Milletvekili veya milletin vekili

00:0020/12/2009, Pazar
G: 3/09/2019, Salı
Cevdet Akçalı

Bu iki deyim biri birine çok benzer ama manaları birbirinden çok uzaktır. Bütün demokrasilerde milletvekilleri seçimi farklıdır. Fakat çoğunda bir bölgeden seçilirler amma sadece o bölgenin değil bütün milletin temsilcisidirler.Bu manada bakıldığı zaman milletvekilinin gerçek seçim bölgesi ülkenin tamamıdır.Seçim sistemi bölgesel olan ülkelerde bazı parlamento üyeleri her zaman seçilme sansına sahiptir. İngiliz demokrasisinde bu tip parlamenterlerin seçildiği bölgeye ''seafty seat'' yani "emin sandalye"

Bu iki deyim biri birine çok benzer ama manaları birbirinden çok uzaktır. Bütün demokrasilerde milletvekilleri seçimi farklıdır. Fakat çoğunda bir bölgeden seçilirler amma sadece o bölgenin değil bütün milletin temsilcisidirler.

Bu manada bakıldığı zaman milletvekilinin gerçek seçim bölgesi ülkenin tamamıdır.

Seçim sistemi bölgesel olan ülkelerde bazı parlamento üyeleri her zaman seçilme sansına sahiptir. İngiliz demokrasisinde bu tip parlamenterlerin seçildiği bölgeye ''seafty seat'' yani "emin sandalye" ismi verilir.

Demokrasilerde bir kimsenin bir bölgede her zaman seçilme şansı olabilir. Ancak bu seçimlerin avantajları arasında etnik veya bölgesel faktörler birinci derecede rol oynadığı takdirde bir kimse milletvekilidir amma milletin vekili olamamışlardır.

Türkiye''de siyasi partilerin yapısı aynıdir. Bu partilerin etnik ve dini temeller üzerine kurulması yasaktır. Buna rağmen bir parti veya bir milletvekili bu sıfatlarını öne çıkararak parlamentoya girebilir. Ancak taşıdıkları bu sıfatı içinde bulundukları demokratik sistem ile bağdaştıramadığı sürece demokratik bir kurum olamazlar.

Bu açıdan bakıldığı zaman tarihimizde etnik veya dini temeller üzerine kurulmaya çalışılan ve fakat başarısızlıkla sonuçlanan pek çok örnekler vardır.

Bir zamanlar alevi kimliğini öne çıkararak bir parti kuranlar olmuştur. Onlar siyasi tarihimizde iktidar adayı olmak şöyle dursun parlamentoya üye göndermek yeteneğine bile sahip olamamışlardır.

Demokratik Toplum Partisinin Türk politikasındaki rolünün ve yerini göz önüne aldığımızda, milletvekili olmak ile milletin vekili olmak arasındaki durumun ne manaya geldiğini daha iyi anlarız.

DTP yeni bir taktik aramaktadır. Kendi ifadelerine göre taktiklerden bir tanesi sine-i millete dönmektir.

Sine-i millete dönmek deyimi Atatürk''ün rütbelerinden ayrılarak milli mücadeleye atılmasını ifade eder.

Atatürk''ün bu hareketindeki en önemli espri, Osmanlı Devletinin verdiği rütbeleri bırakarak Türk Milletinin kendine vereceği itibara talip olmasıdır.

Bu hareketin temelinde bir makamın verdiği rütbeyi bırakarak daha büyük bir makama talip olma esprisi vardır. Yani Osmanlının verdiği, saltanatın verdiği bir makamı bırakıp Türk Milletinin vereceği bir makama talip olma...

Kapatılan Demokratik Toplum Partisi''ne mensup milletvekillerinin sine-i millete dönmesiyle bu davranış karşılaştırıldığında, arada çok büyük farklılıkların olduğu görülecektir.

Bu parti''nin bağımsız kalan milletvekilleri sine-i millete döndüğü zaman ön plana çıkardığı etnik kimliğini, milletin bütün kurumlarıyla barıştıramadığı takdirde; bazı kimseleri parlamentoya gönderebilir ancak bunlar yukarıda dediğimiz gibi milletvekili olurlar amma milletin vekili olamazlar.

Partiler muhalefette kalmak için kurulmazlar. Tamamı iktidara gelip memlekete hizmet için kurulurlar.

Bunun tek şartı da gerek dayandığı tabanın ve gerekse programlarının ülkenin tamamına hizmet gayesi taşımasıdır. Bu olmadığı takdirde milletin bünyesinde yabancı bir unsur gibi kalmaya mahkûmdurlar.

Yeni doğan bir çocuk için anne rahmi neyse, bir politikacı için sine-i millet odur. Anne rahmine düşen bir cenin oradaki şartlara uymuyorsa sonu düşükle neticelenir.

Bunun gibi sine-i millete dönenler milletin bütün kesimleriyle barışık değillerse ana rahminde olduğu gibi yok olup gitmeye mahkûmdurlar.