Papa"nın derdi, aklın yanlışı

00:005/12/2006, Salı
G: 28/08/2019, Çarşamba
Özlem Albayrak

Papa''nın gelişine maaile sevindik. Terbiyeli olursak, imajımız düzelecek, Avrupa''dan ''aferin'' alacak, hatta ''dinlerarası diyalog'' yolunda adım atacaktık. Konuğu memnun etmenin sayısız faydaları vardı.Umulan faydalar sadır oldu mu bilmiyorum ama, Papa''nın gelişine ölümcül bir kıymet verenlerin gözden kaçırdıkları bir nokta var. O da şu; dinlerarası diyalogun, medeniyetler çatışması tezinin kendi karşıtını yaratacak kadar yaygınlaşması, doğu-batı sürtüşmesinin ivmesini, işi sıcak çatışmalara

Papa''nın gelişine maaile sevindik. Terbiyeli olursak, imajımız düzelecek, Avrupa''dan ''aferin'' alacak, hatta ''dinlerarası diyalog'' yolunda adım atacaktık. Konuğu memnun etmenin sayısız faydaları vardı.

Umulan faydalar sadır oldu mu bilmiyorum ama, Papa''nın gelişine ölümcül bir kıymet verenlerin gözden kaçırdıkları bir nokta var. O da şu; dinlerarası diyalogun, medeniyetler çatışması tezinin kendi karşıtını yaratacak kadar yaygınlaşması, doğu-batı sürtüşmesinin ivmesini, işi sıcak çatışmalara vardıracak derecede arttırması nedeniyle, öncelikle İslam-Hristiyanlık arasında vuku bulmasını bekleyenler havasını aldı. Papa, Katolik ve Ortodoks ihtilafını ortadan kaldırmak için buradaydı.

Ertuğrul Özkök, mahiyetini pek de bilmediği anlaşılan “kıyama durmak”tan ve bunun ne ince bir ruhani erdem ve jest olduğundan uzun uzun bahsetse de, bunun simgesel nezaketten öte bir anlam taşımadığı, ortak deklerasyonda İslam adının bir kez bile geçmemesinden anlaşıldı. Papa''nın derdi elbette “İslam''la barışalım, Ortadoğu''da insanlar ölmesin, Müslümanlara “terörist” demeyelim” değildi. Papa''yı buralara getirecek kadar üzen şey, ''Hristiyan dünyasının kötü gidişatıydı''. Deklarasyondaki şu ifade mesela: “Biz, özellikle de Batı dünyasında laikleşme, rölativizm, hatta nihilizmin yaygınlaşmasını göz ardı edemeyiz. Bütün bunlar, günümüz kültürlerine uyarlanmış İncil''in yenilenmiş ve güçlü bir şekilde gündeme getirilmesini gerekli kılmaktadır.”

Peki Papa birdenbire diğer hristiyan mezhepleriyle diyaloga geçme, ünsiyet tesis etme, arkadaş olma gayretine neden geldi? Çünkü, peşpeşe patlayan haberler, Avrupa''da, papazların, cinsel taciz suçuyla yargılandığı ve Kilise tarafından ödenmek üzere büyük para cezalarına çarptırıldığı binlerce dava olduğunu, din adamı aritmetiğinin günden güne düştüğünü söylüyor. Çünkü Avrupa''da hristiyan olduğunu söyleyerek kiliseden para alan uyanık ateistler, hristiyan çözülmesini anlatmaya yetiyor.

Çünkü, sabık din adamı Luigi Cascioli''nin, “Mesih Masalı” adlı kitabıyla “İsa hiç yaşamadı, yaşadıysa kanıtlayın” diyerek Katolik Kilisesi''ni mahkemeye vermesi, İtalyan mahkemeleri işin içinden çıkamayınca, davanın AİHM''ye gitmesi, ''aklın eleştiri''sinin vardığı raddeyi gösteriyor.

Şunu ifade etmek gerek ki, kilise, öteden bu yana “öte dünyanın hesap defterini tutması”yla, toprakları, zenginliği, tek bir sözle milyonları Haçlı savaşına sürükleyecek derecede etkin olan devletler üstü gücüyle, sekülerdi (dünyevi). Mensuplarına ''bu dünya-öteki dünya'' hakkında dengeli bir hayat perspektifi sunmak yerine, bizzat kendisini otorite ilan etti. Öyle bir otorite ki, tepesindeki kişi Papa, bu dünyanın en güçlülerinden olan, Allah adına güç talep eden, sözü Allah''ın sözü sayılan, ceza veren-can alan bir insan olageldi. Bu din algısı bana kalırsa, kesinlikle sekülerdi ve Hristiyanlık dininin akılla çatışmasının nirengi noktası burasıydı. Hala öyle. Aforoz mekanizması ve Papa''nın, insanları hala cennet vaadiyle (bkz. Regensburg konuşması) etrafında toplaması, Kilise''nin aynı olduğunu imliyor.

Papa''nın laiklikten şikayeti boşuna değil yani. Katolik Kilisesi, güç hiyerarşisi yoluyla dünyaya talip olmayı idealleştirdi ve maneviyat söylemi altındaki bu seküler anlayışın çelişkisi aklın sorgu kapılarını sonuna kadar açtı, açıyor. Ama işin “Hz. İsa''nın kanıtlanması” talebine kadar gelip dayanması aklın, kilise dogmalarından dolayı her türlü inancı red durumuna geldiğini gösteriyor ki. Bu da akıl işi değil. Çünkü, batılı aklın peygamberin yaşayıp yaşamadığı noktasına varmadan önce, “O''nun Tanrının oğlu olduğu” savını sorgulaması gerekiyordu. Tepki, ne yazık ki toptan reddi beraberinde getiriyor.

Ve Papa, Hristiyan birleşmesi için ne kadar çırpınsa da, yeterli olacağa benzemiyor. İşin kötüsü bunun zararı da her seferinde gelip bize dokunuyor. Laikliğin hristiyan dogmalarına karşı her zaferi, Tanzimat''tan bu yana ''copy paste''çılık yapan Türklerin elini güçlendiriyor. Adamlar, “İslam nedir, Hristiyanlık kimdir, akılla ilişkileri aynı mıdır?” demeden, vatandaşın tepesine biniyor.