Kirli sırların ardarda ortaya döküldüğü bir hafta
Fransız sinemasının gözde aktörlerinden Guillaume Canet'nin yazıp yönettiği, başrollerinden birini de kendisi gibi popüler bir yıldız olan eşi Marion Cotillard'a verdiği 'Küçük Beyaz Yalanlar', gerek ele aldığı -odak noktasında dostluk ve evlilik ilişkileri bulunan- çetrefilli ve çok karakterli hikâye, gerekse senarist-yönetmen Canet'nin bunu işleyiş biçimiyle, Fransızların 2000'li yıllarda beyazperdeye armağan ettiği en kalburüstü yapıtlardan biri...
alimuratg@yahoo.com
KÜÇÜK BEYAZ YALANLAR / LES PETITS MOUCHOIRS
Yapım Yılı ve Ülkesi:
2010, Fransa yapımı
Türü ve Süresi:
Evlilik ve arkadaşlık odaklı drama / 154 dakika
Gösterim Formatı:
35 mm standart sinema filmi
Perdedeki Resim Oranı:
2.35:1
(Geniş Perde / Widescreen)
Türkiye'de Gösterime Sunulan Kopya Sayısı:
15
Yönetmen:
Guillaume Canet
Senarist:
Guillaume Canet
Görüntü Yönetmeni:
Christophe Offenstein
Kurgucu:
Hervé De Luze
Yapım Tasarımcısı:
Philippe Chiffre
Sanat Yönetmeni:
Stanislas Reydellet
Set Dekoratörü:
Ariane Audouard
Kostüm Tasarımcıları:
Karma Hijjawi, Phaedra Dandaleh
Saç ve Makyaj Tasarımcıları:
Nathalie Garon, André Duval
Oyuncular:
François Cluzet (Max Cantara), Valérie Bonneton (Véronique Cantara), Marion Cotillard (Marie), Gilles Lellouche (Eric), Jean Dujardin (Ludo), Laurent Lafitte (Antoine), Benoît Magimel (Vincent Ribaut), Pascale Arbillot (Isabelle Ribaud)
İthalatçı Şirket:
Kalinos Film
Dağıtıcı Şirket:
M3 Film
İçerik Uyarıları:
Pek çok sahnesinde içki ve sigara kullanımına yer vermesi; yanısıra da evlilikte karşılıklı saygı, sevgi ve sadâkate ilişkin olumsuz davranış örnekleri sergilemesinden dolayı, 15 yaşından küçük izleyiciler için uygun bir yapım değildir.
Ailece izlenebilir mi?
/ ŞARTLI EVET
(Ailenin küçük üyelerinin 15 yaşından daha büyük olması şartıyla)
Yeni Şafak-Sinema Puanı:
* * *
* * *
FİLMİN KONUSU:
Paris
'te lüks bir restoranın sahibi olan popüler işadamı
Max Cantara
ve karısı
Véronique
, her yıl yaz mevsiminin başlangıcında evli çiftlerden oluşan yakın arkadaşlarını yazlık evlerine çağırarak sezon açılışını beraberce yapmayı gelenek hâline getirmişlerdir. Ancak bu kez, toplu eğlence için başkentten ayrılmadan hemen önce ortak arkadaşları
Ludo
'nun ciddi bir trafik kazası geçirmesi, grupta yer alan herkesi derinden sarsar. Böylesi bir hüzünlü ruh hâli içinde gidilen sayfiye ortamı da
Max
ve arkadaş çevresi içinde şimdiye kadar hiç dile getirilmemiş bazı sırların, bunları izleyen suçluluk duyguları ve itirafların birbiri ardına ortaya dökülmesine zemin hazırlar. Her yıl rutin olarak gerçekleştirilen eğlenceli buluşma bu kez alelâde bir tatil kaçamağı olmaktan çıkıp, ilişkilerin, aşkların ve dostlukların sınandığı ağır bir sınavın mekânına dönüşecek, ardarda yaşanan duygusal çözülmeler de grup üyelerinin hayatlarını kökünden değiştirecektir.
* * *
Ülkesi
Fransa
'da, geçen sezon gişe rekorlarını altüst ederek
2010
yılının en çok izlenen filmi unvanını kazanan
“Küçük Beyaz Yalanlar”
, Oscar ödüllü aktrist
Marion Cotillard
'ın başını çektiği birbirinden seçkin yıldızlardan oluşan Avrupalı bir kadroyu bir araya getiriyor. Fransız sineması için oldukça iddialı sayılabilecek -25 milyon dolar gibi- bir bütçeye sahip bulunan filmin yönetmenlik koltuğunda da
Cotillard
'ın eşi, popüler Fransız aktör ve yönetmen
Guillaume Canet
oturmakta…
1973-Boulogne
doğumlu
Canet
, serme bölümü tipik bir yol hikâyesi, ya da daha isabetli bir tanımlamayla mizahî bir tatil serüveni olarak başlayan filmine ilerleyen dakikalarda öylesine tahmin edilemez bir kıvam kazandırıyor, onu psikolojik drama türünün -acemi yönetmenlere yollarını kolayca kaybettirebilecek- karmaşık dehlizlerinde o kadar büyük bir ustalıkla kemâle erdiriyor ki, izleyici de şen şakrak bir
“eski dostlar deniz kenarında toplanmış kafa buluyor”
filmi görme niyetiyle çıktığı bu iki buçuk saatlik yolculuğun bitiminde salonu bilincine ardarda tokatlar yemiş bir vaziyette terk ediyor.
