
Ortadoğu'nun en dikkat çekici anlatıları Bağdat'a dayanıyordu. Zira büyük istilalar burada yaşanıyor, büyük zaferlere tam da burada tanıklık ediliyordu. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen şehirde pek bir değişiklik yoktu. O eski ihtişam hep devam etmişti. Öyle ki hurma ağaçlarının renklendirdiği şehirde acılar, umutlar, aşklar ve daha pek çok şey dipdiriydi. Tanıklık ettiğim hikayede de bu böyleydi: Onlar ve Abdülkadir Geylani.
Onlar, kimdi bilmiyorum. Ama aradıkları yere epey zahmet çekerek geldikleri anlaşılıyordu. Türbe tüm heybetiyle karşılarındaydı: Abdülkadir Geylani Türbesi…
Bense durumdan habersiz onlarla aynı yollardan geçiyor, aynı sokakları arşınlıyordum. Neredeyse her binanın üzerinde yükselen Hz. Ali posterleri ve birkaç yıl öncesine kadar izi dahi görülmeyen semboller karşısında şaşkınlığımı gizleyemiyordum. Sonra büyük bir heyecanla önce İmam Ebu Hanife sonra da Abdülkadir Geylani Türbelerine girdim. Sanki mistik bir rüyanın içindeyim.
Genelde modern dünyaya; özelde ise Japon turistlere özgü bir ruh hali ile türbede geçen her anın fotoğrafını çekmeye başladım. Birkaç fotoğraftan sonra türbenin hemen yanında, Hindistan asıllı olduğunu düşündüğüm iki adamla karşılaştım. İkisi de ayakta duruyor, huşu içerisinde bekliyordu. Saygısızlık ettiğimin farkındayım; ama bu anı birkaç fotoğraf karesiyle ölümsüzleştirmek istiyordum.
Adamlar fotoğraflarını çekerken hemen yüzlerini kapatmaya çalıştı. Utancım bir kat daha artmıştı. Derin bir rüyanın içinde rahatsız edilmek istenmiyorlardı sanki. Etraftakilere onların kim olduklarını sormaya başladım.
Biri, onların Hindistan'dan gelen Kadiriler olduğunu; saatlerdir türbede ayakta durduklarını, Abdülkadir Geylani'ye hürmeten yüzleri türbeye yönelik beklediklerini, saygıdan oturmadıklarını ve muhtemelen de saatlerce ayakta kalacaklarını söyledi. Ayrıca söz konusu kimseler edindiğim bilgiye göre her sene düzenli olarak bu dönemlerde türbeye gelmekte ve Abdülkadir Geylani'nin türbesinin Bağdat'ta olmasından dolayı şehre girdiklerinde ayakkabılarını çıkarıp yalınayak dolaşmaktaydılar.
Duyduklarım karşısında şaşkınlığım artıyordu sonra bu şaşkınlık yerini hayranlığa bırakıyordu. Onları içtenlikle gözlemlemeye devam ettim. Bir süre sonra yorgunluğuma yenik düşerek bir köşeye çekildim. Fakat onlarda değişen bir şey yoktu, kıpırdamadan beklemeye devam ediyorlardı. Uzun bir bekleyişin ardından son kez onlara baktım ve türbeden çıktım.
Her anı hafızama kazınan bu olay, uzun bir süre gözümün önünden gitmedi. Elbette fotoğraf makinamla yaptığım saygısızlık affedilemezdi; ancak derin suçlamaların bir sonu yoktu sanırım.
Bu olayı gözlemleyenlerin kimine göre söz konusu bekleyiş yahut cezbe hali bir şirk, kimine göre ise Allah aşkının en safi haliydi; ancak benim gördüğüm şey basit bir adanmışlık ya da içten bir aşk hikayesinden başkası değildi.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.