
İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e yönelik suikastın ardından, İran devlet kademelerindeki güvenlik açıkları ve istihbarat zafiyetleri dünya kamuoyunun bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Bu süreçte, İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın geçmişte yaptığı ve "istihbaratın kalbine sızıldığına" dair çarpıcı açıklamaları yeniden tartışılmaya başlandı.
Ahmedinejad, İran Gizli Servisi’nin ülke içindeki Mossad faaliyetlerini engellemek amacıyla kurduğu özel bir birimin, bizzat İsrail tarafından kontrol edildiğini açıklamıştı. Eski lider, "İran, Mossad ajanlarını hedef almak için bir birim kurdu ancak bu birimin başındaki kişinin kendisinin bir Mossad ajanı olduğu ortaya çıktı" ifadelerini kullanarak, sistemin en üst düzeyde deşifre olduğunu belirtmişti.
Ahmedinejad’ın iddialarına göre, sadece birim başkanı değil, beraberindeki 20 ajan da doğrudan İsrail istihbaratı adına çalışıyordu. Bu ajanların, İran’ın en gizli nükleer ve askeri bilgilerini İsrail’e sızdırdığı, stratejik belgeleri ülke dışına kaçırdığı öne sürülmüştü. Hamaney’e yönelik son saldırıda, İsrail’in hedefin konumuna ve güvenlik protokollerine bu kadar kesin bir doğrulukla ulaşmasının arkasında, yıllardır süregelen bu sızma operasyonlarının olduğu değerlendiriliyor.






