
Firuzağa’daki bir plakçıda akşam saatlerinde ‘Radiohead’ grubunun internetten canlı yayınladığı konseri dinlemek için bir araya gelenler, içeri giren bir grupla tartıştı. Koreli Seogu Lee’nin sahip olduğu dükkanda yaşananların ardından bütün dikkatler yine Firuzağa-Tophane hattına yöneldi. Gerçek Hayat, Tophane'de yaşanan gerginlik sonrası, yapısı zorla dönüştürülmeye çalışılan bölgenin sakinleri ile konuştu.
Tophânelilerden alınan târihî binalar turistik apart hotel, sanat evlerine ve sergi salonlarına dönüştürülüyor. Tophâne, apart hotellerde konaklayan turistlere, ya da sanatevleri ya da galerilerden sokaklara taşan kokteyllere karşı Tophânelilerin sert müdahaleleriyle gündeme geldi. Kimse 'Tophâne nedir? Tophâneli kimdir?' diye sormadı. Bugün Tophâne denilince 'yobaz mahallelilerin', sanat ve sanatçıya 'Ortaçağ' kafasıyla saldırdığı biryer anlaşılıyor. Garip olan şu: Tophâne'de de bir dönüşüm yaşanıyor.
2008'de Firuzağa ve Tophane'yi merkeze alan Bienal'in sorusu “İnsan Neyle Yaşar"dı. O günlerde başlayan gerginlik hala sürüyor. Tophanelilerin bu soruya verdiği yanıt: Aş, iş. Her tarafta pıtrak gibi çoğalan galeriler içinse öncelik sanat.
Bu çatışma aslında her şeyin çıkış noktası. Bir yanda yıllardır alıştıkları mahallelerine sıkı sıkıya sarılan Tophaneliler, bir yanda onları dönüştürmeyi, dönüştüremezse sürmeyi hedefleyen yeni sakinler...
Yol boyunca dükkanların dizilişi bile bu semtte bir çekişme yaşandığının en açık göstergesi. Bir tasarım dükkanının yanında bir hırdavatçı dükkanı var. Bakkal işsizlikten dışarda otururken yanından market poşetiyle geçiyorlar.
Mahalleye damgasını vuran “soylulaştırma"dan burada yıllarını geçiren herkes şikâyetçi. Hırdavat dükkanını işleten Hamza Bey, evlerin metrekaresine 2 bin lira teklif edildiğini, deniz gören yerlerde bu miktarın 5 binlere dayandığını anlatıyor. Bir zamanlar Cihangir'de yaşanan dönüşüm oranın dönüşümü bitince artık alt mahallelere sıçrıyor.
Tophane'nin sahipleri çoğunlukla Siirtli, Bitlisli ve Erzincanlı aileler. Boğazkesen'de büfe işleten Şahap Bey'e göre, kasetçiye yapılan saldırı da öncesinde yaşananlar da mahallelinin sinir uçlarıyla oynanmasından kaynaklanıyor:
“İnsanlar er ya da geç gidecek. Ancak elbette böyle haksız bir şekilde gönderilmek herkesin canını sıkıyor. Burada sürekli insanların gerici olduğundan bahsediliyor. Bu insanlar evlerini üç paraya sattı. Kalanlar 3 bin 500 lira kira veren zibidilerle aynı mahallede oturuyor. 3 bin 500 lira kira olur mu sen söyle? Ramazan günü kakara kikiri derken insanların siniri oynadı. Buraya gelip yaşananları soranlar bu insanlar yıllardır Beyoğlu'nun Cezayir Sokak'ın Cihangir'in dibinde oturuyor, şimdiye kadar niye oralara hiç saldırmadılar diye de sorsun. İnsanları başka türlü kaçıramayacakları için bu kavgayı 'İslamcılar saldırdı' diye anlatıyorlar ama Galata'da içki içenlere saldıranlar da mı İslamcıydı, kimse bunu sormuyor."
Mahalle sakinlerinden Arda Solgun “Kanımız uyuşmuyor kısaca diyebiliriz" diyerek konuşmasına başlıyor. “Günde 100 kere yabancılar yol soruyor. Gelenler parka çöküyor, yaşlı amcalar onların gürültüsü yüzünden 40 yıldır indikleri parka inemiyor. Ezan okunurken bir yandan bas bas müzik dinliyorlar. Yani bir yere sonradan gittiğinizi düşünün. Oradakilere bir bakmaz mısınız? Nasıl yaşıyorlar, ne seviyorlar. Bir misafirliğe gittiğinizde eve pat diye çöker misiniz? Bunlar bize medeniyet satıyor, kendileri insanlıktan nasibini almamış."
Kimse Firuzağa'nın ve Tophane'nin sakinlerine “İstanbul'un alternatif sanat merkezi burası olacak. İstiyor musunuz? Hazır mısınız?" diye sormamış. Yerliler dışarıdan kendilerine dayatılan sanata da, yemek kültürüne de, müziğe de, hayata da yabancı. Mahalleye yeni taşınanlarsa eskileri






