Yazarlar Barışı tekmelemek

Barışı tekmelemek ..

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Ukrayna’nın işgalinden önce Vladimir Putin “NATO’nun Doğuya Genişlemesi”yle ilgili uyuşmazlığın Rusya ve ABD arasında çözümlenmesi gerektiğini duyurmuştu. Avrupa’nın elinin kolunun ABD tarafından bağlandığını öne süren Putin, Rusya’nın muhatabının ABD olduğunu savunuyor. ABD’yse Ukrayna’nın NATO’ya üye olmayacağını söylemeye yanaşmadı.

ABD’de dış politika elitleri arasında savaşın uzaması, Ukrayna’nın silahlandırılarak Rusya’nın olabildiğince zayıflatılması, böylece Putin rejiminin bile son bulabileceğine ilişkin bir anlatı öne çıkarılıyor. Bu hakim anlatılara şüpheyle yaklaşanlar ise dışlanıyorlar. Tv kanallarındaysa büyük silah şirketleriyle bağıntılı uzmanlar, stratejistler, eski üst düzey güvenlik, istihbarat ve savunma bürokratları boy gösteriyor daha çok. Şüphecilerse ekranlardan uzak tutuluyorlar.

Prof. John Mearsheimer yıllar önce NATO’nun Doğuya Genişleme politikasını eleştirdiği için “Neocon” yazarlar tarafından linç kampanyasına maruz bırakıldı. 30 yıl ABD’de Dış İşleri ve Savunma Bakanlıklarında en üst düzey görevlerde bulunan emekli Büyükelçi Chas Freeman da dışlananlar arasında yer alıyor. Dış politika ile ilgili birçok sivil kuruluşta görevler üstlenen Freeman da aykırı görüşleri sebebiyle ana akım medya tarafından görmezden geliniyor.

“Transatlantik İlişkiler” başta olmak üzere dış politika konularındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Michael J. Brenner’ın durumu pek farklı değil. Prof. Brenner şüpheci görüşleri sebebiyle maruz kaldığı muameleden dehşete düştüğünü söylüyor Prof. Brenner’ı derinden yaralayan ise, hakaret dolu saldırıların çok yakından tanıdığı isimlerden gelmesiydi. Sözkonusu çevrenin entelektüel ve politik nihilizme kaydığına dikkat çeken Prof. Brenner, “İlk kez bu dünyanın bir parçası olmadığımı hissettim” diye konuşuyordu bir röportajında. Prof. Brenner, ABD Başkanı Joe Biden’ın dış politika ekibindeki bazı isimlerin Rus askerî tepkisini kışkırtmak için Donbass odaklı bir kriz yaratmaya ve bunu Batı’yı konsolide etmek için bir temel olarak kullanmaya karar verdiklerine dair ikna edici kanıtlar olduğunu düşündüğünü dile getiriyordu.

ABD’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline dair kamu söylemine egemen olan anlatıya muhalefet eden isimlerden birisi de dünyaca ünlü ekonomistlerden Prof. Jeffrey Sachs idi. Sachs, 2001-2018 yılları arasında Birleşmiş Milletler genel sekreterlerine danışmanlık yapmış bir isim. Sachs daha önceyse Sovyetler Birliği’nin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’a ve Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin’e de malî danışmanlık yaptı. Sachs, tavsiyelerinin dönemin ABD yönetimince kabul görmediği gerekçesiyle danışmanlıktan ayrıldığını söylüyor. Tavsiyeleri kabul gören ekonomistlerinse Rusya’yı iflasa sürüklediklerini hatırlatmak gerekiyor. Prof. Sachs’a göre, ABD’nin Rusya’yı ötekileştiren politikaları bugünkü sorunların döl yatağıdır.

Yazdığı makalelerde ve kendisiyle yapılan röportajlarda Prof. Sachs’ın dile getirdiği görüşler ana hatlarıyla şöyledir: Avrupa’da barışın tesis edilmesi için ABD ve müttefikleri NATO’nun Doğu’ya genişlemesini durdurmalılar. Ancak ABD, bu fikre sıcak bakmıyor. Ukrayna’nın NATO’ya katılma hakkını savunarak ABD aslında Ukrayna’yı Rus işgaline açık bıraktı. İki yayılmacı güç olarak ABD ve Rusya Ukrayna’da “vekalet savaşı” yürütüyorlar. Putin’i yenmek adına Ukrayna’yı yok etmektense barış yapmak çok daha iyidir. ABD savaşın başlangıcından itibaren tek bir uzlaşma işareti göstermedi. ABD barış yapılmasına Rusya’dan daha dirençli. Gerçek başarıysa, Rus birliklerinin eve dönmesi, Ukrayna’nın emniyet ve güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu sonuçlara müzakere masasında ulaşılabilir, buna şans vermek gerekiyor.

Prof. Sachs’a göre “Avrupa Birliği”, tarafları barış anlaşmasına zorlamak için daha agresif olmalı: Avrupa’nın güvenliği, NATO’nun genişlemesi üzerine değil, Rusya’nın da üyesi olduğu “Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı(AGİT)” zemininde inşa edilmeli. Rusya, Rusya’nın güvenliğini içerdiği ölçüde Avrupa’nın güvenliğinde söz sahibi olmalı. Yaptırımların savaşı durdurmasıysa mümkün gözükmüyor. Nükleer bir güç olan Rusya’yı dizlerinin üstüne çöktürmek, gerçekçi değil. ABD, NATO müttefikleri ve Ukrayna için kilit adımsa, Rusya çekildiği takdirde NATO’nun Ukrayna’ya genişlemeyeceğini taahhüt etmeleridir. Böylece Rusya ile ittifak yapan ülkelerle tarafsız ülkeler de Putin’e “eve dön” çağrısı yapacaklardır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.