Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde Adalet Bakanlığı tarafından dün düzenlenenAdalet Şûrası’ndayapmışolduğu konuşmasının büyük bir bölümünü ekonomik ve küresel adaletsizliklere ayırması dikkat çekiciydi. Vurguladığı en önemli hususlardan birisiadaletin bozulduğu yerde ekonomiyi ayakta tutmanın zor olduğuydu.Adalet,yerel iş çevreleri için olduğu kadar doğrudan yabancı yatırımcılar içinde önemli bir husustur. Çünkü yabancı yatırımcıların gittikleri ülkede ayrımcı davranışlara maruz kalmamaları ve
umhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde Adalet Bakanlığı tarafından dün düzenlenen
olduğu konuşmasının büyük bir bölümünü ekonomik ve küresel adaletsizliklere ayırması dikkat çekiciydi. Vurguladığı en önemli hususlardan birisi
adaletin bozulduğu yerde ekonomiyi ayakta tutmanın zor olduğuydu.
Adalet,
yerel iş çevreleri için olduğu kadar doğrudan yabancı yatırımcılar için
de önemli bir husustur. Çünkü yabancı yatırımcıların gittikleri ülkede ayrımcı davranışlara maruz kalmamaları ve hukuk konusunda zihinlerinde soru işaretleri olmaması gerekiyor.
Sermayenin güvenin, istikrarın ve adaletin olduğu yere gideceği açık.
Dolayısıyla ekonomik kalkınma için adalet ne kadar önemliyse adalet için de güçlü bir ekonomik düzenin var olması o kadar önemlidir
Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sıkıntıların, problemlerin ve mevcut yapısal sorunların nedeni de
yaşadığımız darbeler, askeri vesayetler, müdahaleler ve dolayısıyla çarpık ve adil olmayan düzen değil miydi?
Bu çarpık ve adil olmayan düzen, maalesef
ekonomide yıllarca var olan sorunların çözümüne engel olduğu gibi ülkenin var olan potansiyelinin
de kullanımını kısıtladı.
Bunu başta ekonomik büyüme olmak üzere, kişi başı gelirde ve ülkeye giren yabancı sermaye miktarında da görebiliyoruz.
Türkiye’ye giren doğrudan yabancı sermaye miktarı 1955- 2002 yılları arasında 20 milyar doların altında iken, 2006 yılında yani tek bir yılda ülkeye giren yabancı sermaye miktarı 20 milyar doların üstünde olması bunun en açık işareti değil mi?
KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI VE ADALET
Kredi derecelendirme kuruluşları ve adalet yan yana gelmeyen iki kavram.
Bu kuruluşların yıllarca yabancı bankaların ve finans kuruluşlarının daha fazla faiz almaları için verdikleri tek taraflı, yanlış ve adil olmayan kararlar,
Türkiye ekonomisine hem makro anlamda hem de ülke algısı açısından çok ağır darbeler
vurdu.
Öyle ki Türkiye’nin ekonomik büyümede gösterdiği performansa rağmen, uluslararası kuruluşların son 3 çeyrekte Türkiye ekonomisinin gösterdiği yüzde 7.4
oranındaki büyümeyi baz alarak beklentilerinde revizyona gittiler. Dünya Bankası “Küresel Ekonomik Beklentiler” raporunda, Türkiye için 2017 ekonomik büyüme beklentisi, yüzde 4’ten yüzde 6,7’ye yükseltti.
Gerçekleşen bu revizyonlar ve gösterilen hızlı toparlanmaya rağmen
Türkiye’nin kredi notunun halen yatırım yapılabilir seviyenin altında olması bariz bir haksızlık değil mi?
Umarız, kredi derecelendirme kuruluşları yapacakları ilk not değerlendirmelerinde bu haksızlığı giderecekler. Türkiye’ye yatırım yapılabilir seviyede not verdiklerinde hem Türkiye’ye yaptıkları bu
haksızlığı gidermiş olacaklar hem de özel sektör başta da bankaları
cezalandırmaktan vazgeçmiş olacaklardır.
Çünkü, bankaların kredi notu belirlenirken ülkenin notu baz alınıyor. Bu durum katmerli bir haksızlığa neden olmaktadır.
En kötüsü de, Türkiye’nin 2013 yılından beri içeride yaşadığı badireler,
darbe girişimlerinin yanında dışarıda kredi derecelendirme kuruluşları
, bankalar ve finans kuruluşları tarafından
ekonominin daha da kötüleşmesi için ellerinden geleni yapmaları oldu.
KÜRESEL SİSTEM VE ADALETSİZLİKLER
Mevcut küresel ekonomik düzenin adaletsiz olduğu su götürmez bir gerçek
. Hem mevcut küresel ekonomik kurumların yapılarında hem de bu kurumların temsiliyetinde adaletsizliğin var olduğu açık.
Zenginin daha zengin, fakirin ise daha fakir olduğu a
dil olmayan günümüz küresel sisteminin değişiklik ihtiyacı olduğu aşikar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet Şûrası’nda Afrika ülkeleri için kullandığı
“zengin kaynakların fakir bekçileri”
aslında küresel ekonominin ne kadar çarpık ve gayri adil olduğunu göstermiyor mu?
Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür”
mottosu da çarpık küresel ekonomik sistemin adaletsizliğine başkaldırı değil mi?