Kim bu Hasidik Yahudiler?
04:00, 13/09/2026, PazarG: Güncelleme: 04:07, 13/09/2026, Pazar
Yeni Şafak

Chabad Lubaviç Topluluğu New York Brooklyn’deki merkezlerinde.
On sekizinci yüzyılın ortalarında Polonya ve Ukrayna topraklarında Israel ben Eliezer, daha çok bilinen adıyla Baal Şem Tov’un öncülüğünde Hasidizm hareketi ortaya çıktı. “Dindarlık” anlamındaki hasidut kelimesinden türeyen Hasidilik, geleneksel Rabbani seçkinciliğe ve katı kuralcılığa karşı daha samimi bir dindarlık anlayışını öne çıkardı. Ruhi Çenet’in ABD’de bir Yahudi mahallesine girerek yaptığı röportajlardan oluşan belgeseli kısa sürede büyük ilgi gördü. Fakat video, modern Yahudi grupları hakkındaki bilgi eksikliğinin de etkisiyle bazı kavramların ve cemaatlerin birbirine karıştırıldığı bir tartışmayı beraberinde getirdi. Bu yazıda Hasidizm’in doğuşundan Chabad’ın günümüzdeki küresel yapısına yakından bakacağız.
Ruhi Çenet’in ABD’de bir Yahudi mahallesine girerek yaptığı röportajlardan oluşan belgeseli kısa sürede büyük ilgi gördü. Fakat video, modern Yahudi grupları hakkındaki bilgi eksikliğinin de etkisiyle bazı kavramların ve cemaatlerin birbirine karıştırıldığı bir tartışmayı beraberinde getirdi. Peki videoda görülen bu insanlar aslında kimdi? Hasidik Yahudilik nasıl ortaya çıktı ve diğer Ortodoks Yahudi gruplarından hangi yönleriyle ayrıldı? Chabad-Lubaviç hareketinin Hasidizm içindeki yeri neydi? Bu grubun terör devleti İsrail ve katil Binyamin Netanyahu ile ilişkileri nasıldı? Bu yazıda Hasidizm’in doğuşundan Chabad’ın günümüzdeki küresel yapısına yakından bakacağız.
Tarih içinde Yahudilik
Tarih boyunca Yahudi topluluklarının yaşadığı şartları, içinde bulundukları siyasi idarenin onlara karşı takındığı tutum belirlemiştir. Hristiyan Avrupa’sında Yahudiler uzun yüzyıllar boyunca aşağılanma, gettolara kapatılma, zorla vaftiz, Engizisyon mahkemeleri ve kitlesel sürgünler gibi ağır baskılarla karşı karşıya kaldılar. Buna karşılık Müslüman hâkimiyetindeki pek çok bölgede, zimmî hukuku çerçevesinde can, mal ve din emniyetine sahip oldular ve kendi cemaat hayatlarını sürdürebildiler. Özellikle Abbasiler, Endülüs Emevileri ve daha sonra Osmanlı dönemleri, Yahudi tarihinin en özgür safhalarıdır.
Doğu Avrupa Yahudiliği ve Hasidizm’in doğuşu
Orta Çağ’dan modern zamanlara geçişin hızlandığı on yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda Doğu Avrupa’da yaşayan Yahudi toplulukları ise ağır sosyo-ekonomik krizler, katliamlar ve derin bir manevi sarsıntıyla karşı karşıya kalmaktaydı. 1648’de başlayan Hmelnitski isyanları sırasında yaşanan büyük kıyımlar, bölgedeki Yahudi cemaatlerini hem iktisadi hem de toplumsal bakımdan ağır biçimde sarstı. Bunun hemen ardından Sabetay Sevi’nin ortaya attığı mesihlik iddiası geniş kitlelerde büyük bir umut doğurdu fakat bu hareketin Sabetay Sevi’nin -göstermelik de olsa- Müslüman oluşuyla sonuçlanması, zaten zor şartlar altında yaşayan Yahudiler arasında yeni bir hayal kırıklığına yol açtı.
