“Kalır dudaklarda şarkımız bizim...”

12:3918/07/2017, Salı
G: 17/09/2019, Salı
Leyla İpekçi

15 Temmuz gecesi kendini feda etmeye çıkanlar arasında gazi olan bir kardeşimiz anlatmıştı. Darbeyi başlatan askerlere ilk müdahale eden gruplardan birindeydi. Darbenin başarılı olacağını varsayan emniyet görevlileri askere müdahale etmeye çalışan vatandaşları püskürtmek için şöyle diyormuş:“Sizi gidi ordu düşmanları, hain misiniz! Çabuk askerin yakasından düşün, rahat bırakın onları.” Hatta böyle diyerek ne olup bittiğini anlamaya çalışan halkı da onlara karşı kışkırtmaktalarmış o ilk anlarda.Tankın

15 Temmuz gecesi kendini feda etmeye çıkanlar arasında gazi olan bir kardeşimiz anlatmıştı. Darbeyi başlatan askerlere ilk müdahale eden gruplardan birindeydi. Darbenin başarılı olacağını varsayan emniyet görevlileri askere müdahale etmeye çalışan vatandaşları püskürtmek için şöyle diyormuş:



“Sizi gidi ordu düşmanları, hain misiniz! Çabuk askerin yakasından düşün, rahat bırakın onları.” Hatta böyle diyerek ne olup bittiğini anlamaya çalışan halkı da onlara karşı kışkırtmaktalarmış o ilk anlarda.

Tankın üzerine kararlılıkla yürüyen, kurşunlara vücudunu siper ederken korkmayan insanlarda nasıl bir kudret oluşmuştu o gece. Kalplerine konan bir bilgiyle hareket etmişler, baştan aşağı meleke kespetmişlerdi.

Kırk yıldır hazırlık yapan örgütün çok kanlı ve küresel tuzağını bir an içinde rahat koltuklarından fırlayıp pijamayla terlikle sokağa çıkan sıradan insanlar, silahsız siviller canları pahasına bozuverdi.

Ne müthiş bir ibret. Almak isteyene.



15 Temmuz’un yıldönümünde 34 şehidin verildiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki anma etkinliğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıktı. Henüz konuşmaya başlamadan önce, kamera onu kürsüde birkaç uzun saniye boyunca görüntüledi.

Şehitlerin ismi okunuyor, burda burda sesleri yükseliyordu topluluktan. Gözleri dolu doluydu Cumhurbaşkanı’nın. Bir an protokolde oturmakta olan Emine hanıma odaklandı kamera. O da kocasına kilitlenmiş, gözyaşı döküyordu birlikte.

Çoluk çocuk torun tüm ailecek korkunç bir bombardımandan dakikalarla kurtulmuşlardı. Onların hayatının kurtulması şahsi bir kurtuluş değil, Türkiye’nin darbe ve işgalden kurtuluşunun temsili olacaktı. O gece kendi kanlarını akıtanlar bu millete can verdi, dirilişimizin ruhu oldular.

Nitekim Tayyip bey konuşmasına bunun altını çizerek başladı: “Şehitlerimizin emaneti kıymetli kardeşlerim, değerli gazi kardeşlerim!” Evet bugün buradaysak, coşkuyla kutluyorsak demokrasi bayramımızı, şehitlerimizin bize emanet ettiği bir hayatı sürdürdüğümüz içindir. Yoksa karanlık uzadıkça uzayacak, sonu gelmez bir zulmet içinde dağılıp gidecektik.



15 Temmuz direnişinden sonraki günlerde, her gece başka başka meydanlarda nöbet beklediğimiz günlerden birinde bir klip dolaşmaya başladı sanal alemde. “Şarkımız bizim.” Necip Fazıl’ın bu şiirine Erdoğan’ın verdiği ses, o gecenin dehşetini iliklerinde hisseden ve bu şanlı direnişin kıymetini bilenlerin gönül telini titretmeye yetmişti. Hepimizin nefesiydi o.

“Kırılır da bir gün bütün dişliler. Döner şanlı şanlı çarkımız bizim.

Gökten bir el yaşlı gözleri siler. Şenlenir evimiz barkımız bizim. Yokuşlar kaybolur çıkarız düze. Kavuşuruz sonu gelmez gündüze. Sapan taşlarının yanında füze. Başka alemlerle farkımız bizim.”

