|
Er ya da geç

Daha önceki İsrail’in Filistin’e yönelik baskınlarında sine-çekine İsrail’e destek olan memleketteki bit yavruları, bu kez baskın Hamas’tan gelince ve Hamas bir şok dalgasıyla İsrail’in anasını ağlatınca açıktan kahpelik etmeye başladılar.

Meğer ne çok İsrail destekçisi varmış yahu memlekette. Başta Kamalist akıl hastaları olmak üzere Ümit Özdağ’ın Nazi özentisi yavruları, bazı sinik-liboş muhafazakarlar, Fatih Altaylı denilen mikser, Mustafa Yeneroğlu isimli entegrist lolipop ve Bülent Arınç isimli “şişirilmiş bölüm sonu canavarı” sıvadılar kolları. El birliğiyle “İsrail’i aklama operasyonu” yaptılar, iyi mi? FETÖ’cü P.İ.Ç’leri saymıyorum bile.

Bu çevrelerin her biri bir başka kanaldan ilerleyerek İsrail’i aklamanın derdine düştüler. Pek salakları “İsrailli siviller” yavesine sarıldı. İsrailli işgalci yerleşimcileri “sivil” sayan bu dangalaklar çabuk ekarte oldular.

Bunların daha da salakları “Hamas güçsüz, ne gerek vardı bu saldırıya?” şeklinde analiz kastılar. Allah’a inanan ama O’na asla güvenmeyen bu güya muhafazakâr dangalaklar, analiz adı altında izzet ve şerefleri için uzun süredir dünyanın en büyük açık hava hapishanesi olan Gazze’den çıkan savaşçıların ‘acayip güçlü İsrail’ palavrasını saatler içerisinde yerle bir etmeleriyle yaşadıkları paniği açık ettiler. Bu salaklar hâlâ İsrail’in Gazze’yi amaçsız ve vahşi şekilde bombalıyor oluşundan kaynaklı şekilde “Biz dememiş miydik? Bak İsrail kızdı, sivil öldürüyor” demeye devam ediyorlar. He lan, demiştiniz. Biz de size demiştik ki “Bu şanlı savaşçılar huruç etmeden önce bu terör organizasyonu İsrail hiçbir sivil Filistinlinin burnunun bile kanamasına izin vermiyordu, dünyanın en barışçı topluluğu idi bu teröristler, he lan, haklısınız.”

Gelelim bu İsrail severlerin en ama en salaklarına. Bunlar, Ümit Özdağ’ın Nazi özentisi yavruları ve Kamalist tarih zırvalarıyla büyümüş Arap düşmanı “gavur severler” topluluğu.

Aslında biliyoruz ki bu topluluğun tarihle, gerçekle, gerçeklikle, hakikatle hiçbir ilişikleri yok. “Araplar bizi arkamızdan vurdu, Filistinlilerin dedeleri Yahudilere toprak sattı ve Filistinliler Ermenileri destekliyor” palavraları dışında tek bir cümleleri yok konuyla ilgili.

Salak heriflere “Osmanlı askerini arkadan vuran az sayıda Arap’ı o esnada bütün aklını Yahudilerin ürettiği İngilizler organize etti; o isyanlara rağmen Arapların büyük çoğunluğu Osmanlı ordusu saflarında düşmanla çarpışıyordu. Dahası, bizi arkamızdan vuran Arapları organize eden Şerif Hüseyin’in iki oğlu Faysal ve Abdullah Mustafa Kemal Atatürk’le ‘kanki’ olmuşlardı. Bu iki kral, kral gibi ağırlanmışlardı Türkiye’de Atatürk tarafından” diyorsun demeye ama kulakları yok ki duysunlar.