Öte yandan Rabbani Yahudiliğin giderek katılaşan yapısı, halktan uzaklaşan seçkinleri ağır vergi yükleri altında ezilen geniş kitlelerin manevi ihtiyaçlarına yeterince karşılık veremiyordu. Böyle bir vasatta Doğu Avrupa Yahudiliğinde, mevcut dinî yapının dışında daha sıcak, daha doğrudan ve gündelik hayata temas eden yeni bir manevi arayış için güçlü bir zemin oluştu.
İşte bu kasvetli ortamda, on sekizinci yüzyılın ortalarında Polonya ve Ukrayna topraklarında Israel ben Eliezer, daha çok bilinen adıyla Baal Şem Tov’un öncülüğünde Hasidizm hareketi ortaya çıktı. “Dindarlık” anlamındaki hasidut kelimesinden türeyen Hasidilik, geleneksel Rabbani seçkinciliğe ve katı kuralcılığa karşı daha samimi bir dindarlık anlayışını öne çıkardı. Duada vecd, “devekut” adı verilen tanrıya bağlılık ve gündelik hayatın her anında kutsalı hissedebilme düşüncesi hareketin temel unsurları arasında yer aldı.
Baal Şem Tov’un ardından hareketi daha sistemli bir yapıya kavuşturan Mezritchli Maggid, Hasidiliğin farklı bölgelerde yayılmasında önemli bir rol oynadı. Zamanla Hasidilik, Zaddik veya Rebbe adı verilen karizmatik liderlerin çevresinde örgütlenen güçlü cemaat yapıları meydana getirdi.
Hasidiliğin kısa sürede geniş halk kitleleri arasında yayılması, geleneksel Rabbani çevrelerde ciddi bir tepki doğurdu. Disiplinli dinî eğitimi ve özellikle Talmud çalışmalarını merkeze alan bu çevrelerin en etkili isimlerinden biri, Vilna Gaonu olarak tanınan Eliyahu ben Solomon’du. Hasidiliğe karşı çıkan bu kesim zamanla İbranice “muhalifler” anlamına gelen Mitnagedim adıyla anılmaya başladı. Mücadele sebebiyle bazı Hasidi gruplar aforoz edildi, eserleri yasaklandı ve yer yer kitapları imha edildi.
On dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde Hasidilik bu kez başka bir cepheden eleştirilerle karşılaştı. Batı ve Orta Avrupa’da gelişen Yahudi Aydınlanması, yani Haskalah hareketinin temsilcileri, Hasidiliği hurafeye dayalı, akıl dışı ve geri kalmış bir din anlayışı olarak görüyordu. Böylece Hasidilik bir taraftan geleneksel Rabbani otoritelerin, diğer taraftan modernleşmeci Yahudi çevrelerin eleştirileri arasında varlığını sürdürdü.

Chabad Lubaviç Topluluğu New York Brooklyn’deki merkezlerinde.
Chabad ekolü
Hasidizm’in geniş kitlelere yayılmasıyla birlikte farklı coğrafyalarda çok sayıda Hasidi hanedan ve ekol ortaya çıktı. Bunlar arasında zamanla en güçlü hareketlerden biri Chabad (okunuşu gırtlaktan “h” ile Habat şeklindedir) Hasidizm’i oldu. “Chabad” adı, İbranice insanın zihnî yetilerini ifade eden üç kavramın baş harflerinden meydana gelmektedir: Hikmet anlamındaki Chokhmah, anlayış anlamındaki Binah ve bilgi anlamındaki Da’at. Bu isimlendirme bile Chabad’ın diğer Hasidi geleneklerden ayrılan yönlerinden birine, mistik tecrübeyle tefekkürü bir araya getirme arayışına işaret ediyordu.
