Nitelikli işgücü ve Ar-Ge’nin gelişmekte olan ülkeler için önemi

04:008/05/2023, Pazartesi
G: 8/05/2023, Pazartesi
Erdal Tanas Karagöl

Dünya ekonomisinde bir yandan üretim miktarı diğer yandan nitelikli yani Araştırma- Geliştirme (Ar-Ge) değeri yüksek üretim miktarı değişiyor. Bu da hem ülkelerin GSYH’sını hem de kişi başı gelirini arttırmaktadır. Dolayısıyla, Ar-Ge için ayrılan kaynak bir ülkenin kalkınmasında ve gelişiminde hayati öneme sahiptir. Ar-Ge harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH) içindeki payı, ülke ekonomilerinin bulunduğu gelir grubunu belirlemede ve kişi başı gelir seviyesi için önemli bir kriterdir. Ar-Ge

Dünya ekonomisinde bir yandan üretim miktarı diğer yandan nitelikli yani Araştırma- Geliştirme (Ar-Ge) değeri yüksek üretim miktarı değişiyor.
Bu da hem ülkelerin GSYH’sını hem de kişi başı gelirini arttırmaktadır.

Dolayısıyla, Ar-Ge için ayrılan kaynak bir ülkenin kalkınmasında ve gelişiminde hayati öneme sahiptir. Ar-Ge harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH) içindeki payı, ülke ekonomilerinin bulunduğu gelir grubunu belirlemede ve kişi başı gelir seviyesi için önemli bir kriterdir.

Ar-Ge harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH) içindeki payı yüksek olan ülkelerde kişi başına gelirin ve ekonomik refahın yüksek olması
bunun açık göstergesidir.

Kişi başı geliri yüksek olan ve Dünya Bankası tarafından yüksek gelirli ülkeler olarak sınıflandırılan birçok ülkenin, Ar-Ge için ayırdığı kaynağın GSYH içindeki payının yüksek olması ve bu alana daha çok kaynak ayırmaya devam etmeleri tesadüf değildir.

En önemlisi de,
Ar-Ge harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH) içindeki payı yüksek olan ülkelerde üretilen nitelikli ürünler sayesinde, bu ülkelere nitelikli işgücüne
talebin yüksek olduğu ve
beyin göçünün yoğunlaştığını da görüyoruz.
ORTA GELİRLİ ÜLKELERDE ARAŞTIRMA- GELİŞTİRME (AR-GE)

Gelişmekte olan ve orta gelir grubunda yer alan birçok ülkenin en önemli amacı, bulundukları orta gelir grubundan yüksek gelirli ekonomiler grubuna çıkmaktır.

Bunun için yapılması gereken ve atılması gereken adım ise Ar-Ge için ayrılan kaynağın miktarını her yıl arttırmak ve ekonomide Ar-Ge’ye bağlı olarak ortaya çıkan yeni sektörlerin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünü yetiştirmektir.
Bu grup ülkelere bakıldığında mesela Çin’in son yıllarda Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı giderek artmaktadır. Çin’de bu oran yüzde 2.40 seviyelerindedir.

Çin ekonomisinin dünya ekonomisinde ikinci sırada yer alması ve birinci sırada olma hedefine ulaşması, Ar-Ge’ye daha çok yatırım yapmasına ve dolayısıyla ürettiği ürünün niteliğini artırmasına birebir bağlıdır.

AR-GE’NİN İTİCİ GÜCÜ
Açıkçası Ar-Ge’ye aktarılacak kaynak ile her yıl ortaya çıkan hasılanın bir kısmını tekrar Ar-Ge ye aktarmak belli dönem sonra GSYH’de çok önemli değişikliklere neden olmaktadır.

Yani ilk başta Ar-Ge, GSYH’yi arttırırken sonra da GSYH arttığında bu artış dolayısıyla Ar-Ge’ye daha çok kaynak aktarılması olasıdır. Yani Ar-Ge ve GSYH arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisi ortaya çıkmaktadır.

Bu döngünün hızlı çalışmasıyla orta ve uzun dönemde
ekonominin üretim yapısında, üretimin niteliğinde, üretim için gerekli olan nitelikli işgücü ihtiyacında ve dolayısıyla GSYH ve kişi başı gelirde önemli bir değişim olacağı açıktır.
Birçok gelişmiş ülkede nitelikli işgücünde yaşanan sıkıntılar ve talebin karşılanmaması nedeniyle bu talebin dünyada
başka ülkelerden beyin göçü ile telafi edildiği bir dönemdeyiz.

Bu nedenle, gelişmekte olan ve orta gelir grubu içerisinde yer alan birçok ülkenin Ar-Ge’ye daha çok kaynak ayırmayası ve nitelikli işgücünün istihdamı için daha çok çaba harcaması elzemdir.

#Ekonomi
#Ar-Ge
#GSYH
#Erdal Tanas Karagöl