Yazarlar Afganistan, Talibanizm ve AK Parti

Afganistan, Talibanizm ve AK Parti…

Mehmet Metiner
Mehmet Metiner Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

ABD’nin çekilmesiyle beraber Afganistan’da Taliban’ın iktidara geleceğini öngörmek için kahin olmaya gerek yoktu.

Beklenen oldu.

Taliban’ın iktidarıyla birlikte Talibanizm de tekrar gündemimizin baş köşesine oturdu.

Bu çerçevede Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Taliban ile ilişkileri organizeli bir şekilde gündeme taşındı.

Erdoğan zihniyeti ile Taliban zihniyeti arasında özdeşlik ilişkisi kuran malum odakların eş zamanlı tedavüle soktukları algı operasyonları tesadüf değil.

Afganistan ve Taliban üzerinden Erdoğan vurulmak isteniyor.

Dahası Erdoğan’ın liderlik ettiği Ak Parti hareketinin asıl duruşu çarpıtılmak isteniyor.

O yüzden bu süreçte iki önemli tavrın net bir biçimde ortaya konması Erdoğan/Ak Parti siyaseti açısından hayati bir öneme sahip:

Bir: AK Parti’nin dini bir devlet ideolojisine dönüştüren Taliban gibi hareketlerle zihni/siyasi hiç bir alakasının olmadığını/olamayacağını, demokrasinin ve özgürlükçü laiklik anlayışını esas alan dini ve milli değerlerle mütenasip muhafazakar demokrat anlayışın sadece Türkiye için değil İslam dünyası içinde olmazsa olmaz bir öneme sahip olduğunu yüksek sesle dile getirmesi. Bu duruş, en başından itibaren zaten AK Parti’nin üzerine oturduğu ana ilkesel duruşu oluşturuyor.

İki: Türkiye’nin Afganistan’da var olmasının iktidardakilerden bağımsız olarak ne denli büyük bir önem taşıdığının iyi anlatılması. 1921’deki Türkiye-Afganistan ittifak sözleşmesi çerçevesinde ayrıca uluslararası ve bölgesel denklemler açısından Türkiye’nin orada bulunmaklığının anlamı ve gereği esaslı bir şekilde anlatılmalı.

Elbette devlet üzerinden kendi dini anlayışını ve hayat tarzını herkese dayatmayı öngören Talibanizm’e karşı olmak ile Taliban’ın iktidarda olduğu Afganistan ile derin ve köklü ilişkiler sürdürmek tamamen farklı değerlendirilmesi gereken iki ayrı başlıktır. Devletlerin birbirleriyle ilişkilerini zihniyet ayniliği üzerinden okumak veya oturmak yanlış olur.

Bunun iyi anlatılması bence gereklidir. Aksi takdirde Taliban Afganistan’ıyla geliştirilecek ilişki içerde Ak Parti’nin algısını bozmaya yönelik başka bir operasyonun malzemesi haline dönüştürülebilir.

Bu geçiş sürecinde kullanılacak dil ve ortaya konulacak siyasalar konusunda dikkatli olmak lazım.

İktidara/Erdoğan’a yakın kimi isimlerin “Taliban’ı yanlış tanımış olabiliriz” biçiminde bir anlamda Taliban güzellemesi içeren yaklaşımları korkarım ki Taliban üzerinden Erdoğan’ın/Ak Parti’nin duruşunu bozmaya çalışanların değirmenine su taşıyacaktır.

Taliban ve yönetimine dair söz sarfederken ayrıca bin düşünmek gerek. Zira buradan başka tuzaklar için alan açılabilir. Başka bir deyişle bu konuda söylenen sözler ve ortaya konulan siyasalar, başka sorunların çözümü bahsinde de emsal olarak gösterilebilir. Açıklayayım.

