|
Viyana"da Yunanistan"ı yazmak...

VİYANA- Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin birbirlerindeki seçim sonuçlarını göz ucuyla izlemeleri doğal; sonuçta radikal değişimler, siyasi altüst oluşlar bütün topluluğu ilgilendiriyor çünkü. Geçen sonbaharda yapılan Avusturya seçimleri, AB üyelerini boykota sürükleyen bir sonuç getirdi; seçimden muzaffer çıkan Özgürlük Partisi koalisyona girdi, ama lideri Jörg Heidar, ırkçı söylemleri yüzünden, hükümet dışı kaldı. Bu pazar Yunanistan''da yapılan seçimler ise, komşuda ciddi bir değişiklik olmayacağını belli ettiği için, Türk-Yunan yakınlaşmasına yatırım yapan bir çok başkentte rahat nefes alınmasına yol açmış olmalı...

Yunanistan''da sandıktan iktidardaki sosyalist Pasok Partisi''nin kılpayı başarıyla çıktığı anlaşılıyor; rakibi Yeni Demokrasi Partisi''yle (YDP) arasında küsurat farkı var yalnızca... Ancak, sandalye sayısında Pasok rakibinden epey ileride görünüyor... Daha da önemlisi, YDP bir önceki seçimdeki oylarını artırdı artırmasına, fakat aynı durum Pasok için de söz konusu; dağılmış, bölük pörçük görünümlü çok partili siyaset arenasında, seçmenler, merkezin sağ ve solunda duran iki partide yoğunlaşmış görünüyorlar...

İlk izlenim şu: İktidarın yıpratmasına rağmen, Pasok''un görece başarısında, son bir yıl içerisinde meydana gelen Türk-Yunan yakınlaşmasının rolü büyük. "Ege''de bahar" sürecinin mimarları gözüyle bakılan başbakan Kostas Simitis ile dışişleri bakanı George Papandreu kritik sınavdan başarıyla çıktılar. Bu seçim, aynı zamanda, sürecin Yunan kamuoyundan tasvip aldığının da işareti.

Bu nokta önemli; çünkü Yunan siyaseti, çok uzun yıllardan beri Türkiye ile takışmaya kilitlenmişti; seçim kampanyalarında prim yapan ''şahin'' söylemdi. Yunan politikacılar, bu seçimle, barışın da halktan destek görebileceğini öğrenmiş oldular. Bundan böyle barış sürecinin daha da hızlanması beklenebilir. Yunan seçmeni, bazılarının iddialarının aksine, Türkiye''nin AB adaylığına geçit verilmesine karşı çıkmadılar... Belki şu bile söylenebilir: Yunanlılar, sandık başına Helsinki Zirvesi sonrası değil, bir yıl önce, Pasok hükümetinin Abdullah Öcalan''la içli dışlılığı suçüstü yapıldıktan hemen sonra gitselerdi, çok farklı bir tercih için kullanabilirlerdi oylarını... Bu yeni durum, Türkiye''yi de rahatlatacak bir gelişme.

Seçmenin, dağılmış bir siyasi platformda, büyük çoğunluğuyla merkezin hemen iki yanında saf tutması bizim politikacıların da dikkatle not etmeleri gereken bir ''yeni durum''. Sert ve radikal ideolojik yaklaşımları iktidara taşımayı seçmen uygun bulmuyor. 26 partinin yarıştığı bol alternatifli seçimde, Yunanlıların neredeyse yüzde 90''ı, oylarını iki partide toplayarak bunu vurgulamış oldular. Bir vurgu da politik kadroların nüfus cüzdanlarına: YDP lideri 46 yaşındaki Karamanlis''in başarısında da, genç Papandreu ile seçime giren 64''lük Simitis''in kamuoyundan tazelediği destekte de, seçmenin ''genç'' politikacı arayışının etkisini görmek mümkün olabiliyor.

Türkiye ile ilişkilerin sıcak tutulması bakımından, seçimden başarıyla çıkan iki parti arasında temelde pek bir görüş farkı yok. Bu bakımdan, daha da iyileşecek ikili ilişkilerin yakın geleceği belirlemesi beklenebilir. Atina''daki yeni hükümet, daha cesur davranmaktan çekinmeyecektir...

AB''ye aday bir ülkenin yazarı olarak, Viyana''nın tarihle dolu havasını koklayıp Avrupa''nın şimdilik en doğu noktası olan Yunanistan''daki seçimler üzerine yazı yazmak hiç de fena bir duygu değil. Yunanistan''daki çözümü mâkulde arama güdüsü, umulur ki, Türkiye''deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine de egemen olacaktır.

24 yıl önce
Viyana"da Yunanistan"ı yazmak...
70 Yaşına Dek Günde 17 Saat Çalışan Bir Hoca: Fuat Sezgin
Enflasyonun önceliği
Kamu yönetiminde pandemi ile öğrenip sonrasında unuttuğumuz kritik bilgiler
Uluslararası hukûkun üzerine düşen gölge
Emperyalizmin küresel hegemonyasının anahtarı: Türkiye’de laik devrim, İran'da “İslâmcı” devrim