
Celalettin Divlekci’nin Ketebe Yayınları arasından çıkan “Yusuf’un Rüyasını Yeniden Görmek” kitabı okurla buluştu. Yazar, ayetle ilerleyerek olaylar silsilesini aktarırken şiirlerle de bu anlatımını besliyor.
Kuran-ı Kerim, içerisinde meseleleri ele alırken kıssalarla konuları detaylandıran ilahi bir kitap. Bu kıssalar içerisinde en çok bilinen Yusuf kıssası; adalet, hak, hukuk, haya, edep gibi konuları işleyen ve hikâyesiyle de insanlar üzerinde derin etkiler bırakan bir kıssa. Rüya ve rüya yorumu meselelerinin de detaylı olarak işlendiği Yusuf kıssası öngörülerin ve kader çizgisinin hassasiyetini derinden işleyen ayrıntıları ile bugün de hisseler alınacak birçok hikmeti içinde taşımakta.
HZ. YUSUF’U YENİDEN OKUMAK
Hz. Yusuf hakkında bugüne kadar kitaplar yazıldı, filmler, diziler çekildi. Zihindeki algıların tüm parçaları da böylelikle yerini oturmuş oldu. Şimdi artık meseleyi farklı bir boyutta işleyen eserlere ihtiyaç var. Celalettin Divlekci’nin Ketebe Yayınları arasından çıkan “Yusuf’un Rüyasını Yeniden Görmek” kitabı ile değerli dostum Muhsin Kemikli sayesinde tanıştım. Tokat ziyaretinde hocanın selamını ve kitabını getirince, kitabın ilk olarak ismi cezbetti beni. Bu zaten bir kitap için ilk vurgun gibi bir etkidir. Kitap ismi sizi kalbinizden yakaladıysa siz kitaba bir adım yaklaştınız demektir. Bu kitap isim olarak farklı bir sese sahip olduğunu hissettiren bir özgünlüğe sahip. Kitabın alt başlığı; “Klâsik Tefsirler Işığında Yusuf Kıssasını Yeniden Okumak.” Kitabın Takriz yazısını Prof. Dr. Sadettin Öktem kaleme almış. Kitap, giriş bölümünde anlatım teknikleri ve metot bilgilerini verdikten sonra sekiz bölümden oluşuyor. Rüyadan Kuyuya, Kuyudan Köşke, Köşkten Zindana, Gün Gelir Kıymetin Bilinir, Zindandan Hazinelerin Başına, Sabır ve Ümit: Yakub’un Yetiştiği Okul, Yusuf’un Kokusu Gelir, Sûrenin Sonu kitabın bölümleri.
ŞİİRLERLE KONU BESLENİYOR
Kitabı öne çıkaran önemli ayrıntılara Ön Söz’de değiniyor Divlekci. “Münasebet düştükçe, klasik şiirimizden olay ve hakikatlere tercüman olduğunu düşündüğümüz birtakım mısralar da koyduk.” (s.15) Kitaba başladığınızda klâsik bir tefsir şeklinde ilerlenecek zannı oluşuyor. Yusuf Suresi’nin ilk ayetleri en başta veriliyor. Yazar, bu ayetlere tercümeden daha çok yorumlarını sıralıyor.
“Söze giriş, Kur’ân’ın Allah kelamı olduğuna yönelik bir meydan okuma olduğuna göre, devamındaki ‘mübîn’ yani açık oluş keyfiyeti de bununla alakalı olmalıdır.” (s.29) Ayet ayet ilerlerken olaylar silsilesi, yazar konuya uygun şiirlerle de besliyor anlatımı. “İnsanlardan saklasalar da kendisinden saklanmayacak olan biri vardır; O her şeyden haberdardır. Sen ne türlü saklayım dersen de sû-i hâlini Hakk Te’âlâ senden a’lemdir senin hâlini” Diyarbakırlı Said Paşa (s.45)
Yazarın kitaptaki üslubu da böylelikle yerine oturmuş oluyor. Kitabı akademik bilgiler yığınına boğmak istemiyor yazar. Anlatıma edebî bir üslup katarak cümlelere nefes aldırmak istiyor.
Yusuf Kıssasından Bir Aşk Hikâyesi (!) Çıkarmak
Yusuf ile Züleyha hikâyeleri gerçeklik payı olmasa da çok meşhurdur. Bu tarz kitaplar yazılmış, kurgu bir hikâye yüzyıllardır anlatılagelmiştir. Celalettin Divlekci bu konuya da değiniyor kitapta. Kur’ân’daki hakikati açıkladıktan sonra yorumunu ekliyor yazar. “Kurân’ı referans göstererek bu kıssadan bir aşk hikâyesi çıkartmak, Kur’ân’ın rehberliğine değil, hurafelerin ve asılsız rivayetlerin rehberliğine başvurmaktır. (s.63)
Kıssadan Çıkarılacak Hisseler
Yusuf kıssası içinde birçok hikmeti ve ibreti barındırmaktadır. Allah’ın insanlığa bir mesajı vardır ve bunu kıssalar yoluyla da iletir Kur’ân’da. “Bu kıssada kazananlar, istikametten ayrılmayanlardır: Yakub (as) gözlerini üzüldü ama istikametten ayrılmadı.” (s.122) Kitabın Sonuç bölümüne toplu olarak çıkarılacak hisseleri sıralamış Divlekci. Bakıldığında, Kur’ân’ın tüm insanlığa sunduğu evrensel mesajlar bütünü Yusuf kısassında da karşımıza çıkıyor. Bir yaşam kitabı, hayat rehberi de olan Kur’ân, insanların en iyi vasıflarla donatılmış olarak yaşamlarını sürmeleri için sık sık telkinlerde bulunmaktadır. “Allah Teâla ihsan sahiplerini, âlîcenap olanları yani istikameti, duruşu güzel olup yaptığı işi güzel yapan kullarını ödüllendirir.” “Yûsuf kıssası terbiye edilmiş bir nefsin hikâyesidir. Beline sahip olmayı, öfkesine mağlup olmamayı, affetmeyi, vefâyı, iffeti, edebi, ihanet etmemeyi ve istikametten kopmamayı öğretir.” “Yusuf’un kardeşleri gibi hatadan dönmek iyi ama sen Yûsuf olmaya bak!” “Fiziki güzellik bir gün gelir kaybolur. Ahlaki güzellik ise aradan asırlar geçse de konuşulur.”
Rüyaya İhtiyacımız Var
Hz. Yusuf’u zindandan çıkaran gördüğü ve yorumladığı rüya idi. Bir rüya, kurtuluşa da vesile olarak hikmetli bir yaşamın ilk adımını sunmuştu Yusuf’a. Tüm insanlık olarak buhranlı günler yaşıyoruz. Zulümler devam ediyor, mazlum halklar soykırımla yok ediliyor. Ahlakî değerler her gün biraz daha ayaklar altına alınıyor. Kur’an’ın bizlere ilettiği mesajlar göstermelik bir seremoninin ötesine geçemiyor. Yusuf’u ve bir halkı felaha ulaştıran rüya gibi İlahi bir dokunuş şart. Bunun yolu da kaynağı da Kur’ân’dan geçiyor. Tekrar tekrar “Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak” kurtuluşa ereceğiz. Yusuf’un Rüyasını Yeniden Görmek’te Celalettin Divlekci, kıssanın cümle aralarında bu mesajı sık sık yineliyor. Bir rüyayı yeniden görmek için sahih bir kalple Kur’ân’a döneceğiz yüzümüzü. Bir Yusuf gibi.








