Cumhurbaşkanı "kolektif hak ve özgürlük" dedi...

Kürşat Bumin
Kürşat BuminYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 23/06/2001, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı "kolektif hak ve özgürlük" dedi...

Cumhurbaşkanı''nın 4776 sayılı, kısaca RTÜK Yasası olarak adlandırılan yasayı "bir kez daha görüşülmek üzere" TBMM''ye geri gönderirken sıraladığı gerekçeleri kabaca iki gruba ayırmak mümkündü: Yasa metninde tespit ettiği tutarsız, çelişkili, haddinden fazla belirsiz ifadelerden oluşan bölümlere ilişkin olanlar; ve yasaya doğrudan hak ve özgürlüklerden hareket ederek koyduğu çekinceler.

Birinci gruba giren gerekçeler özetle şunlardır: Üst Kurul üyelerinin seçimine ilişkin belirsizlikler; Üst Kurul''un Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu''nun denetimine tabi kılınmasıyla ortaya çıkan "tarafsızlık" ilkesinin ihlali durumu; Üst Kurul''ca verilecek idari para cezalarının Üst Kurul''un gelirleri arasında sayılmasıyla ortaya para cezasını veren ve para cezasını tahsil edenin aynı güç olması gibi keyfi uygulamalara fırsat verebilecek bir durumun çıkması; para cezalarının çok yüksek olması ve "tazminatın alt sınırı"nın yasa tarafından tespit edilerek yargıç takdirinin dışarıda bırakılması; "bilirkişi" gibi kurumun gereksizliği; "izlenme payı" ve "izlenme oranı" gibi iki farklı ölçütün birlikte kullanılması sonucunda "çelişkili bir durum"un ortaya çıkması; ve nihayet yasada ne olduğu belli olmayan bir "özür dileme"den söz edilip, bütün günahı "başkalarınca hazırlanmış bir programı sunmaktan ibaret olan sunucu"lara hakkında da insafsız bir yaptırım öngörülmesi! Bana sorarsanız, Cumhurbaşkanı''nın bu son tespiti ve ardından getirdiği gerekçeyle "sunucular"ın hayatını kurtarmış olduğundan, bu meslek erbabı Sezer''e ne kadar şükran borçlu olsa azdır! Çünkü yasanın 33. Maddesi, "programcı" ya da "sunucu" ayrımı yapmadan her iki grubu da belli bir süre için "hiçbir ad altında başkaca program" yapamama yaptırımını dayatıyordu... Yani özetle: "Türkiye TV''lerinin bütün sunucuları! RTÜK yasasına karşı çıkın ve Cumhurbaşkanı''nın arkasında durun!"

İkinci grupta yer alan gerekçelerin doğrudan hak ve özgürlüklerden hareketle kaleme alındığını söylemiştik. Bu gerekçeleri de şöyle özetleyebiliriz:

Cumhurbaşkanı, söz konusu yasanın TBMM''den geçiş sürecinde hakkında çok konuşulan internet yayıncılığına ilişkin getirdiği düzenlemeye doğrudan "düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü"nden hareketle karşı çıkmaktadır.

Cumhurbaşkanı''nın bu çerçevede altını çizdiği önemli bir husus, internet ortamındaki denetimin mutlaka yargıya bırakılmasına dikkat çekmesidir. Yani, internet yayıncılığının düzenlenmesinin tümüyle "kamu otoritelerinin takdirine bırakılması", günümüzde "özgün kanaat oluşumunun en etkin kullanım alanı" olan bu ortamın özelliğiyle bağdaşmamaktadır. Bu gerekçe de çok güzel! Şu manzaraya bir bakın... Bir tarafta bilgisayarın önünde çekilmiş tek bir fotoğrafı bile olmayan ama internet yayıncılığının "kamu otoritelerinin" hışmından kurtarılması gerektiğini ısrarla belirten bir Cumhurbaşkanı; öte tarafta günlerini bilgisayarın önünde geçirip her gün "bilgi toplumu"na övgüler düzdükleri halde sıra özgürlüklere gelince "kamu otoriteleri"nin takdirini uygun ve yeterli bularak ekranlarını karartan kalem erbabı... Demek ki, özgürlükler söz konusu olduğunda "sıkı bir kullanıcı" olmak gerekmiyormuş!

