|
Yazarlar

Enerji fiyatları, ekonomik büyüme ve borçlar

04:00 . 28/11/2022 Pazartesi

Erdal Tanas Karagöl

Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, 1971 yılında Erzurum’un Çat ilçesinde doğdu. Orta ve Lise öğrenimini Çat Lisesi’nde, Lisans eğitimini 1992 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde dereceyle bitirerek tamamladı. 1994 yılında devlet bursu kazanarak gittiği Amerika Birleşik Devletleri’nde Connecticut Üniversitesi’nden Ekonomi dalında Yüksek Lisans derecesini aldı. Doktora eğitimini 2002 yılında İngiltere’de York Üniversitesi'nde tamamladı. Sonrasına Türkiye’ye dönerek Balıkesir Üniversitesi ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Bu görevinde 2003 yılında Yardımcı Doçent, 2005 yılında Doçent ve 2011 yılında Profesör oldu. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından birçok defa yayın teşvik ödülüne layık görüldü. 2012 yılından itibaren TÜBA Asosiye üyesi olan Karagöl, TÜBİTAK’da Sosyal Bilimler Araştırma Grubu’nda (SOBAG) yürütme kurulu üyesi, Yükseköğretim Kurumu’nda (YÖK) Etik Kurulu Üyesi ve Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’nda (ÜAK) komisyon üyeliği görevlerinde bulundu. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Direktörlüğü yaptı. Çok sayıda akademik çalışmalarının yanı sıra, Sabah, Star ve Yeni Şafak gazetelerinde güncel ekonomik sorunlara ilişkin makaleler yazdı. Halen, Yeni Şafak’ta haftanın iki günü ekonomik analiz ve değerlendirmelerini kapsayan yazılar kaleme almaktadır. Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl evli ve iki kızı vardır.

Erdal Tanas Karagöl

Avrupa ülkelerinde kış
şartlarında hem ısıtmada kullanılan doğalgazın tedarik edilmesi zorunluluğu
hem de sanayi üretiminin doğalgaza yüksek oranda var olan bağımlılığı
nedeniyle öncellikli olarak enerji tedarikinin sağlanması zorunlu bir hal alıyor.

Durum bu olunca artan enerji fiyatlarına rağmen arz tedarikinin bir şekilde sağlanması gerekiyor. Bu zincirleme durum tekrar üretim-maliyet açısından önemli bir yük haline geliyor.

Bir yandan enerji fiyatlarında meydan gelen artışların Avrupa ülkelerinde üretim maliyetlerini yükseltmemesi, diğer yandan artan fiyatların kontrol altına alınması için
merkez bankaları tarafından alınan faiz artış kararlarının ekonomik büyüme üzerindeki yansımaları olumsuz olmaktadır.

Özellikle enflasyonun düşürülmesi için faiz artış kararları ile birlikte ekonomilerde öngörülen yavaşlama, özellikle de 2023 yılında ekonomik durgunluğun yaşanacağı konusunda güçlü beklentiler var.

FAİZ, BORÇ VE GSYH

Avrupa ülkelerinin enflasyonun kontrol altına alınması için merkez bankalarının kullandığı araç olan faiz artış kararlarının özellikle talep açısından ekonominin yavaşlatılması ile birlikte ekonomik büyüme üzerinde olumsuz yansımaları oluyor.

Avrupa ülkelerindeki yüksek enerji maliyetleri ve artan faizler nedeniyle oluşan düşük büyüme beklentilerinin özellikle
borç-GSYH oranı yüksek olan bir çok Avrupa ülkesinde işleri daha da karmaşık hale getirdiği açıktır.
Geçmiş yıllarda yaşanan ekonomik krizlere bakıldığında, ülke borç-GSYH oranları ekonomik krizleri derinden tetiklemektedir. En son yaşanan
2008 küresel ekonomik krizinde de borç oranları, Avrupa ülkelerinde ciddi ekonomik ve sosyal sorunlara neden olmuştu.
MAASTRİCHT KRİTERİ VE AVRUPA ÜLKELERİNİN BORÇLARI
AB’ye üye ülkelerin kamu borçlarının GSYH’ye oranının yüzde 60’ı geçmemesi gerekiyor. Ancak, Avrupa Birliği ülkelerinin ‘Maastricht kriteri’ olarak kendileri için eşik oranlar olarak belirledikleri yüzde 60 olan
borç-GSYH oranının da aşıldığı ortada.
Bununla beraber,
Avrupa Birliği ülkelerinin ‘Maastricht kriteri’ olarak belirledikleri
ülke borç-GSYH oranı
olan yüzde 60’ı geçmemesi için hem üretimin artması hem de borcun düşmesi gerekiyor.
Ama şimdi bir çok ülkede başta da üretimin azalması nedeniyle borç-GSYH oranında artış
gerçekleşiyor. Bunun da iyiye işaret olmadığı açıktır.
Avrupa İstatistik Ofisi’ne göre, 2022 yılının ilk çeyreğinde Avrupa Bölgesi’nde borcun GSYH’ye oranı yüzde 100’e yaklaşırken
ülke borç-GSYH oranları da büyüyor.

En yüksek borç-GSYH oranına sahip olan ülkelere baktığımızda yüzde 193,3 ile Yunanistan olurken, Yunanistan’ı yüzde 150,8 oranıyla İtalya takip ediyor. Fransa’nın borç-GSYH oranı ise yüzde 112,9’a tekabül ediyor.

Bu oranlar gerçekten yüksek rakamlar. Özellikle de ekonomiler yavaşlarken bu borçların
sürdürülmeleri çok zor olacağı gibi
küresel ekonomik krizlerin de
yaşanmasını tetikleyebilir.

Bu durumun bir çok Avrupa ülkesi için ciddi sonuçları olacağı açıktır.

#Enerji krizi
#Avrupa
#Borçlar
2 ay önce
default-profile-img
Enerji fiyatları, ekonomik büyüme ve borçlar
Batı’nın korkusu: Türkiye’nin ve İslâm’ın yükselişi (1)
Bir film, bir nesne ve “işin ciddiyeti”
Lâf mı hayat mı?
Seçimi bekleyen ülkeler
Batıcı Biraderler!