|
Türkiye ekonomisinde 100 yıl
Cumhuriyetin ilk yıllarında özel sektörü teşvik eden liberal politikalar hedeflenmiş olsa da bu dönemde dünyada ortaya çıkan
1929 ekonomik bunalımı ve 2. Dünya Savaşı’nın neden olduğu belirsizlikler nedeniyle özel sektörün yapamayacağı yatırımların devlet eliyle sanayileşme
ile devletçilik en zirve dönemini yaşadı.
1950’li yıllarda Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle çok partili rejime geçiş siyasi yapıda olduğu gibi, ekonomik yapıdaki değişmeleri de beraberinde getirdi. Demokrat Parti, devletin
ekonomik hayata müdahalesinin en aza indirilmesini
ve ekonomik kalkınmanın özel sektör eliyle gerçekleşmesi gerektiğini savunmuştur.

Bu dönemde yabancı sermaye girişini teşvik etmek amacıyla ilk kez yasal mevzuat oluşturulmuş ve KİT’lerin özel sektöre devri öngörülmüştür.


KALKINMA PLANLARI DÖNEMİ
1960’lı yıllar IMF ile ilk standby anlaşmasının yapıldığı yıllar olduğu gibi 1961-1970 döneminde tüm yıllarda IMF ile anlaşma yapılmıştır.
Ayrıca, 1963 yılında hayata geçirilen
Kalkınma Planları
ile bu yıllar ekonominin 5 yıllık yol haritasının belirlendiği dönem oldu. Bu kalkınma planları ile uzun vadeli bir perspektifle ülkenin kalkınma vizyonunu belirlemek ve amaçlanan hedeflere ulaşmayı hedeflemektedir.
Türkiye ekonomisinde şu ana kadar 11 kalkınma planı hayata geçirilirken
2024-2028 yıllarını kapsayan 5 yıllık 12. Kalkınma Planı da uygulanmak üzere hazır durumda.

1970’Lİ VE 1990’LI YILLAR, KRİZ YILLARI

1970’li yıllar petrol şoklarının yaşandığı ve Türkiye’ye Kıbrıs nedeniyle uygulanan ambargo ile ekonomik sorunların zirve yaşardığı bir dönem oldu. 1978 yılından 1980 yılına kadar IMF ile yeniden birer yıllık standby anlaşmaları imzalanmak zorunda kalınmıştır.

Türkiye ekonomisinde uygulanan ithal ikameci politikaların artık işlememesi ve sonrasında yaşanan ekonomik ve siyasi istikrarsızlık neticesinde ekonomide serbestleşme fikri öne çıkmıştır.
Bu kapsamda, 1980 yılında “24 Ocak Kararları” olarak bilinen ekonomide birçok alanda değişim süreci başlamıştır.

Bu süreçte ekonomide serbestlik alanında, ihracatın arttırılmasında ve ihracatın ekonomik büyümenin dinamosu olması açısından ve ülkeye uluslararası sermaye girişinin hızlandırması için önemli birçok alanda ciddi yapısal değişimler hayata geçirilmiştir.

Ancak, 1990’lı yıllarda Türkiye ekonomisini serbestleştirme ve uluslararası piyasalara entegre etme sürecinde uygulanan ekonomik politikalar, kronik ödemeler sorununu çözememiştir. Bu nedenle Türkiye, 1994 yılında yaşadığı ekonomik kriz sonrasında,
“5 Nisan Ekonomi Kararları” olarak bilinen istikrar programını uygulamak zorunda kalmıştır.
5 Nisan Ekonomi Kararları’na rağmen
1990’lı yıllarda yaşanan ekonomik ve siyasi istikrarsızlık,
2001yılında
büyük bir
ekonomik krizin yaşanmasını da beraberinde getirdi.
2002 yılında iktidara gelen AK Parti döneminde Türkiye ekonomisinde ciddi değişimler yaşandı.
Güçlü ekonomik büyüme performansı sayesinde 2013
yılında kişi başı gelirin 12.500 doları geçmesi, Türkiye’nin uzun zaman sonrasında ilk defa kredi notunu yatırım yapılabilir seviyeye yükseltmesi
ve uluslararası yatırımlarda meydana gelen artışlar
öne çıkan önemli gelişmelerdir.

Bu dönemde yaşanan 2008 küresel ekonomik krizi, 15 Temmuz darbe girişimi, korona salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı ekonomiyi etkileyen önemli olaylar oldu.

#Ekonomi
#Politika
#Erdal Tanas Karagöl
7 ay önce
Türkiye ekonomisinde 100 yıl
Enflasyonun önceliği
Kamu yönetiminde pandemi ile öğrenip sonrasında unuttuğumuz kritik bilgiler
Uluslararası hukûkun üzerine düşen gölge
Emperyalizmin küresel hegemonyasının anahtarı: Türkiye’de laik devrim, İran'da “İslâmcı” devrim 
27 Mayıs: Demokrasi sürecinde kara bir leke