Kürtlerin ve Türklerin kırılganlığı

04:0010/06/2015, Çarşamba
G: 13/09/2019, Cuma
Kemal Öztürk

Kafkas göçmeni bir babanın ve Kürt bir annenin çocuğu olarak her iki kültürün içinde büyüdüm. Dayılarım ya da teyzelerim geldiğinde rahmetli annem onlarla Kürtçe konuşur, sonra da “oh be dilimiz rahatladı" derdi. Onun yaşamı boyunca kendi dilini konuşması yasaktı Türkiye'de. Ömrü, kardeşleri ve ailesiyle ana dillerini özgürce konuşabildiği günleri görmeye yetmedi.Biz iki kültür arasında büyürken, bir etnik kimlik tercih etmek gerektiğini hiç hissetmedik. Sakarya'ya göç ettikten sonra, Türk ve Kürt

Kafkas göçmeni bir babanın ve Kürt bir annenin çocuğu olarak her iki kültürün içinde büyüdüm. Dayılarım ya da teyzelerim geldiğinde rahmetli annem onlarla Kürtçe konuşur, sonra da “oh be dilimiz rahatladı" derdi. Onun yaşamı boyunca kendi dilini konuşması yasaktı Türkiye'de. Ömrü, kardeşleri ve ailesiyle ana dillerini özgürce konuşabildiği günleri görmeye yetmedi.

Biz iki kültür arasında büyürken, bir etnik kimlik tercih etmek gerektiğini hiç hissetmedik. Sakarya'ya göç ettikten sonra, Türk ve Kürt kimliklerine, Arnavutlar, Boşnaklar, Çerkezler, Abhazlar, Lazlar da eklendi. Tüm etnik kimliklerin harman olduğu, birbiriyle kız alıp verdiği, hiçbir ayrışmanın olmadığı çocukluk ve gençlik yıllarımız geçti Sakarya'da.

Biz hep Müslüman üst kimliğinin paydasında buluştuk, oradan beslendik. Milliyetçilik, ülkesini ve bayrağını sevmek olarak aklımızda yer etmişti, halen de öyle. “Kim ülkemizi ve bayrağımızı seviyorsa, bizim kardeşimizdir" derdi rahmetli babam. Bir ırkın başa bir ırka üstün olamayacağını ve bunun çok büyük bir yanlış olduğunu, Peygamber Efendimizin hayatını okurken öğrendik ayrıca.

Seçimlerin en kritik konusu

Milliyetçilik bir duygudur ve bu nedenle rasyonel değil, duygusal tepkiler verdirir insana. Kürt ya da Türk fark etmez, her insanın ait olduğu etnik kökenle ilişkisi, duygular üzerinden kurulur. Akıl, bilim ve rasyonel verilerle bu ilişkiyi açıklamak mümkün olmuyor bazen.

7 Haziran seçimlerinin en kritik ve en önemli dönüm noktası işte bu duygu etrafında yaşanmıştır. Türk ve Kürt milliyetçi oylarının hareketliliği, yer değiştirmeleri ve tepkileri, bu seçimin kaderini etkilemiştir. AK Parti içinde barınan milliyetçi Türk ve Kürt oylarının bir kısmı MHP'ye, bir kısmı da HDP'ye kaydı. Bu nedenle de AK Parti iktidardan düştü.

Seçim sonuçları açıklandığından beri, seçimin kaderini ilk sırasında Çözüm Süreci'nden etkilenen insanların belirlediği kanaatini taşıyorum. Daha ilginci şudur, bu insanların tepkisi, hiçbir rasyonel veri, altyapı, kalkınma, ekonomik ve iktisadi nedenden değil, sadece milliyetçilik duygusundan kaynaklanıyor olmasıdır.

Kırılgan Kürtler ve Türkler

Sanırım bir çok insandaki şaşkınlığın nedeni burada yaşanıyor. Kürt sorunu konusunda Cumhuriyet tarihinin en ciddi ve en önemli adımlarını atmış bir partinin, bölgeye hava limanı, yollar, barajlar ve daha bir çok yatırım yapmış bir hükümetin, Kürt oylarını radikal bir şekilde kaybetmesini açıklamakta zorlanıyor insanlar. Doğru, bunun reel politik bir açıklamasını yapmak zor. Bu duygusal bir tepkiden ve refleksten başka bir şey değil zira.

Kürt sorununu yakından takip eden, fikirlerine güvendiğim çok sayıda bölge insanıyla konuşuyorum iki gündür. Seçim süresinde kullanılan dilden dolayı Kürt vatandaşların duygusal olarak incindiğini, kırıldığını, dışlandığını hissettiklerini söylediler. Tepkilerinin de bu duygusal sarmal içinde sandığa yansıdı kanaatindeler.

Aynı şekilde, yine çözüm sürecine tepki gösteren milliyetçi oyların, MHP'ye kayması da ayrıca ilginç bir durumdur. Oysa AK Parti seçim öncesi makas değiştirerek, bu kesime ciddi mesajlar verdi, ancak bunun bir etkisi olmadı demek. Bu durumda, ne İsa'ya ne de Musa'ya yaranabildi.
Kırılgan Kürtler ve Kürtler seçimin kaderini etkiledi.

AK Parti bu konuda sanırım önemli araştırmalar, incelemeler, anketler yapacak, oy kaymalarının, tepkilerin, duygusal kırılmaların nedenlerini bulacaktır.

Tehlikeli bir durum: Milliyetçilik duygusu arttı

Üzerinde hepimizin dikkatlice durması gereken bir konu var. Etnik milliyetçilik duygusu, bu seçimde tehlikeli bir şekilde kabardı ve ayrıştı. AK Parti tüm etnik kökenlerden oy alırken ve bu nedenle de Türkiye'nin ana omurgasını oluştururken, şimdi bu zenginliğini kaybetme tehlikesine girdi. MHP ve HDP etnik milliyetçilik duygusu kabarmış insanların partisi konumuna girdi ki bu çok tehlikeli bir duruma işaret eder. Duyguları kontrol etmek de yönetmek de zordur.

Burada bir konunun da altını çizelim,
AK Parti'ye yönelik tepkinin geçici olduğu çok açık. Kısa süre önce, HDP'den daha fazla Kürtlerden oya alan ve MHP'den daha fazla milliyetçi oyları toplayan bir partinin, bir seçimde bu eşişiz konumunu kaybetmesi mümkün değildir. Bu geçici bir tepkidir.
Ancak bu seçimle yaşanan ayrışmanın tepkiyle karşılanması, körüklenmesi hem AK Parti'ye hem ülkeye çok büyük zararlar verebilir.

Hepimize bir görev düşüyor

Kürt sorunu ve onun neden olduğu komplikasyonların çözümü, sadece AK Parti'nin değil, tüm siyasi partilerin ve farklı fikirdeki insanların da görevidir. Maalesef Türkiye'nin en büyük sorunu, yumuşak karnı, ayağına pranga gibi yapışan sorunu halen Kürt sorunu olmaya devam ediyor. Belki de en çok Türkler bu konuda yapıcı ve iyileştirici adımlar atarak ülkeye katkıda bulunabilir.

Öte yandan HDP tarihinin en ciddi sınavıyla karşı karşıya. Bu artan milliyetçilik duygusunu sakinleştirmek, makul seviyeye çekmek ve bir Türkiye partisi olmak için bundan daha büyük bir fırsatı yakalayamaz.
#HDP
#AK Parti
#Etnik milliyetçilik