Chabad hareketinin kurucusu, on sekizinci yüzyılın sonlarında bugünkü Belarus topraklarında, önce Liozna’da ardından Liadi’de faaliyet gösteren Rabbi Shneur Zalman’dı. Mezritchli Maggid’in talebesi olan Shneur Zalman, Kabala mistisizmini Tevrat eğitimi ve tefekkürle birleştiren bir anlayış geliştirdi. Onun 1796’da yayımlanan başlıca eseri Tanya, zamanla Chabad Hasidizminin temel metni ve manevi rehberi hâline geldi.
Shneur Zalman yalnızca yeni bir dinî yorum ortaya koymakla kalmadı, hareketin giderek büyüyen cemaat yapısını da belirli kurallara bağladı. Yehidut adı verilen özel görüşmelerin yanı sıra farklı bölgelerde cemaat temsilcilerinden oluşan bir ağ kurdu. Müritlerin yoğun ziyaretlerini düzene sokmak amacıyla Liozna Nizamnamesi olarak bilinen kurallar hazırlandı. Herkesin liderle birebir görüşmesinin mümkün olmadığı şartlarda Tanya giderek yazılı bir manevi rehber işlevi görmeye başladı. Chabad zamanla dar bir çevrenin sınırlarını aşarak eğitim ve disiplini öne çıkaran geniş bir Hasidi cemaat hareketine dönüştü.

Netanyahu ve Chabad lideri Schneerson.
Modern dönemde Chabad-Lubaviç
On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda Rusya İmparatorluğu sınırlarındaki Lubaviç kasabasını önemli merkezlerinden biri hâline getiren hareket, zamanla Chabad-Lubaviç adıyla anılmaya başladı. İkinci Dünya Savaşı ve Sovyet baskılarının Doğu Avrupa’daki Hasidi merkezleri ağır biçimde sarsmasının ardından Chabad’ın merkezi ABD’ye taşındı. New York’un Brooklyn semtindeki ve Ruhi Çenet’in belgeselinde de görülen mekan, hareketin yeni merkezi hâline geldi.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında hareketin yedinci lideri Rabbi Menachem Mendel Schneerson döneminde Chabad, dünya çapında güçlü bir dinî ağa dönüştü. Günümüzde hareketin en asli hedefi, sekülerleşmiş Yahudileri geleneksel yaşama yeniden yaklaştırmayı amaçlayan çalışmalardır. Dünyanın dört bir yanındaki temsilcileri aracılığıyla sinagoglar, okullar ve kültür merkezleri işleten Chabad, geleneksel dindarlığın yayılmasını Mesih’in gelişini hızlandıran önemli unsurlardan biri olarak görmektedir. Hatta Chabad içindeki mesihçi bir kesim, 1994’te ölen Schneerson’un beklenen Mesih olduğuna inanmaktadır.
Schneerson döneminde geliştirilen “temsilci” sistemi Chabad’ın bugünkü gücünün anahtarı oldu. Evli haham çiftler dünyanın farklı şehirlerine gönderiliyor, yerleştikleri bölgede bir Chabad merkezi kuruyor ve çevredeki Yahudilere eğitimden ibadete, öğrenci faaliyetlerinden sosyal yardıma kadar çok geniş bir hizmet ağı oluşturuyordu. Chabad’ın kendi güncel verilerine göre bugün 100’den fazla ülkeye yayılan 6 bini aşkın temsilci ailesi, binlerce kurum ve on binlerce çalışan bu ağın parçası durumunda. Bu ölçekte bir yapılanma Chabad’ı son derece büyük maddi kapasiteye sahip küresel bir Siyonist organizasyon hâline getirmiştir.

Siyonistlerin lideri Theodor Herzl.
Hasidizm, Chabad ve Siyonizm
On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Theodor Herzl öncülüğünde gelişen Siyonizm hareketi, Yahudiliği dinî bir cemaat olmanın ötesinde modern bir ulus olarak tanımlayan ve Filistin topraklarında bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı hedefleyen politik bir ideolojiydi.
