
Hiç bir şeyin garantisi yok, hayat olumlu ve olumsuza açık sürprizlerle dolu.
Dünya ve içindekiler bir oyundan, bir uğraştan, bir imtihandan ibaret.
Faninin baki ile imtihanı...
Ne kadar da çok sınanırız bu alemde.
Günde kaç kere düşer-kalkar duygularımız, yer değiştirir düşüncelerimiz.
Ruhumuz huzura kaçar, huzur ruhumuzdan kazar buralarda.
Gel-gitlerimiz çoktur bizim.
Türlü türlü haller gelir başımıza.
Acizdir insan.
Muhtaçtır.
Yetmez çoğu zaman kendine.
Tamamlanmak ister.
Ve buna rağmen kibirlidir insan.
Yanlız değil insan.
Önce var edilip sonra da başı boş bırakılmış da değil. Varlığa hayat veren, geçmiş ve geleceğe, zamana, mekana, eşyaya hükmü geçen Kudret-i Ezeli''nin gözetimi altındadır insan. Onun sonsuz ilim, irade, hikmet ve kudret aleminin dışında kalan hiçbir şey yok.
Bu geniş alemde insanın insanla, insanın tabiatla, insanın Allah''la münasebeti var. Her biri özel ve kendi derinliğinde gelişiyor.
Bugün yoğunlaşmak istediğim konu insanın insanla münasebeti.
Her münasebetin bir imtihan olduğunu bilirim. İnsan ki, karmaşık ve derin bir varlık, zor anlaşılır. Meçhulleri çoktur insanın. Onu mutlak anlamda ancak yaratan bilir. Bir nazarla, bir kelamla anlaşılma basitliğinde değiliz hiç birimiz.
Tam bu noktada bir sorum var:
İnsan insanın ne işine yarar?
Kendime yönelttiğim sorularımdan biridir bu.
Soru basit olsa da, cevabı karmaşık, derinlerde.
Hayatı insanla yaşıyoruz, içimizdeki ışıkları insanla yakar, karanlıkları da onun peşine takılarak düşeriz.
Bu perdede insan önemli bir aktör.
Şu meşakkatle dünya hayatının ilk anında bir insan karşılıyor bizi, fani hayattan yükümüzü alıp giderken de insanlar uğurluyor bizi.
İnsan, hep var hayatımızda.
Kimine kötülük eder, kimine iyilik ederiz. İyiliği de kötülü de içinde taşır insan.
Kiminin gözlerinden, kiminin yüzlerinden dalarız hayata. Hayat ki bizi alır, bin bir cendereden geçirir, yaşanmışlıkları daha yaşamadan öğretir.
Bin türlü insan çıkar karşımıza, kimi dosttur, kimi düşman, kimi sever, kimi nefret eder. Ve yüzlerce ton vardır. Bizde de her duygunun bir karşılığı bulunur. Tahriklere, kışkırtmalara rağmen iyi ile kötüyü, yapıcı olan ile yıkıcı olanı ayır edip kendimize yakışan duyguyu, davranışı, düşünceyi seçmektir marifet.
Gerçek şu ki insan insanın imtihanıdır.
Seni iyiye de götürür, kötüye de.
Kimi insanlar nefsimizi besler, kimi insanlar vicdanımızı.
En uzak düşmanlarımız gibi, en yakın dostlarımız da aynı derecede imtihandır bizim için.
Öfke gibi sevgi de insana ait güçlü duygulardandır ve çok hızlı harekete geçerler.
Kimi insanlar varlıklarıyla, bizi mutedil olmaya çağırırlar.
Onlarla buluşmak, konuşmak bizdeki “gerçek istikamet” duygusuna vurgu yapar, o ana kadar bize aşılmaz görünen engeller düzleşir.
Bazı halleri zıtlıklardan öğreniriz biz.
Bir hastaya baktığımızda, sağlığımıza şükreder, içinde bulunduğumuz zenginliği idrak ederiz. İdrak ufkuna dokununca, gafleti dağıtır musibetler.
Dünyayı fani bilmiş, başına gelen kötülükleri nefsinden, iyilikleri ise Allah''tan bilerek, ihlas ve tevekküle ermiş insanların hali; bizde bir iç sorgulamaya, duygu ve düşüncede büyük hesaplaşmaya yol açarak, hedere giden ömrün istikametini değiştirir. Orada ses ve söze ihtiyaç yoktur, hal dili her şeyi anlatır, vicdanımız derinden sarsılır ve aşkla bir diriliş arzusuna kapılır. Büyük pişmanlıklarla yanan vicdan, iradeye kuvvet olur ve insan düşerken kurtuluşa doğru kanat çırpar.
Burada da elimizden tutan bir başka insandır.
İnsan insanın ne işine yarar sorusu hep canlıdır.
İnsan insan için imtihandır. Bu imtihan içinde her defasında nice fırsatlar vardır.
Bazı insanların imtihanı biz oluruz.
Fakat en iyisi insanların imtihanı olmak yerine, insanların fırsatı olmaktır. Bu da bir miktar elindedir insanın.
Dedim ya hayat sürprizlerle dolu.
Akıbetimizin ne olacağı, yarın neyle karşılaşacağımız, nelerle imtihan olacağımız meçhuldür.
Bu hayatta başı belalarla dolu insanın yanında olmak gerek.
Elinden, dilinden herkesin emin olduğu, mutlak iyinin terbiyesini alarak tanıdık-tanımadık insanın yanında belirmektir bize yakışan.
Darda kalana koşmak, düşene el uzatmak…
Kederlinin kederine, ağıt yakanın ağıtına eşlik etmek…
Düğünü olanın düğününe, neşe ve sevincine ortak olmak…
Sen ki bekleme, “ben darda kaldığımda kim geldi ki” diye sayma. İyilik matematiksel bir şey değildir.
Sana yapılmayan iyilikleri düşünüp o tarihi fırsatları kaçırma. Çevrene dikkat kesildiğinde göreceksin ki, alem adeta senin iyilik yapman için tasarlanmış durumda.
Düşün; kaç kişinin aklına “bir çare olarak” gelirsin.
Kaç kişi “muhtaç” olduğunda senin kapını çalma cesaretini-sevgisini bulur gecenin bir yarısında.
Allah kainatı yarattı ve içinde bizi birbirimizle sınava tabi tutuyor.
Tek sınav bu değil ama birbirimizle sınav gerçeği de hiç değişmeyecek.
Netice itibarıyla her şey insan için ve insanın hatalardan, yanlışlardan, günahlardan arınması için.
İnsan nimettir insan için.
Her nimet ki kendi cinsinden bir şükür ister.
En tehlikeli düşmanımız da insandır, en iyi dostumuzda insan.
Ve biz severiz düşmanımızı da dostumuzu da.
Çünkü biliriz ki o bir perdedir ve perdenin gerisinde bir büyük kudrettir her şeye hükmeden.
Kötü değildir insan.
Bir büyük düşünürün dediği gibi; kainatta kötü diye bir şey de yoktur.
Bir şey ya bizzat güzeldir ya da neticesi itibariyle güzeldir.
İnsan için gerçek kötülük ve felaket, yoktan var edeni, nimet vereni, imtihan edeni unutmaktır. Varsa bir kötülük sebeplere takıla kalıp gerçeğe körleşmektir.
İnsan ki bazen gerçek bazen de sebeptir.
“Allah''ın has kulları” için gerçek ayan beyandır, fıtratı iyiliğe demirlemiş her bir insan da ona yardımcıdır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.