Cumhurbaşkanı''nın internet yayıncılığına ilişkin açmış olduğu "yargı denetimi-kamu otoritelerinin denetimi" tartışmasını daha sonra "idarenin yetkisi-yargının yetkisi" bağlamında sürdürdüğünü de görüyoruz. Cumhurbaşkanı burada da, RTÜK yasasının "idare"ye tanıdığı yetkilerden şikayetçidir. RTÜK yasası etrafındaki tartışmalarda pek öne çıkarılmayan bu husus, bence meselenin belki de en "can alıcı" noktasıdır. Bana göre, "idarenin yetkisi"nin Anayasa tarafından tayin edilmiş sınırlar dışına çıkamayacağını hatırlatan bu görüşler, yasanın hakkında çok söz edilen "devlet ihalesi" ya da "hisse oranları" bahsinden çok önemlidir.

Cumhurbaşkanı''nın kaleme aldığı metinde ilgimi en çok ifade özgürlüğünün niteliğine ilişkin olanı çekti. Cumhurbaşkanı aynen şöyle diyordu: "Haber alıp verme hakkı ya da haberlere ulaşma özgürlüğü, izleyici ya da dinleyicinin bireysel hakkı olarak düşünülemez ve düzenlenemez. Bunlar, izleyicilerin ve dinleyicilerin kolektif hak ve özgürlükleridir." Bu tespit çok önemli, ayrıca önemli olmasının yanı sıra çok da yenidir. Cumhurbaşkanı''nın bu tespitin hemen öncesinde "basın özgürlüğü, düşünce ve kanaat özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan bir özgürlüktür" dediğini de hatırlarsak, Sezer''in bu tespitle önemli bir tartışmayı açtığını da söyleyebiliriz. Hatırlayın; "Kürtçe TV" ve "Kürtçe öğretim" konularına ilişkin gelişen tartışmada, soruna en soğukkanlı yaklaşanlar bile bu alanlarda tanınmasını istedikleri hak ve özgürlüğün yalnızca "bireysel hak" olarak anlaşılması gerektiğini ısrarla belirtmiyorlar mıydı? Bu "liberal" çevrelerin "bireysel hak" kavramı karşısına koydukları ve kaçınılması gerektiğini vurguladıkları hak ise "kolektif hak" değil miydi? Oysa şimdi açıkça görüyoruz ki, Cumhurbaşkanı, "Kürtçe" bahsine girmese de, ifade özgürlüğünü ve onu tamamlayan basın özgürlüğünü bir "kolektif hak ve özgürlük" olarak tanımlamaktadır.

Bakalım ilerdeki tartışmalarda Cumhurbaşkanı''nın bu görüşü hatırlanacak mı?

Yerimiz çoktan tükendiği için, bir hususu sadece hatırlatmakla yetineceğim.

Hürriyet''ten Cüneyt Ülsever, Cumhurbaşkanı''nın gerekçelerini eleştiren 21 Haziran tarihli yazısında haklı olarak bir noktaya (yazıda zaten haklı olarak "tek bir nokta"ya işaret edilmiş!) işaret ediyor: "Haklı çıkar sözünü ilk defa duyuyorum. Bunun propagandası nasıl yapılır, hiç anlamadım." Ülsever, bu noktada çok haklı...

Cumhurbaşkanı''nın yasada yer alan "Haksız çıkar" gibi karanlık bir ifadenin açılmasını istemek yerine, bu ifadenin "karşıt kavramı" olarak "Haklı çıkar" ifadesini (kavramı?) türetmesi gerçekten şaşırtıcı...

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026