Taliban düne kadar terör örgütü olarak bilinirdi. Bugün ABD ve AB üyesi ülkelerin görüşüp müzakere yürüttüğü bir hareket konumunda. Ilımlı ve mutedil bir yönetim oluşturması halinde de yönetim olarak meşruiyetinin tanınacağı söylenen bir iktidar gücü artık.

Afganistan’ın iç barışı ve istikrarı için dün terör örgütü olarak kabul edilen Taliban’ın meşru bir yönetim gücüne yükseltilmesi önemle not edilmelidir. Kuşkusuz Türkiye’nin Afganistan’daki düzenin tesisi konusunda sağlayacağı katkı ne kadar önemli ve gerekliyse bu süreçte oynayacağı rolün yarın bir bumerang gibi dönüp kendisini vurabileceğini de hesaba katan derin bir siyasal aklı kuşanması elzemdir. Sözgelimi Suriye’deki sorunun çözümü konusunda PKK’nın da bir aktör olarak kabul edilmesi önerisi gibi. Esed’le doğrudan masaya oturulması gibi. Buna Türkiye’nin başta PKK ve FETÖ olmak üzere başka sorun başlıklarının dahil edilmeyeceğinin garantisini kim verebilir?

Taliban’la sorun çözmek mümkün ise niçin başkalarıyla da konuşulmasın biçimindeki bir bakış açısının yarın Türkiye’ye dayatılmayacağını, içeride de bu söylemin o birilerince kullanılmayacağını varsaymak bence siyasal bir körlük anlamına gelir.

Taliban’ın iktidara geleceğini bile bile ABD Afganistan’dan çekiliyor ama nedense DEAŞ tehdidi gerekçesiyle Suriye’de varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bu durumda ABD ya Taliban’ı DEAŞ gibi bir tehdit unsuru olarak görmüyor ya Taliban iktidarına henüz bilmediğimiz bir anlaşma karşılığında yeşil ışık yaktı ya da Taliban sorununu başka ülkelerin kucağına bilerek bıraktı. Ya da Suriye için öngördüğü doğrudan Türkiye’nin gücünü ve birliğini hedef alan, son kertede de Erdoğan liderliğini alaşağı etmeyi amaçlayan bir başka oyun planı içinde.

İşin içinde Erdoğan’ı devirmeyi ve Türkiye’nin gücünü kırmayı kendisine amaç edinmiş bir ABD yönetimi varsa akla gelebilecek tüm senaryoları masaya yatırmak gerekir elbet.

Taliban’ın ABD askeri gücünü tek başına yendiği iddiası, kocaman bir yalandan ibarettir. Taliban’ın arkasındaki güç odakları bu yenilginin asıl önemli aktörleridir. Bu söylediğim ABD’nin askeri olarak yenilmediği/yenilmeyeceği anlamına gelmiyor. Demek istediğim şu: Taliban’ın gücünü sadece Taliban’dan ibaret bilmek büyük bir yanılgıdır. Ayrıca bu olguyu bizdeki Milli Mücadele hareketinin bir benzeri biçiminde okuyup adeta Taliban’ı takdis etmek de bir başka yanılgıdır.

Taliban, bugün bölgedeki ABD-Çin-Rusya-Hindistan-Pakistan güç kavgasından bağımsız değerlendirilebilecek bir olgu değildir. Unutmayalım: Sovyet iktidarına karşı Taliban dün ABD’nin besleyip büyütüp kullandığı bir güçtü.

Taliban değişir mi? Bekleyip görmek lazım. Şimdiden bir öngörüde bulunmak erken ve yanıltıcı olur.

Şimdiden Taliban’ın değişebileceği varsayımı üzerinden güzelleme yapmak ne kadar yanlış ise Taliban üzerinden Afganistan sınırlarını aşıp Türkiye’nin içine Talibanizm tartışmasını taşıyıp Erdoğan düşmanlığı yapmak da bir o kadar yanlış ve zararlıdır.

Bilinsin ki Erdoğan’ın zihniyeti/din anlayışı, Talibanizm’in panzehiridir.

Kıymetini bilmek lazım.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.