Yazarlar İtme bitti; artık çekme zamanı

‘İtme’ bitti; artık ‘çekme’ zamanı

Kerem Alkin
Kerem Alkin Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yukarıda ifadelerin sahibi, saygın bir ekonomist olarak Dr. Murat Üçer. CFA Society İstanbul'un bir organizasyonunda, Prof. Dr. Refet Gürkaynak, Dr. Murat Üçer ve ben, Bloomberg HT Ekonomi Koordinatörü Gökhan Şen'in moderatörlüğünde, 2016 yılı beklentilerini ele aldık. Entelektüel anlamda hayli zevkli ve derinlikli sohbette, elbette FED'in faiz artış kararını da konuştuk. Murat Üçer'in analizi, 2008 sonbaharında patlak veren son küresel krizle birlikte, FED ve diğer önde gelen merkez bankalarının gerçekleştirdiği parasal genişleme sonucu, gelişmiş ekonomilerden bize doğru 'itilen' (push) paranın, FED'in normalleşme adımı ile birlikte, artık 'itilemeyeceği'. Bu nedenle, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin, bu küresel ölçekte 'devasa' likiditenin artık bize doğru 'itilmeyeceğini' bilerek, söz konusu küresel likiditeyi 'çekme' (pull) adına, strateji oluşturmaları gerekiyor.
Başlıkta sözünü ettiğim 'itme' ve 'çekme' kelimelerinin İngilizcelerini de yukarıdaki paragrafta parantez içinde yazdım. Çünkü, tam Türkçe ifade, bazen İngilizce kelimeyi yansıtamayabiliyor. Sözün özü, artık gelişmekte olan ülkelerin küresel sermaye kaynağına kolayca ve zahmetsizce ulaşabildikleri dönem bitiyor. Türkiye dahil, kendi aralarında doğrudan yabancı yatırımcı çekme mücadelesi içinde olan ülkeler, şimdi portföy yatırımcısı için de, hatta borçlanma için dahi rekabet edecekler. Bu da, Türk ekonomisinin algısını pozitif ayrıştırmamızdan geçiyor. Önümüzdeki dönemde, Türk ekonomisini, Hükümet düzeyinde, siyaset düzeyinde ne ölçüde entelektüel ve şeffaf bir duruşla yönettiğimiz konusunda, algımızı güçlendirecek adımlar atmalı, açıklamalarda bulunmalıyız. Bu nedenle, 64. Hükümet'in, küresel ekonominin yeni koşullarına uygun olarak formatlanmış, rotalanmış yapısal reformlarının, mikro ekonomik reformlarının bir an önce ulusal ve uluslararası ekonomi çevreleriyle paylaşmasında sonsuz yarar var.
'Üçüz açık' iyi yönetilmeli
Bu noktada, Türkiye'nin 'üçüz açık' sorunu da iyi yönetilmeli. Bütçe açığı, cari açık ve tasarruf açığının iyileştirilmesi ve kabul edilebilir düzeyde tutulması adına, atılan ve atılacak adımlar konusunda önemli ipuçları ortaya koymamız gerekiyor. Mali disiplin konusunda, son 12-13 yılda, takdir edilen bir performans ortaya koymamıza rağmen, 2016'dan itibaren mali disiplinden ödün verileceğine dair iddia ve endişelerin, ne kadar haksız ve yersiz olduğunu çok net göstermemiz gerekiyor. Eylem Planı'nda hane halkının büyük bir bölümünün yaşam standartlarını iyileştirecek adımların, sadece harcama kalemleri olmaları nedeniyle, bütçe performansını tehdit eden adımlarmış gibi algılanmasına izin vermemeliyiz.
Bu nedenle, bütçe açığı ve cari açık açısından, maliye politikasının kamu harcamalarını, Türk ekonomisinin büyüme performansı adına, nasıl bir akılla yönettiğimizi izah ederken, maliye politikasının diğer bacağı olan kamu gelirlerini (vergi, özelleştirme ve vergi dışı normal gelirler) de nasıl sürdürülebilir kıldığımıza dair adımları, açıklamaları güçlendirmeliyiz. Cari açıkta da, petrol başta olmak üzere, küresel emtia fiyatlarındaki gerilemenin Türkiye için ne kadar önemli bir avantaj sağladığını bilmekle birlikte, ihracatımızı güçlü kılacak önlemleri de hızlandırmalıyız. 64. Hükümet'in 10 Aralık'taki Eylem Planı'nda 'ihracat' başlığının olmaması beni düşündürdü. Cari açığın iyileşmesi ve 2016-2018 döneminde, cari açığın GSYH'ya oranının yüzde 5'i geçmemesi, sadece küresel emtia fiyatlarındaki gerileme ile sağlayabileceğimiz bir husus değil. Ödemeler Dengesi'nin muhasebe standartlarındaki sorunların giderilmesi, Gümrük ve Ticaret Bakanımız Bülent Tüfekçi'nin de ifade ettiği gibi, gümrüklerdeki iyileştirmeler ile, ihracatın hızlandırılması, ihracatçıya verilen desteklerde, Eximbank'ın sigorta desteğini ve ithalatçı ülke firmalarına desteği geliştirmesi çok önemli. Güney Kore, Japonya gibi ülkelerdeki Eximbank uygulamalarına dikkat etmemiz gerekiyor.
Bireysel emekliliğe ek kaynak
Türkiye açısından bir diğer kritik konu 'tasarruf açığı'. Tasarruf açığının azaltılması konusunda, Türkiye'nin elindeki en önemli koz 'Bireysel Emeklilik Sistemi'. Kamu'nun sisteme dahil olan tasarruf sahiplerine 'devlet desteği'ni en az 5 yıl daha sürdürmesi kritik önemde. Bunun yanı sıra, bu sistemde biriken kaynağın büyütülmesi adına, atıl duran ve sadece Türk hazine kağıtlarına yönlendirilen İşsizlik Sigortası Fonu ve kıdem tazminatlarının Bireysel Emeklilik Sistemi'ne devri, sermaye piyasasının derinleşmesi ve bu fonlardaki kaynakların Türk ekonomisinin geleceği adına, kritik önemdeki proje ve alanlarda değerlendirilmesi çok önemli. Türkiye'nin basit anlamda bir 'tasarruf açığı' yok; atıl tasarrufların kayıtlı sisteme dahil edilememesinden kaynaklanan bir sorun söz konusu. Bu nedenle, ekonomi yönetimi başta, 'Türkiye'nin tasarruf açığı' sorunu var dediğimizde, kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz. Bu hususlara bilhassa dikkat edelim.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.