10:02, 21/10/2019, PazartesiG: Güncelleme: 10:09, 28/10/2019, Pazartesi
Adâletsiz özgürlükçülük
Barış Pınarı Harekâtı'nın ardından “dünyâ kamuoyu” Türkiye karşıtı kampanyalara mâruz kaldı. Aslında bu kampanyalar “dünyâ kamuoyu” olarak bilinen çevrelerde zâten var olan , ama uyuyan kodları harekete geçirdi. Yapacak bir şey yok. Bunun târihsel bir derinliği var. Gerçekçi olup, Türkiye ve Türkler hakkındaki önyargıların değişmesini; ekonomik puanlamalarda olduğu gibi eksiden artıya yükselmesini beklememek gerekiyor. Kanaâtimce Türkiye'nin yeni dünyâ düzeninde, eskisinden farklı olarak rolünün değişmesi ve etkinliğini arttırması bile bu yerleşik duyguları değiştirmeyecektir. Ama bir dönüşüm olabilir. Özellikle Avrupa kamuoyları düşünülürse, Türklerden korktukları çok açık. Temel duygunun bu olduğunu düşünüyorum. Asırlarca çocuklarınızı “Türkler geliyor” diye korkutursanız olacağı da budur. Bu korkunun, önce turquerie modasıyla hafiflediğini; ama Türkler zayıfladıkça ezici, aşağılayıcı bir nefrete dönüştüğünü görüyoruz. Tersi olursa, bunun hayranlığa dönüşeceği de , yine târihsel tecrübelerle sâbittir. Dönüşüm de burada ortaya çıkıyor. Korktuğunuzdan ya nefret edersiniz veyâ ona hayranlık duyarsınız. Korkuyla karışık hayranlık denilen duygusal bir durum vardır. Bahsettiğim de tam olarak budur. Ama, her hâlükârda, korkunun güven ve sempati ile yer değiştirmesini ummamak gerekiyor.
Başlıklar :Süleyman Seyfi Öğün

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.