Bir arada yaşayan yığınların kuru kalabalık, tanımsız yığınlar değil de bir millet olduğunu müjdeleyen bir şarkıydı bu şiir. Biz denilen bir şey varsa, ancak gönül bizliğiydi bu. Meydanlarda elimizdeki bayrağın maneviyatı kuşatmıştı yeri göğü. Hiçbir siyasi, sosyal, iktisadi tanzime gelemeyen can birliği. Irksal göndermesi olmayan, ruhani, metafizik bir Türklük.

Bayrağımızdaki hilal’in ebced değeri 66; yani Cenab-ı Allah’ı, yıldız ise Arabi hat ile Muhammed (sas) lafzını simgeliyor. Ama, ikisi bir araya gelince ayetteki kavseyn sırrını remzediyor asıl. Çok kabaca söylemek gerekirse, bir olmayı. Vahdet ehlinin şifresi. Tevhid. Sen ben / ben sen olmanın sırrı. İşte tüm varlığı kendinde cem ettiğin o birlik anında, remizler açılır, bayraktan kelimei-i şehadet lafzı çıkar.

İmdi bu yakîn hal ile bir nebze olsun anlamış olmalıydık şehitlerin neye şahit olduğunu. Oysa gündelik küresel dilde bunun karşılığı “yine mi şehitler, yine hamaset yapıyorsunuz” olup çıkıyor. Vatan deyince gönül’ü, sultan deyince sevgili’yi -ki aynada senin hakikatindir o- kast ettiğini anlayamayan, düşünemeyen, teslim olamayan, inanmayan, güvenmeyen.... Ama bildiğini sanan... Her kim, eline bayrak aldığında, evet şirk koşuyordur, ırkçılık taslıyordur vesselam!



“Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman. Görürler nasılmış neymiş kahraman.

Yer ve gök su vermem dediği zaman. Her tarlayı sular arkımız bizim.”

İşte biz de 15 Temmuz’un yıldönümünde Çengelköy ile köprü arası bir yerde, gözlerimiz yaşlı, şarkımızı inliyorduk sessizce. Sevmenin bedeli vardı. Ödüyorduk. Erdoğan konuşuyordu bir yandan:

“Fetö’cülerin karşısına dikilenlerin elinde silah mı vardı? Bugün olduğu gibi bayrağı vardı ama çok daha etkili bir silahı vardı; imanı vardı. Akif ne diyor; İmansız olan yürek sinede paslı bir yüktür. Milletimiz o gece imanıyla dünyanın en modern silahlarına galebe çaldı. Tekbirle tankın üzerine gideni kim eser edebilir? Sağında solunda onlarca kişi şehit düştüğü halde geri dönmeyeni kim durdurabilir? Kendisine geri dön çağrısı yapana; “bugün ölmeyeceksek ne zaman öleceğiz” cevabını verene kim zincir vurabilir? Şu köprünün dili olsa da o geceki kahramanlıkları anlatsa.”



Yaşadığın yerin bir toprak parçası değil, vatan olduğunun ispatı sevmekten geçiyordu. Şu ayağını uzattığın sehpayı, şu çay bardağını, şu serin yaz ikindisini, şu usandıran trafiği, şu çile doldurduğun uzayan kuyrukları, habire tartıştığın yan komşunu.. Vatan, sevdiğin her şeydi. Rızayla yaptığın yuva. Sana ait olduğunu sandığın hiçbir şey kalmayana dek vermekti sevmenin ispatı. Canının bile sana ait olmadığının şuuruydu. 15 Temmuz direnişçilerine bu yüzden sevgili dedim. 15 Temmuz aşıkları. Gönüllüleri.

Ama vatanını, geleceğini, geçmişini, komşusunu, sokağını, şarkısını sevemeyenler, nefretle hakaretle, kibirle, küçümsemeyle kendine ihanet edenler hep zulmette kaldı. Sevebilenler kavuştu, hemhal oldu, nur oldu. Bir oldu.

“Gideriz nur yolu izde gideriz. Taş bağırda, sular dizde, gideriz.

Bir gün akşam olur, biz de gideriz. Kalır dudaklarda şarkımız bizim.”
#15 Temmuz
#Leyla İpekçi Yazıları
#Yeni Şafak Köşe Yazıları