniz? Biz 'Hayır' oyu verirken o zaman vatan haini olarak görünüyorduk. Adeta bir bayram havası vardı."

DIŞARIDA KALANLARDA PARANOYA OLUŞTU

Hapise girenler bir yana, dışarda kalanlarda da darbenin izleri olduğunu anlatan Öztekin, seksen darbesinin ciddi bir paranoya oluşturduğunu söylüyor. 'Devamlı takip ediliyoruz sanıyorduk' diyen tiyatrocu, 'sıra bize gelecek mi diye düşünmeden edemiyorduk' diye anlatıyor o günleri. Öztekin "Benim arkadaşım bir hafta tutuklu kaldı nedeni ise basketbol stratejisi diye bir kitap okuyordu. Strateji lafından içeriye alındı. O yıllar adeta kara mizah yıllarıydı. Marx'ın resmini gördükleri için insanlar kodese tıkıyorlardı" diyor. Darbeler karşısında halkın tepki göstermesi gerektiğini anlatan tiyatrocu, 'Darbeler karşısında halk mücadele verseydi bugün Türkiye'de gerçek anlamda demokrasi olurdu. Demokrasi karşısında darbeler önemli fırsatlardı" diyerek sözlerini tamamlıyor.


Ramazanda yapılan yardımları kimse bilmezdi

Seksenlerde Ramazan… O dönemlerde Ramazan ayında toplu hareket edilirdi diyen Öztekin, aile iftarlarının çok önemli olduğunu vurguluyor. Öztekin Ramazan ayının en önemli unsurlarından biri olan yardımların kimse tarafından bilinmemesi konusunda özen gösterildiğini söylüyor; "Annem yoksullara yardım yapardı. Ben bile bilmezdim kim olduğunu, söylemek ayıptı". Gayrimüslimler ile aralarında sevgi ve saygı olduğunu anlatan Öztekin, "Gayrimüslimler bize iftar yemeği verirdi. Biz de onlara paskalyalarında yumurta boyayıp verirdik. Saygı ve sevgi vardı. Bu saygı hiçbir zaman korkudan oluşan bir saygı değildi. Bütün komşularımızın bayramlarını bilirdik" diyor. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Öztekin, o yıllarda pahalı bir meyve yenmediğini çünkü alamayanları da düşünmek gerektiğini bu nedenle giyimine kuşamına da dikkat ettiğini belirtiyor. 'Şu anda herkes marka konusunda birbiriyle yarışıyor' diyen başarılı tiyatrocu, o dönemde ayıp olan şeylerin bugün öyle kabul edilmediğine ve kavramların giderek değiştiğine dikkat çekiyor.