Afet Ilgaz’a rahmet…

04:0018/01/2015, Pazar
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Kavga ederek başlamıştı Afet Ilgaz’la tanışıklığımız.1994’te Yeni Şafak’ta yazdığım ‘günlükler’ konulu bir yazıma verdiği cevabı makul görmeyip, ona karşılık vermiştim.Ortak dostlarımızdan ‘Eleştirmek için değil, genç yazarlarla diyalog kurmaya vesile olur diye biraz takılmıştım’ şeklindeki serzenişlerini duyunca, telefonla arayarak hakkını helal etmesini istirham etmiştim. ‘Beni üzdünüz, kızımı da ağlattınız ama yine de hakkımı helal ediyorum’ diyerek karşılık vermişti.Yeni Türk Edebiyatında Öykü’nün

Kavga ederek başlamıştı Afet Ilgaz’la tanışıklığımız.

1994’te Yeni Şafak’ta yazdığım ‘günlükler’ konulu bir yazıma verdiği cevabı makul görmeyip, ona karşılık vermiştim.

Ortak dostlarımızdan ‘Eleştirmek için değil, genç yazarlarla diyalog kurmaya vesile olur diye biraz takılmıştım’ şeklindeki serzenişlerini duyunca, telefonla arayarak hakkını helal etmesini istirham etmiştim. ‘Beni üzdünüz, kızımı da ağlattınız ama yine de hakkımı helal ediyorum’ diyerek karşılık vermişti.

Yeni Türk Edebiyatında Öykü’nün kendisiyle ve ‘Ölü Bir Kadın Yazar’ adlı öykü kitabını adadığı Mübeccel İzmirli’yle ilgili bölümlerini çalışırken, belge ve bilgi edinmek için görüşmek istemiştim. İstanbul’a geldiğim bir gün Melek Paşalı, Şeniz Yıldırımer ve Muhammet Çiftçi ile birlikte Kocamustafapaşa’daki evine gittik. Büyüklük gösterip yazı kavgamızdan hiç söz açmamıştı. Kendi yazarlık anlayışıyla ilgili kaynakları belirtmekle ve kimi sözlü bilgileri vermekle kalmamış, Mübeccel İzmirli’nin kendisinde bulunan evrak-ı metrukesini de bana teslim etmişti.

Duyduğu bu güvenden güç alarak kendisini o günlerdeki ikamet yerim olan Mersin'den de telefonla sıkça aradığım gibi, yolum İstanbul’a düştükçe ziyaret etmeye de başladım. Bu ziyaretlere tanışmamıza kendisinin vesile olduğu Ayşe Kara da katılınca edebiyat sohbetlerimiz yazıya yıllarını vermiş bir yazarın tecrübelerine tanıklığımızla zenginleşmiş ve kavga ile tanıştığım Afet Ilgaz benim için giderek bir ‘abla’ olmuştu.

Hakkında akademik araştırma yapanları, yazı tecrübesinden yararlanmak isteyen kimi edebiyat sevdalılarını bana yönlendirmeye başlamasıyla hem diyaloğumuz hem de dostluğumuz zaman içinde daha da güçlendi.

Afet Ilgaz yazı hayatına Nihat Sami Banarlı’nın teşvikiyle Edebiyat Fakültesi’ndeyken başlamış, mezun olduktan sonra ona ödül de kazandıran bir romanla yazarlıkta karar kılmıştı. Edebiyat ortamını ’50 Kuşağı’nın belirlediği o günlerde okul arkadaşı Adnan Özyalçıner, Nezihe Meriç, Leyla Erbil vd. genç yazarlarla birlikte söz konusu ortama dahil olmuş ve dolayısıyla kendisini Sol’da konumlamıştı.

Bizim tanıştığımızda ise onlarla siyasi bağı kopmuş ve tek başına Müslüman çevreye dahil olmuştu.

İlginç olan şu ki, Afet Ilgaz adlarını zikrettiğim yazarlar başta olmak üzere Sol’daki arkadaşlarını kendisi terk etmemiş, doğrudan onlar tarafından terk edilmişti.

Evet Müslümanlığı seçmişti, bunu gizlemiyordu ancak şu hususa dikkat çekiyordu: ‘Ben Solcu iken de Müslümandım, sadece mahalle kültürünün, halka mahsus inanç değerlerinin, hassasiyetlerin önemini bilmiyordum; bunları fark etmekle halkı halk yapan şey olarak dinin önemini daha fazla, daha bilinçli olarak kavradım ve halka katıldım.’

Kendisini de bir ‘halk hikayecisi’ olarak gören Afet Ilgaz, gündelik hayatını halk içinde sürdürürken arkadaşlarını eski ve yeni diye ayırmıyor, örneğin hemen her görüşmemizde benden Adnan Özyalçıner’in sağlık bilgilerini sual ettiği gibi, bizim çevreden bir yazarı da sual ediyordu.

Yanlış hatırlamıyorsam en son 2010 Mayıs’ında Sibel Eraslan ve Ayşe Kara ile birlikte ziyaret etmiştik Afet Ilgaz’ı. İdeal bir vasat olarak gördüğüm söz konusu halk anlayışından hakçılığa doğru evrilen bir tablo içinde durarak, devletin yapısıyla ilgili yeni düzenlemelerden kaygı duyduğunu söylüyordu.

O gün arkadaşlarla birlikte itiraz etmeden kendisini dinlediğimiz gibi, sonrasında yine onu kırmama hassasiyetiyle kendi adıma görüşme süresini uzatmaya karar verdim ama dünya telaşıyla ölçüyü kaçırdım.

Ayşe Kara, bana göre Afet Ilgaz’la çok daha özel bir bağa sahipti; ikametgahları da yakın olduğu için kendisiyle gerektiğinde hemen görüşebiliyor, ben de bu sayede bilgi ediniyordum. Bu bilgilenme beni fazla avutmuş olmalı ki, üç buçuk yılın nasıl bir hızla geçip gittiğini bile fark edemedim.

Yaklaşık bir ay önce uygun bir zamanda yine ziyaretine gidelim diye kararlaştırmıştık arkadaşlarla. Ecelin kendine mahsus kararı sair kararları iptal edermiş. Bizim kararımızın akıbeti de böyle oldu; musalli bir Müslüman oluşuna şahit olduğum Afet Ilgaz’ın vefat haberi birden her şeyin önüne geçti.

Evlatlarına, akrabalarına, dostlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Afet Ablam’a rahmet ve cennet mekan olsun.

twitter.com/OmerLekesiz
#Mübeccel İzmirli
#afet ılgaz
#nihat sami banarlı