
DTK''nın “demokratik özerklik” ilanının sonunda yer alan çağrı hak ettiği ilgiyi görmemişti nedense. “Demokratik özerlik”in uluslararası camia tarafından kabulüne yönelik bir çağrıydı bu. Bu çağrı -bence de- bu Kürt siyasal hareketinin “zaman” mefhumunu yitirdiğinin işaretlerinden birisiydi.
Konuya ilişkin beklediğim yazıyı Dilek Kurban (Radikal, 21 Temmuz 2011) kaleme aldı. Sözünü ettiğim “çağrı” konusu Kurban''ın “Kürt hareketinin göremediği” başlıklı yazısında ciddi biçimde incelenmiş. Kurban, yazısını şu cümleyle noktalıyordu: “Ancak geçen günlerde DTK''nın demokratik özerklik ilan ederken uluslararası kurumlara bu özerkliği tanımaları çağrısında bulunması, Kürt siyasi hareketinin bu yeni durumu yeterince tahlil etmemiş ve/ya kabullenmemiş olduğunu gösteriyor.”
Kurban, yazısının ilk bölümünde bugün BDP ve PKK ile temsil edilen siyasi hareketin 90''lı yıllarda uluslararası kurumlar ve kamuoyu tarafından -haklı olarak- nasıl ciddiye alındığını özetliyor. O dönemde “devletin bütün kurumları Kürtlere karşı öylesi bir topyekûn saldırı ve baskı içerisindeydi” ki, söz konusu hareketin uluslararası kurumlar ve Batı kamuoyunda bu dehşeti ifşa etmek amacıyla yaptığı çalışmalar tabii olarak olumlu karşılık buluyordu. 90''lı yılların ortalarında Almanya''nın bir şehrin en işlek caddesinde açılan fotoğraf sergisinin gelen geçenleri nasıl dehşet içinde bıraktığını hatırlıyorum... Görüntüler Güneydoğu''dandı ve bu fotoğrafları gören bir Almanın bundan böyle Türkiye''nin Kürt sorunuyla ilgili nasıl bir tutum takınacağını tahmin etmek zor değildi.. Şurası muhakkak ki, Kürt siyasal hareketi Avrupa başta olmak üzere Batı kamuoyu ve uluslararası kurumlarla ilişkisini son derece başarılı biçimde yürüttü. (“Türk Dışişleri”nin Batı basınında Türkiye aleyhine yayımlanan yazı ve haberleri protesto etmek için kendileri tarafından kaleme alınmış bir metni çoğaltarak ilgili gazeteye göndermeleri için Türkiyeli göçmenlere dağıtmakla meşgul olduğu bir dönemden söz ediyoruz!) Zaten dikkat edecek olursanız, Kürt siyasal hareketinin “kadın hakları” konusunda oluşturduğu politika da özellikle bu ilişkinin bir ürünüdür. (Batı kamuoyu ve uluslararası kurumlar ile kurulan bu ilişkinin zamanında Türkiye''deki siyasi çevreler ve medya tarafından nasıl bir dil ile yorumlandığını da hatırlayabilirsiniz.)
Kurban''ın bu sürece ilişkin dikkat çektiği bir husus özellikle önemli: “O süreçte Kürtlerin hem Türkiye''de hem yurtdışında yaptıkları siyasetin temelinde hukuk, özel olarak da uluslararası hukuk yatıyordu. Bu, aslında bir tercihten çok bir zaruretti.” Zaruretti, çünkü Batı''nın anlayacağı-benimseyeceği bir dil ile konuşmazsanız kim dinler sizi?
“Kürtlerin mazlumluğu gibi Türkiye devletinin zalimliği”nin şüphe götürmediği yıllara ilişkin bir dayanışmaydı bu kısaca.
Kurban''ın yazısının ikinci bölümünde, Türkiye''nin bugün genel olarak insan hakları ihlalleri, özel olarak “Kürt sorunu” çerçevesinde yunmuş yıkanmış bir görüntü vermemesine rağmen sözü edilen döneme kıyasla çok değiştiği hatırlatılıyor: “...en önemlisi Kürtlerin siyaset yapmaları önünde yapısal engeller mevcut. Ancak uluslararası kamuoyu açısından ne devlet 90''lardaki kadar zalim ne Kürtler o dönemdeki kadar mağdur.” Dolayısıyla, “Bugün başta Avrupa kurumları olmak üzere uluslararası örgütlerin Kürt meselesinde kategorik olarak Kürtlerin yanında ve Türkiye devletinin karşısında yer almasını beklemenin ''gerçekçi'' olmadığını görmek gerekiyor.”
Benim de katıldığım doğru bir analiz bu. BDP-PKK siyasi hareketine “zaman”ı ve dolayısıyla değişimi unutmamak gerektiğini hatırlatıyor. Bir dönem “hukuk ve özel olarak da uluslararası hukuk” çerçevesinde tesis edilebilmiş bir dayanışmanın-kabulün bugün karşımıza çıkarılan “Demokratik Özerklik Bildirgesi”nde sıralanan “hayaller” ile ne ilgisi var? Uzunca bir zamandır “parlamenter sistem”de karar kılmış Batı''ya bugün “komünler”den, emredici vekaleti çağrıştıran temsil sisteminden ve kötülüklerin anası olarak sunulan “kapitalist modernite”den nasıl kurtulmak gerektiğinden söz ederseniz kim dinler sizi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.