Hukukta önyargıların sakıncası

Nevzat Tarhan
00:00, 22/05/2010, Cumartesi
Yeni Şafak
Hukukta önyargıların sakıncası
Hukukta önyargıların sakıncası

Özgürlüğü yok saymak insani değerlere ve insan tanımlamasına uymaz. Özgürlük ve adalet kavramları kültürlerde dengeleyici kavramlardır ve birbirini tamamlar. Özgürlüğün olması gerekir fakat bu özgürlük sınırsız değildir. Adaletin olduğu bir özgürlük olmalıdır. Günümüzde bazı yerlerde adaletin yanlış tanımlarına rastlıyoruz. "Adalet mülkün temelidir" sözü "Adalet devletin temelidir" şeklinde değiştirilmiştir. Mülk kelimesi, emlak, temellük, memleket, memalik kelimeleri ile aynı kökten türemektedir. Mülk kelimesini sadece mal, mülk şeklinde tanımlamak yanlıştır. "Adalet mülkün temeli" dendiği zaman bunu sadece mal, mülk, para adaletin temeli gibi anlaşılır. Aslında ülkenin temeli anlamına gelmektedir. Bir binanın temeli bina için ne kadar önemli ise ülkenin temeli de adalettir ve o kadar önemlidir. Adalet olmadığı zaman memleket yıkılır. "Adalet devletin temeli" denildiği zaman devlet için adalet önemlidir fakat memleket yerini tutmaz çünkü devletin dışında bir de toplum vardır. Devletle mahkemelik olan birisi mahkemeye gittiğinde, karşısında tarafsız olması gereken hakim, devletin tarafında bulunmaktadır. Devletin maaşlı memuru devletin tarafında durur, yine devletin memuru olan savcı da vatandaşla aynı hizada değil, daha yüksekte durmaktadır. Bu durum adalet kavramına aykırıdır. Devletle mahkemelik olan bir insanın, "Bu hakim devlete karşı benim hakkımı koruyabilir" duygusu içerisinde olması gerekir. Mahkemelerdeki durumun o duyguyu vermesi gerekir. Devletin hakkını savunan savcı yukarıda bulunurken, vatandaşın hakkını savunan avukat daha aşağıda bulunuyorsa, bu hukuk felsefesi açısından mahsurlu bir durumdur.

Kendi Önyargılarımıza Karşı Bağımsız Olmak

Hukuk felsefesinde, hakimin bağımsızlığının en önemli kuralı, kişinin kendi önyargılarına karşı da bağımsız olmasıdır. Herkesin bir önyargısı vardır. Homofobisi olan bir hakimin önüne eşcinsel biri yargılanmak üzere gelebilir. Bu durumda eşcinsellerden nefret eden hakim, duygularını alıp bir kenara koyar ve yargılarsa duygularına karşı bağımsız hareket etmiş olur. Bu konu "türbanlı doktor olur mu, olmaz mı?" tartışmasında da karşımıza çıkmaktadır. Bazı kişiler şu tezi savunmaktadırlar: Türbanlı bir hekimin karşısına önyargılı bir hasta geldiği zaman, doktor psikiyatrik muayene yapamaz, onun için hekimin türbanlı olması doğru değildir. Buna karşılık, zenci bir doktora beyaz bir hasta geldiğinde veya eşcinsel bir doktora bir hasta geldiğinde durum ne olacak? Türbanlı, zenci, eşcinsel doktorların hepsi birer damgalanmadır. Böyle bir durumda doğru olan nedir? Hümanizm kapsamı içerisinde, hasta da hekim de karşısındakini filanca alt kültür grubuna mensup kişiler olarak görmelidir. Herhangi bir hasta, Kürt şivesiyle konuşan bir doktora gittiği zaman o doktoru küçük görüyorsa o kişinin kültürel tanımlaması yanlıştır. Kendi uzmanlık sahasında üstün yetenekli zenci doktorlar var. Hasta olan bir kişi, kendi uzmanlık alanında mükemmel olan zenci bir doktora mı yoksa o ameliyatı kötü yapan beyaz bir hekime mi gider? Böyle bir durumda herkes kendi kimliğini, kendi önyargılarını bir kenara bırakır ve o işi en iyi yapana gider. Hipokrat, insanların kendilerine karşı bağımsız olması gerektiğini iki bin sene önce söylemiştir. Hekim hastanın değerlerine saygı duyan insandır ve kendi değerleri ile hastanın değerleri arasında bağımsızdır. Aynı zamanda kendi önyargıları ile kendi kişiliğine karşı da bağımsız olacaktır. Herkesin önyargıları ve kültürel tercihleri vardır. Hekimler bu tercihlerine karşı bağımsız olarak hasta muayene ederler. Onlara karşı bağımsız olarak psikolojik dinamikleri çalıştırırlar. Aynı şey türbanlı hekim için de geçerlidir. Türbanlı hekime de bağımsız bakamamak hatalı bir yorumdur; damgalama ve dışlamadır.

İdeal insan kendini kusursuz bilen insan değil, kusurlarıyla birlikte kendini kabul edebilen insandır. Hümanizm insanın hatasız, kusursuz, iyi olduğunu, hiçbir kötünün insana ait olmadığını savundu. İnsandaki kötücül duyguları yok saydı. Kişinin aklına kötü bir düşünce geldiği zaman kendine yakıştıramadığı için "bu düşünce bana ait değil" diyerek ruh sağlığını bozdu. Bir bakıma kendini Tanrı yerine koydu, kendini kutsallaştırdı. Modern yaşamda bu tarz bir tanımlama insanın mutluluğuna zarar verdi.



Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026