
Adriyatik sahillerindeki en güzel şehirlerden biri olan Dubrovnik Hırvatistan''ın turizm merkezlerinden biri.
Eski Yugoslavya''yı oluşturan beş cumhuriyetten biri olan Hırvatistan, federasyonun dağılması üzerine bağımsızlığını ilan etmişti. Nüfusu dört milyon civarında olan bu küçük ülke bölgenin en çok turist çeken, Avrupa Birliğine tam üye olmak için çaba gösteren genç bir cumhuriyet.
Bir bakıma ülkenin bütün öncelikleri turizm üzerine kurulu olup sahip olduğu Adriyatik kıyılarını tüm Avrupa''ya pazarlamaya çalışıyor. Sıradan insan bir Balkan haritasına baktığında Hırvatistan''ın sahip olduğu sahillerin diğer hiçbir ülke ile karşılaştırılamayacak kadar çok olduğunu fark edecektir. Nerede ise tüm Adriyatik sahilleri bu ülkeye ait.
Binlerce adanın bulunduğu Adriyatik Denizi''nin el değmemiş sahilleri turizm bakımından çok elverişli ve Avrupa''nın hemen yanı başında bulunuyor. Özellikle sahillerde yapılaşmanın çok seyrek olması, çirkin betonlaşmanın olmaması bir avantaj.
En güneydeki sahil şehri Dubrovnik''ten kuzeybatıya doğru sahil boyunca ilerlediğinizde tabiat güzelliklerinin yanı sıra bölgenin devlet arasındaki paylaşımı hususunda şaşırtıcı bir siyasi durumla karşı karşıya kalırsınız. Sahil boyunca devam ederken önce Hırvatistan topraklarından Bosna-Hersek Cumhuriyeti topraklarına geçersiniz. Bir on kilometre kadar ilerledikten sonra yeniden Hırvatistan''a girersiniz. Neretva nehrinin Adriyatik Denizine döküldüğü yerde oluşturduğu geniş ovalık alandan sağa dönüp Mostar''a doğru yöneldiğinizde iki kilometre kadar nehir boyunca içeriye doğru ilerlediğinizde yeniden Hırvatistan topraklarından çıkarak Bosna-Hersek topraklarına girersiniz. Nehir boyunca elli kilometre kadar ilerledikten sonra Balkanların meşhur şehirlerinden MOSTAR''a ulaşırsınız.
Bölgenin kanlı paylaşım mücadelesinde cumhuriyetlerin denize çıkış bölgeleri teminen ciddi savaşlar yaşanmıştır. Bosna-Hersek Cumhuriyeti''nin denize çıkışı, Adriyatik sahilindeki bu on kilometrelik bir yerden ibarettir. Bunun bile nasıl bir oyunun parçası olduğunu anlamak hiç de zor değil. Aslında Bosna-Hersek''in denize çıkışının Neretva nehri boyunca olması ve bu nehrin denize döküldüğü yerin Bosna-Hersek''e ait olması gerekirdi. Zira devletarasındaki sınırlar genellikle doğal sınırlarla belirlenmektedir. Nehirler, dağlar, denizler gibi. Neretva nehri dururken hiçbir doğal özelliği olmayan ve sadece kayalık taşlık bir bölge olup denize çıkışı sorunlu olan bir yerin Bosna-Hersek''e bırakılmış olması düşündürücüdür. Kaldı ki burasının hemen karşısında bulunan ve Hırvatistan''a ait olan adaların güvenlik açısından nasıl bir sorun oluşturduğu herkesin ilk bakışta fark edecekleri bir durumdur…
Mostar sokaklarını dolaşırken insanın değişik duyguları aynı anda yaşaması söz konusu. Öncelikle burası bir Anadolu şehri gibi. Camiler, türbeler, külliyeler, eski Osmanlı sokakları, çarşılar… Hepsi bizden yerler gibi. Meşhur Mimar Sinan''ın Mostar Köprüsü, iç savaşta Hırvatlarca bombalanıp yıkılmıştı. Yerine inşa edilen köprü Osmanlı mirasını yeni nesillere taşıyan bir elçi gibi. Buraya gelen herkes öncelikle bu köprüyü ziyaret ediyor, fotoğraf çektiriyor, hatıra eşyaları arasından seçim yapıyor…
Sokakları dolaşırken savaşta top mermileriyle delik deşik edilmiş ve hala ayakta duran canlı şahitleri görmeniz mümkün. Muhtemelen savaşın acı hatırasını devam ettirmesi için bir anıt olarak korunuyorlar. İnsanın bu binaları görüp ürpermemesi, savaşın vahşetini hissetmemesi imkansız. Yıllarca yan yana yaşayan insanların nasıl canavarlaştıkları, nasıl bir anda komşularına kıyan bir savaş makinesine dönüştüklerinin canlı örneklerini burada görmek mümkün.
Türkiye Cumhuriyetinin burada bir başkonsolosluk açmış olması, Ziraat Bankası''nın buraya kadar uzanmış olması, köprünün ve etrafındaki çarşıların tamirinde ciddi katkılar sağlamış olması her türlü övgüye layıktır.
Mostar sokaklarını gezerken bir kez daha bir toplumun kendi tarihine ve coğrafyasına ilgisiz kalmasının imkansız olduğunu, tarih ve coğrafyanın eninde sonunda gelip o ülkenin sırtına yapışacağını düşündüm.
Bir uluslararası toplantı sebebiyle değişik ülkelerden gelen görevlileri Dubrovnik''te gezdiren Hırvat görevlinin, Venedikliler ve Osmanlılar için kullandığı “çok çok kötü düşmanlar…” nitelemesi Hıristiyan Avrupa''nın Türkiye''ye bakışını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyordu…
Evet tarih ve coğrafyadan kaçılmaz, ancak bu iki alanın döşediği yolda yürünür…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.