Türkiye ekonomisinde yapısal sorunlar özellikle üretim için gerekli olangirdilerde yüksek oranlarda dışa bağımlılık, ithalatın farklı sebeplerle artması, enerji fiyatlarındaki artışgibi nedenler, yüksek ekonomik büyüme oranlarının yanında yüksek cari açığa neden oluyor.Yüksek cari açığın ekonomide kırılganlıklar oluşturması ve ekonomiyi tehdit edecek noktaya gelmesi ise farklı politika tercihlerini gündeme getiriyor.Peki nedir bu politika tercihleri?CARİ AÇIK- EKONOMİKBÜYÜME TERCİHLERİAslında cari
Türkiye ekonomisinde yapısal sorunlar özellikle üretim için gerekli olan
girdilerde yüksek oranlarda dışa bağımlılık, ithalatın farklı sebeplerle artması, enerji fiyatlarındaki artış
gibi nedenler, yüksek ekonomik büyüme oranlarının yanında yüksek cari açığa neden oluyor.
Yüksek cari açığın ekonomide kırılganlıklar oluşturması ve ekonomiyi tehdit edecek noktaya gelmesi ise farklı politika tercihlerini gündeme getiriyor.
Peki nedir bu politika tercihleri?
Aslında cari açık ve ekonomik büyüme konusunda 3 politika tercihi öne çıkıyor.
Birincisi,
yüksek cari açık ve yüksek ekonomik büyüme
tercihi. Bu tercih, yüksek ekonomik büyümeye rağmen neden olduğu yüksek cari açık nedeniyle sürekli sorunlara ve ekonomide kırılganlıklara neden oluyor.
2011 yılında sağlanan yüzde 8.5 oranındaki ekonomik büyümenin, cari açığın GSYH içindeki payını yüzde 10 seviyelerine çıkarması nedeniyle,
tedbirler alınmış ve2012 yılında büyüme yüzde 2 seviyelerine düşürülerek düşük cari açık ve düşük büyüme tercihine geçilmiştir.
Aynı durum geçen yıl da yaşanmıştı. Yüksek cari açığın neden olabileceği kırılganlıklar ve küresel piyasalarda cari açığın finansmanındaki zorluklar nedeniyle
kapsamında yine
düşük cari açık ve düşük büyüme tercihi yapıldı.
Dolayısıyla yüksek cari açık ve yüksek ekonomik büyüme tercihinin özellikle bizim gibi ülkeler için maliyeti yüksek.
Türkiye gibi ülkelerin orta gelir grubundan çıkmak ve yüksek gelirli ekonomiler içerisinde yer almak için ekonomik büyümelerini hızlandırmaları gerekirken, zorunlu olarak ekonomik büyümede frene basmanın fedakârlığı da maalesef yüksek oluyor.
Bu fedakârlık da aslında uzun süre orta gelir grubunda kalmak yani orta gelir tuzağına düşmek demektir
.
İkincisi,
düşük cari açık ve düşük büyüme
tercihi. Bu tercihte düşük büyüme, ekonomideki aktivitede yavaşlamaya sebep olacağı ve devamında yüksek işsizliği ortaya çıkaracağı için orta ve uzun vadede tercih edilebilecek bir seçenek olarak durmamaktadır. Geçen yıl dengelenme kapsamında cari açık düşürüldü hatta bu yıl cari fazla beklenilmekte ancak ekonomik büyüme beklentisinin de yüzde 0.5 seviyelerinde olduğunu unutmamak gerek.
Üçüncüsü ise
düşük cari açık ve yüksek ekonomik büyüme
tercihi. Bu tercih hem kırılganlığı azalttığı hem de ekonomik büyümeyi sağladığı için bu üç tercih içerisinde
en iyi seçenek olarak durmaktadır.
YEP VE CARİ AÇIK- EKONOMİK
Şimdi açıklanan Yeni Ekonomi Programı (YEP) ile
düşük cari açık-yüksek ekonomik büyüme tercihine geçiliyor.
Yani ekonomik yapıda 2020-2022 döneminde “değişim” mottosuyla hedeflenen yüzde 5 ekonomik büyüme oranları ve düşük cari açık, yeni bir politika tercihi olarak öne çıkmakta.
YEP’te 2020 yılında ekonomik büyüme yüzde 5 ve cari açığın GSYH içindeki payı yüzde 1,2 olarak belirlenmişken, 2021 ve 2022 yılında yine ekonomik büyüme yüzde 5 olarak hedeflenirken cari açığın GSYH içindeki payının 2021 yılında yüzde 0,8’e ve 2022’de yapısal dönüşüm adımlarıyla sıfıra düşeceği hedeflenmiş.
Bu politika tercihinin olması gereken bir tercih olduğu açık
. Bu değişimin gerçekleşmesi, ekonomide ithal edilen birçok malın ülkede üretilmesinden üretim için gerekli girdilerin ülke içinde sağlanmasına, enerjide dışa bağımlılığın düşürülmesinden
ihracatın niteliğinin artırılmasına kadar başlatılan tüm bu çabaların sürekliliğine bağlı.
Yani ekonomide değişimle elde edilen bu kazanımlar ve iyileşmeler sürekli bir tercih olmalı.
#Ekonomi
#Büyüme
#Cari
#Açık
#GSYH