“Küçük Beyaz Yalanlar”
, bütün oyuncularının üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdikleri, iyi yazılmış, iyi oynanmış, iyi çekilmiş ve iyi yönetilmiş zarif bir film… Bu açıdan, gerek Fransız sinemaseverlerin, gerekse Avrupa genelindeki izleyicilerin geçen sonbahardan beri kendisine gösterdikleri yüksek teveccüh kesinlikle rastlantısal değil… Dahası, büyük kent insanının arkadaşlık ve evlilikte sergilediği kaypaklıklara ilişkin can acıtıcı vurgularıyla, yalnızca Avrupa hinterlandında yaşayan bir avuç kodamana değil, bizim gibi bu kıtanın daha doğu kıyılarında
“metropolleşme belası”
ile yeni yeni yüzleşmekte olan toplumlara söyleyecek evrensel sözleri de var
Canet
'nin yürek burucu hikâyesinin…
Bundan bir kaç yıl önce bir gazete haberinde, Avrupa'nın bazı ülkelerinden -özellikle de
Fransa
'dan- tropik diyarlara tatile giden genç çiftlerin, yıllardır bakımevlerinde yaşayan anne-babalarının ölümleri kendilerine telefonla haber verildiğinde istiflerini hiç bozmadıklarını, bu acı sürprizi yaşayanların ezici bir çoğunluğunun huzurevi yöneticilerine
"Siz cenazeyi toprağa verin, faturasını da hazırlayın, biz tatilden dönünce ödemeyi yaparız"
şeklinde karşılık verdiklerini -dehşet içinde- okumuştum. Son çeyrek yüzyıldır böyle pek çok vak'a kaydedilmiş Avrupa'da ve söz konusu davranış biçimi gitgide yaygınlaşmaktaymış. O yüzden, filmdeki burjuva topluluğunun dostluğa yaklaşımı, -sözümona- en yakın dostları
Ludo
trafik kazası geçirip hastanede ecelle pençeleşirken bile yalnızca yüzeyden bir
"ah vah"
edip tatillerini yine de aksatmamaları bizim coğrafyadaki pek çok izleyiciye tuhaf görünse bile
Canet
tarafından yapılmış çok önemli bir sosyolojik tespit; acıklı bir gerçeğin dürüstçe teslim edilişi... Kabul edelim ya da etmeyelim, bireyciliğin kalesi Avrupa, insan ilişkilerinde artık hızla böyle karanlık bir yer olmaya doğru ilerlemekte...
Pek çok kaliteli filmin başına geldiği gibi, bu nadide yapıt da ülkemizde yalnızca
15
kopyayla gösterime girmiş bulunuyor. Yakınlarınızda bir yerde oynadığını görürseniz, hiç gözünün yaşına bakmadan girip izleyin. Çünkü,
5
yeni filmin gösterime girdiği bu hafta sonunun tartışmasız en iyi sinemasal gösterisi…
* * *
YENİ ŞAFAK SİNEMA SAYFASI / YILDIZ PUANLAMA TABLOSU
* * * *
(4 Yıldız)
Sinemanın sanat kimliğini pekiştiren gerçek bir başyapıt… Kaçırmanız gerçekten de yazık olur.
* * * 1/2
(3,5 Yıldız)
Oldukça başarılı bir film. Şartlarınızı zorlamak pahasına mutlaka görmelisiniz.
* * *
(3 Yıldız)
Çoğu bölümüyle sanatsal bir derinlik ve lezzet yakalayabilen, kayıtsız kalınmayacak bir film. Ömrünüzden bir kaç saati vermeye değer…
* * 1/2
(2,5 Yıldız)
Bazı bölümlerinde iyi bir filmin kalite standartlarına erişmeyi başarabiliyor; fakat bir bütün olarak bakıldığında ise sorunlu ve tam olmamış.
* *
(2 Yıldız)
Hiç bir sanatsal değeri ve akılda kalıcılığı yok. Yalnızca zaman öldürmek için tüketilebilir. Ki zamanınıza önem verdiğimiz için bunu da pek önermiyoruz.
* 1/2
(1,5 Yıldız)
Kötü bir film ve neden çekildiğini anlamak zor… Görmemeniz yararınıza olacaktır.
*
(1 Yıldız)
Sinema sanatı adına utanç verici bir gösteri… Arkanıza bakmadan kaçın, sevdiklerinizi de uzak tutun!