Salak heriflere “İsrail Devleti’nin kurulma planı 19. yüzyıl sonundan itibaren Londra ve Paris’te pişirilmiş bir plandır. Yahudiler güya kendilerinden nefret eden Avrupa’dan Filistin coğrafyasına geldiklerinde tonlarla para dökmelerine rağmen Filistinliler onlara ancak topraklarının yüzde 6’sını (ki bu da çok şişirilmiş bir oran) satmışlardı. Üstelik topraklarını satanların kahir ekseriyeti Ermeniler ve diğer Hıristiyan Araplardı” diyorsun demesine de duyma yetileri olmadığı için bunu da duymuyorlar.

Daha neler neler diyorsun demeye. Misal, “Azerbaycan, Ermenistan’ı yenip Karabağ’ı özgürleştirdiğinde ilk kutlama mesajlarından biri Hamas’tan geldi” diyorsun, bu salaklar “Filistinliler Ermeni dostu, İsrail değil” diyorlar. “Lan Türkiye’ye karşı PKK’nın yanında duran, PKK’nın içerisindeki Ermenilerin tam teçhizatla silahlanmalarını sağlayan İsrail’in ta kendisi değil mi?” diyorsun, mavi ekran bile vermiyorlar.

O yüzden Filistin davasının kurucusu İzzeddin Kassam’ın “Atatürk’ün silah arkadaşı” olduğunu bu sığırlara anlatamıyorsun bile.

İzzeddin Kassam’ın evet. Hani Hamas’ın “yolu yolumuzdur” dediği güzel insanın. Hani “Kassam Tugayları” ibaresindeki Kassam’ın. Hani “Hamas, İsrail’i Kassam roketleriyle vurdu” cümlesindeki Kassam’ın.

Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı Osmanlı ordusunda, Mustafa Kemal’in silah arkadaşı olarak bulunan bu adam, Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı ordusu saflarında gavura karşı savaştı. “Kimse bizi arkamızdan vurmasın” diye onlarca, yüzlerce, binlerce Arap gibi kahramanca çarpıştı. O esnada Siyonistler ne yapıyorlardı peki? Anadolu coğrafyasından da toprak talep eden “vadedilmiş topraklar” haritaları çiziyorlardı.

Bak şimdi bu salaklar topluluğu buna da şaşırır iyi mi? “İsrail’in vadedilmiş toprakları içerisinde Türkiye’nin de mi bir kısmı var, vallaha inanmam” diyerek inleyebilirler. Yeter ki Müslümanları, mazlumları, mağdurları değil de Siyonistleri, zalimleri, teröristleri destekleyemeye devam edebilsinler. Türkiye’nin bir kısmını “büyük İsrail”e vermekte bir sakınca bile görmeyebilirler.

İnanın bana, bu salaklar topluluğunu “tarihin çöplüğü” bile kabul etmeyecek.

Bize gelince. Biz, “tarihin doğru tarafında” durmak azim ve kararlığıyla, zaferle değil seferle sorumlu olduğumuzun idrakiyle, “yensek-yenilsek ne gam” demenin onuruyla İzzeddin Kassam’ın ve adamlarının yanında durmaya devam edeceğiz. Yafa’dan birkaç portakal, Nablus’tan biraz hurma alıp özgür Aksa’nın bahçesinde ikindi ezanını bekleme hayalimiz için çalışmaya devam edeceğiz. Korkun bizden. Çünkü er ya da geç, bugün ya da yarın bu olacak. O gün geldiğinde biz başımızın dimdik oluşuyla mağrur olacağız. Sizden gelen o berbat koku içinse burnumuzu tıkamanın bir yolunu bulacağız.

Unutmadan. Aksa’da yapmayı hayal ettiğimiz şeyi Şam’da, Urumçi’de, dünyanın bütün mazlum coğrafyalarında yapma hayalimiz de var. O yüzden, cidden korkun bizden.

#Filistin
#Gazze
#İsmail Kılıçarslan
6 ay önce
Er ya da geç
Romantik aşk kültüründen istismar kültürüne değişen aşk ve evlilik anlayışı-2
Evvelbahar
Siz hiç “ayben”e para gönderdiniz mi?
Irak: Kurtların sessizliği…
Direniş meşrudur, tükür kardeşim