İslam akıl dini midir?

Faruk Beşer
Faruk BeşerYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 05/04/2013, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
İslam akıl dini midir?

Halk arasında çokça duyduğumuz sözlerdendir; "Dinimiz akıl dinidir, mantık dinidir, aklına sor doğruyu bul" derler.

Bu yargının akla getirdiği ihtimaller şunlardır:

Bir; İslam dini tamamıyla aklın ürünüdür, din adına bize ne söylenmişse hepsi akılla bulunup söylenmiştir. Bu sözün buna ihtimali bulunmakla beraber, doğrusu bunu kast eden kimse yoktur. Onun için bu ihtimal üzerinde durmayalım.

İki; dinin kaynağı Allah"tır ama dini olanı belirlemede aklın büyük yeri ve fonksiyonu vardır, hangi hareketin din olduğunu anlamak için aklına sorarsın ve aklın ne diyorsa onu yaparsın. İşte din odur. Böyle bir anlayış tabii ki, sakattır ve son tahlilde akılperestliğe, yani şirke götürür.

Aslında böyle bir anlayış kendi içinde de tutarsızdır. Bir konuda dini olanı belirleyecek akıl kimin aklı olacaktır? Herkes farklı bir akli çıkarımda bulunursa hangisini esas almak gerekir? Yoksa herkesin dini herkesin kendi aklına göre mi belirlenmiş olacaktır? O takdirde tamamen göreceli ve hiçbir sabitesi olmayan fikirler karması nasıl olup ta din olacaktır. Kaldı ki, herkesin aklı da yaşıyla, bilgisiyle ve tecrübesiyle değiştiğine göre kişinin hangi dönemdeki aklı kendi dini olacaktır?

O halde bu ihtimal kastedilir ama sakattır ve din, bu anlamda da akıl dini olamaz. Çünkü bu da şirkten başka bir şey değildir.

Üç; din koyucu Allah"tır ama koyduğu dinin hükümleri, emir ve yasakları makuldür, akıl bunları reddetmez, edemez. Ön yargılardan arındırılmış akıl bunların makul olduğunu kavrayabilir, hikmetini bulabilir. Bu ihtimal doğrudur ve böyle düşünmekte bir sakınca yoktur.

Dört; dinimiz akıl dinidir demek, dinin akla hitap etmesi demektir. "Aklı olmayanın dini de yoktur" denmiştir. Yani akıldan yoksun olanlar dinin emir ve yasaklarıyla sorumlu değillerdir demektir. Bu ihtimal de doğrudur.

Bir beşinci ihtimalden daha söz edilebilir: Dinin kaynağı Allah olmakla beraber yorumu konusunda akla büyük bir alan bırakılmıştır. Akıl bir bakıma vahyin insandaki temsilcisidir. Zamana ve zemine göre boş bırakılan alanları aklıselim dolduracaktır. İslam hukukunun onda dokuzunun beşeri olduğunun söylenmesi böyle izah edilebilir. Bu ihtimal de, sınırların iyi tespit edilmesi durumunda doğrudur

Ama İslam"ın oldum olası akıl dini olduğunu söylemek elbette doğru değildir, hatalıdır.

***

DOMUZ ETİ NEDEN HARAM KILINMIŞTIR?

Geçenlerde iki "ilahiyatçı yazar"ın böyle bir soruya verdikleri, daha doğrusu vermeye çalıştıkları cevabı üzücü buldum. Kendilerince bir dizi özellik sayıp domuz etinin yasaklanma sebebini izah etmeye çalıştılar. Bütün söylediklerinin varacağı sonuç, o halde bu sebepler ortadan kaldırılırsa domuz etinin haramlığı da kalkar denmesidir. Bu da dinin bütün emir ve yasaklarının akılla bulunabileceği yargısına götürür ki, bu dini insan zekâsına indirgemeden başka bir şey olmaz.

Oysa emir ve yasakların illetleri (müessir sebepleri) ve hikmetleri vardır. Hikmetler çoktur, değişkendir, objektif değildir. Onun için hükmü belirleyen hikmetler değildir, illettir.

Salt ibadetlerde illet aranmaz, onun yerine sebepten söz edilir ve böyle konularda sebep-hüküm ilişkisini akıl kavrayamaz.

Oysa illet-hüküm ilişkisini akıl kavrayabilir. İçtihat, aklın illeti kavradığı konularda yapılır.

İlleti bizzat nas söyler, ya da ne olduğu konusunda icma/ittifak olursa o zaman "illet varsa hüküm vardır, illet yoksa hüküm yoktur" diyebilirsiniz.

Domuzun haram oluşunun illeti zikredilmemiştir. Ayet katidir, zannî bir içtihatla kati bir hüküm değiştirilemez. Çünkü bütün içtihatlar zannidir. Bu durumda domuz etinin haramlığı salt bir ibadet (taabbudî mesele) olarak kalır. Bunun olsa olsa hikmetlerinden söz edilebilir, ama onların değişmesiyle de hüküm değişmez. Zaten domuz etini yasaklayan ayeti kerime, "çünkü o bir ricstir" (6/145) buyurur. "Rics" hem maddi hem manevi pislik demektir. Dolayısıyla domuz etinin haramlık hikmetlerinden biri budur, ama bu bir illet değildir.

Ayrıca bu ifade tıbbî olmaktan çok ahlaki bir etkiyi ihsas eder. Hıristiyanlık daha sonra gelen bir din olmakla beraber, Hıristiyan ailesinin Yahudi ailesine göre daha çok bozulmuş olmasının, bu ahlaki etkiyle alakalı olabileceğini düşünüyorum.

Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026