
Kitap okuma oranlarını bir türlü kabul edilebilir seviyeye taşıyamamış bir toplumun e-kitap hadisesine ne tepki vereceğini tartışmak ne kadar yerinde bir iştir, tartışılır. Ama meselenin tartışılır olması, böyle bir gündem oluşmasına engel değil. Sağdan soldan gelen haberler, sanal kitap piyasasının sanıldığından hızlı gelişeceğine işaret ediyor şimdiden. Yayıncılar ilk ataklarını çoktan başlattılar. Sanal alem müdavimleri arasında bu işe meyyal çok sayıda insan bulunduğu da aşikar… Kitaba gösterilen ilgiden daha fazlasının e-kitaba gösterilmesi beni çok şaşırtmaz. Ama bu ilginin "okumak" kavramının içini doldurabileceğinden, bu hareketliliğin toplumsal kültür çıtamızda minicik dahi olsa bir kıpırdanma meydana getireceğinden kuşkuluyum. Aksine, son dönemde piyasa gerçeklerine teslim edilmiş bulunan okuma kültürünün, daha da ''sektörize'' bir karaktere kaymasından ciddi biçimde endişe ediyorum.
En başta ifade edeyim, ben teknolojik yeniliklerin insanların yararlı alışkanlıklarını değiştirmesinden hoşnut olan insanlardan değilim. Kitap okumak öyle bir alışkanlık mesela… Okumayı değil, özellikle kitap okumayı kastediyorum burada. Kitap okumayı, kültürünü yanında getiren, hayatımızın içinde çeşitli zenginlikleri ve açılımları olan bir fiil olarak düşünmeliyiz. Bu çerçevede bir fiil olarak kitap okumanın her insana göre değişen tarifleri, anlatımları olduğunu da söyleyebiliriz rahatlıkla. Kimi sessiz bir ortamda okur kitabını, kimi her yerde… Kimi bir masada oturarak, kimi kanepeye uzanarak… Kimi ada vapurunda, kimi sessiz bir park köşesinde… Elinize alıp taşıyabildiğiniz, istediğiniz yere götürebildiğiniz bir şeydir kitap. Halk otobüsünde okuyanlar vardır, deniz kıyısında ya da herkesin uykuya yenik düştüğü gece yarılarında… Sadece kitabın muhtevasının bir kompozisyonu yoktur, kitap okumanın da kendince bir kompozisyonu vardır. Sanal-kitap ise, en azından şimdilik, bir ekran karşısında olmayı zorunlu kılıyor. O ekran ışık yayıyor ve yoruyor insanın gözlerini. Üstelik o ekrana belli bir açıyla bakıyor olmanız da şart… Biliyorum, zaman içinde aşılabilir şeyler bunlar… Teknoloji sanal da olsa kitap okuma deneyimine daha yakın imkanlar oluşturabilir gelecekte. Ama dikkatinizi çekerim, azami beklentimiz, kitap okumaya yakın bir deneyim… Peki neden kitap okumak varken, onay yakın bir şeye razı olalım! İşte burada bir yol ayrımına geliyoruz sanıyorum. Gelecek kuşakların insanlığın yüzlerce yıllık kitap okuma pratiklerinden farklı bir pratiğe sahip olabileceklerini hesaba katmalıyız. Belki on yıl sonra, "Kitap başkadır, bu işin sanalı filan onun yerini tutmaz" diyenler dinozor muamelesi görmeye başlayacaklar, bugünden kestirmek zor. Son çeyrek asırda yaşananlar benim için ciddi hayal kırıklıkları taşıyor. Doğrusu ben insanların kendilerini yeni alışkanlıklarının kollarına atmak için bu kadar iştahlı olacaklarına, eski alışkanlıklarından bu kadar kolay vazgeçeceklerine ihtimal vermezdim. Ama oldu; yeni ekonomik stratejiler birçok şeyi endüstriyel tasarımın oyuncağı haline getirdi, en çok da insanları…
Ben Türkiye''nin başkentinde, yani ikinci büyük şehrinde, gidip uzun uzun kitap karıştırabileceğim bir sahaf bulamıyorum artık. Bu bir zevkti benim için ve onu kaybettim. On yıl sonra bırakın sahafı kitapçı dükkanı bulamayacak hale gelir, "Sen hâlâ kitap alacak kitapçı mı arıyorsun?" aşağılanmalarına maruz kalırsam şaşırmayacağım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.