Siyonizm’in bu seküler ve milliyetçi yapısı, geleneksel Ortodoks ve Hasidi çevrelerde başlangıçta büyük bir tepkiyle karşılandı. Geleneksel inanca göre Sürgün’ün sona ermesi ve Kudüs’e dönüş sadece ilahi müdahale ve vaat edilen Mesih’in gelişiyle gerçekleşebilirdi. Talmudik geleneğe dayanan bu anlayışa göre Mesih’in geliş zamanı zorlanmamalıydı. Bu düşüncenin farklı ultra-Ortodoks çevrelerde farklı yorumları ortaya çıktı.
Satmar ve Neturei Karta gibi gruplar Siyonizm’e ve İsrail Devleti’ne karşı çok daha sert bir teolojik muhalefet geliştirirken Chabad zamanla bambaşka bir yerde konumlandı. Hatta Çenet’in videosunun kafa karışıklığı doğurmasının sebeplerinden birisi de bu. Videoda sokakta röportaj veren bazı kişiler Satmar grubundan ve anti-Siyonist bir tutumu benimsemekte, fakat bu ayrım belgeselde dile getirilmemiş.
Chabad özellikle Schneerson döneminde İsrail’in varlığına ve güvenliğine güçlü destek verirken İsrail toplumunda geniş bir kurumsal ağ meydana getirdi. Chabad mensupları İsrail ordusuna yönelik dinî ve sosyal faaliyetler yürüttü, hareketin İsrail’de çok sayıda eğitim ve cemaat kurumu faaliyet gösterdi. Schneerson, örneğin 1967’den sonra ele geçirilen toprakların barış anlaşmaları karşılığında Araplara bırakılmasına açık biçimde karşı çıktı.
Chabad ile katil Binyamin Netanyahu arasındaki ilişki ise bu yakınlaşmanın en görünür örneklerinden biridir. Netanyahu, İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi olduğu 1984 yılında Schneerson’la uzun bir görüşme yaptı, sonraki yıllarda Rebbe’nin kendisi üzerindeki etkisini birçok defa anlatmıştır. 1996 İsrail seçimleri sırasında Chabad çevreleri Netanyahu lehine açık biçimde seferber oldu.
Geleneksel görüntünün ardındaki modern hareket
Ruhi Çenet’in videosundaki siyah kıyafetler, uzun sakallar ve teknolojiden uzak modern öncesi dönemleri hatırlatan yaşam tarzı, ilk bakışta karşımızda yüzyıllardır değişmeden yaşayan kadim bir Yahudi cemaatinin bulunduğu izlenimini verebilir. Oysa Hasidizm on sekizinci yüzyılda, Chabad ise aynı yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış ve asıl küresel yayılışını yirminci yüzyılın ikinci yarısında gerçekleştirmiş modern bir dinî harekettir.
Hareket, son derece geleneksel bir dinî hayatı modern dünyanın örgütlenme, iletişim, bağış toplama ve küresel ağ kurma imkânlarıyla birleştirmeyi başarmıştır. 100’den fazla ülkeye yayılan kurumları, binlerce temsilci ailesi ve güçlü “bağışçı” Siyonist çevrelerle ilişkisi sayesinde önemli bir maddi kapasiteye ulaşmıştır. Bu nedenle videodaki topluluğu anlamak için yalnızca kıyafetlerine ve kapalı cemaat hayatına bakmak yanıltıcı olmaktadır. Görüntünün arkasında, 1700’lerin Doğu Avrupa’sında doğmuş fakat on dokuz ve yirminci yüzyıllarda küresel ölçekte örgütlenmiş, güçlü maddi imkânlara sahip ve Siyonist terör devleti İsrail siyasetiyle yakın ilişkiler kurabilen modern bir hareket bulunmaktadır.