İlahiyatçı Prof.Dr. Abdülaziz Bayındır'ın 40 dakika fazla oruç tutulduğu yönündeki itirazıne cevap veren Diyanet, takvim esas alınarak belirlenen zaman diliminde dinen bir sakınca olmadığını kafaları bulandırmamak gerektiğini belirtti.
İlahiyatçı Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Diyanet'in takvimine itiraz ederek en az 40 dakika fazladan oruç tutulduğunu öne sürdü. Diyanet İşleri Başkanlığı ise yaptığı açıklamada takvim esas alınarak tutulan oruç süresinde hiçbir yanlışlık olmadığını dile getirdi. Süleymaniye Vakfı'nın web sitesinde konuya ilişkin bir yazı yayınlayan İlahiyatçı Bayındır, takvimlerde var olduğunu iddia ettiği hatanın sebebinin güneşin doğuşundan önceki beş ayrı tan arasında yapılan yanlış seçim olduğunu belirterek "Eskiden çıplak gözle bakılır, ufuk boyunca ışığın yoğunlaştığı görülünce yemeye içmeye son verilirdi. Artık gözlemin yerini takvimler almıştır. Ama takvimler hatalı olduğu için Türkiye'de en az 40 dakika önce oruca başlanmaktadır” dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu ise yaptığı açıklamada astronomik tan olan 18 derecenin esas alındığını belirterek, "Usulune uygun yapılmayan gözlemlerle namaz ve oruçla ilgili tereddüt oluşturmak doğru değildir" diye açıklama yaptı. Açıklamada, günümüzde namaz ve imsak vakitlerinin saat ve takvimle belirlenmesinin, şafak ve fecr gibi atmosferik alametleri gözlemekten çok daha kolay olduğu vurgulandı. Astronomik olarak sabah şafağının başlangıcının, güneşin 18 derece ufka yaklaşma vakti olarak tespit edildiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Buna astronomik tan denilmektedir. Bu vakitte astronomik olarak sabah şafağı başlamaktadır. Ancak bu şafağın çıplak gözle görülebilmesi, kişinin bulunduğu yere göre farklılık gösterebilir. Dolayısıyla özellikle günümüzde yerleşim birimlerinin ışık ve pus yoğunluğu dikkate alındığında çıplak gözle yapılacak gözlemlerle sağlıklı sonuçlara varılması oldukça zordur"
Diyanet, Vakitlerin bu şekilde hesaplanıyor olmasının, güneşin hareketleri gözlenerek hadisi şeriflerde belirtildiği biçimde oruç ve namaz vakitlerinin belirlenmesi alternatifini asla ortadan kaldırmayacağını belirtti.






