Ahlat Abideleri sizi bekliyor

00:0024/06/2014, Salı
G: 12/09/2019, Perşembe
Şaban Abak

İki günlük bir iş gezisi münasebetiyle Bitlis"teydim. 40 bin nüfuslu küçük bir ilimiz Bitlis. Cumayı arkeolojik kazı çalışmalarının sürdüğü Bitlis Kalesi"nin hemen dibindeki 1150"de yapılmış olan Bitlis Ulucamii"nde kıldıktan sonra küçük bir şehir gezisi yaptım.Bitlis de, tıpkı Malazgirt ve Ahlat gibi tarihteki altın çağını 1071-1271 arası diyebileceğimiz 200 yıllık dönemde yaşamış. İlk büyük yıkımı 1243 Kösedağı savaşı sonrası sürüp giden Moğol saldırıyla, ardından deprem kuşağı olduğu için sayısız

İki günlük bir iş gezisi münasebetiyle Bitlis"teydim. 40 bin nüfuslu küçük bir ilimiz Bitlis. Cumayı arkeolojik kazı çalışmalarının sürdüğü Bitlis Kalesi"nin hemen dibindeki 1150"de yapılmış olan Bitlis Ulucamii"nde kıldıktan sonra küçük bir şehir gezisi yaptım.

Bitlis de, tıpkı Malazgirt ve Ahlat gibi tarihteki altın çağını 1071-1271 arası diyebileceğimiz 200 yıllık dönemde yaşamış. İlk büyük yıkımı 1243 Kösedağı savaşı sonrası sürüp giden Moğol saldırıyla, ardından deprem kuşağı olduğu için sayısız depremlerle ve son büyük yıkımını Birinci Dünya Savaşı"nda Rus ve Ermeni çetelerinin adeta soykırım yaparcasına halkını katledip taş üstünde taş kalmayacak biçimde şehri yıkmaları ile yaşamış Bitlis. Ünlü "Bitlis"te beş minare/Yüreğim dolu yare" türküsü işte bu Rus ve Ermeni çetelerinin Bitlis ve çevresinde yaptıkları soykırım sonrası ayakta kalan son 5 minareden hareketle söylenmiş.

Yapılan yeni yollarla, köprülerle, toplu konutlarla, hastanelerle, hayırsever Erenler ailesinin üniversite ve okul bağışlarıyla şehir, adeta yeniden hayat buluyor. Bir yandan halkın daha müreffeh ve mutlu yaşaması için gereken adımlar atılırken bir yandan da tarih ve kültür mirasımızın korunması ve yaşatılması yolunda adımlar atılıyor. İslam"ın son bin yılı boyunca hep ilim merkezi olmuş yörenin medrese, cami, kervansaray, türbe ve mezarlıklarının tamir ve restorasyonuna başlanmış olduğunu görmek beni çok mutlu etti.

Rus işgalinde görkemli taç kapısı vandalca kurşunlanmış ve yörede kıyamete kadar hep ayakta kalacağına inanılan üç yapıdan biri olan İhlasiye Medresesi (diğer ikisi Hizan Ulucamii ve Molla Badi Köprüsü"dür) Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore ettiriliyordu. Burada Kalkınma Bakanlığı"nın SODES desteğiyle bir "taş işlemeciliği kursu"nun açılmış olduğunu ve genç kursiyerlerin taşları adeta dantel gibi işlemeyi öğrendiğini sevinçle gördüm.

Bitlis"in Van Gölü kıyısındaki iki büyük ilçesi Tatvan ve Ahlat"ın ise kısa zaman sonra büyük bir turizm merkezi olacağını söyleyebilirim. Anadolu"nun giriş kapısı ve ilk başkentimiz Ahlat, Selçuklu döneminde bir ilim ve sanat merkeziymiş. Buhara, Türkistan ve Semerkand kökenli din bilginleri ile taş, ahşap ve halı ustaları önce Ahlat"a gelip yerleşiyor, Anadolu"ya buradan adeta dağıtım yapılıyormuş. Ahlat"a bu yüzden o devirde "Kubbet"ül İslam" deniliyormuş.

Ahlat eşrafından saygıdeğer dostum Ömer Faruk Ergezer"le, Ahlat taşından yapılma büyük konaklarının Van Gölü manzaralı muhteşem bahçesinde buluşup bunları konuştuk. Nesilleri bugün de devam eden maharetli Ahlat ustaları Selçuklu ve Beylikler dönemlerinde Anadolu"daki binlerce ulucami, medrese, kervansaray, han, köprü ve türbenin yapımında görevlendirilmişler. Sivas Divriği"de 1218"de Alparslan"ın ordu komutanlarından Mengücek Gazi"nin gelini Turan Melek Hatun"un yaptırdığı dünya şaheseri Divriği Darüşşifa"sı Ahlat"lı Hürrem Şah adlı mimarın eseridir. Selçuklu Sultanı Alaaeddin Keykubad"ın Konya"da yaptırdığı Alaaddin Camii"nin minberi ile Hazreti Mevlana"nın türbe kapısı da Ahlat"lı ustaların eserlerinden. Ömer Faruk Bey, Kahire"de de "Ahlat"lı Hüseyin Usta" imzalı bir ahşap minber gördüğünü söyledi.

Selçuklular devrinden kalma kültür mirasımızın yoğun olarak bulunduğunu bildiğimiz Erzurum, Sivas, Tokat, Niğde, Sinop, Konya gibi şehirlerin hepsinden daha fazla sayıda (abartmıyorum) tarihî eseri Bitlis ili ve ilçeleri yaşatıyor.

Bitlis"teki en önemli kültür varlıkları hiç şüphesiz Ahlat"ta bulunuyor. Dünyanın en büyük tarihî mezarlığı olan Büyük Selçuklu (Meydanlık) Mezarlığı her biri bir Orhun abidesi kıymetinde tam 8.000 muhteşem mezar taşını barındırıyor. Erzurum"daki "Üç Kümbetler" tarzı türbe kümbeti sayısı ise uzmanların söylediğine göre yörede yıkılmış olanlarla birlikte 160"ın üzerinde imiş.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi"nden Prof. Dr. Recai Karahan başkanlığında bir kazı ekibi birçoğu yan yatmış, toprağa gömülmüş taşları ayağa kaldırıp temizliyor. Çoğu 3 ile 3,5 metre boyundaki bu dev mezar taşları ayetlerle, hadislerle, ebedîlik simgesi ejderhalar, nar ağaçları, serviler ve merkezinde güneş simgesinin yer aldığı geometrik bezemelerle süslenmiş birer sanat şaheseri. Bu taşların ve taş sandukaların tümünün üzerlerindeki isimler, unvanlar ve tarihler okunup günümüz alfabesiyle mutlaka kitap olarak basılmalıdır. Taşların üzerindeki simgesel resimler ve damgalar ise birer doktora tezi konusu olacak kadar zengin malzeme sunuyor araştırmacılara.

Kazı alanında görüştüğümüz Recai Karahan hoca, kısıtlı bir bütçe ve az sayıda elemanla sürdürülen çalışmalara daha çok sayıda kurum ve kuruluşun destek olmasını istiyor. Tarihî türbe, kümbet, kale ve mezarlık alanlarının bir an önce arkeolojik kazılar ve ardından restorasyonlarla ülkemizin kültür turizmine kazandırılması Bitlis, Tatvan ve Ahlat yöresini gerçek anlamda bir cazibe merkezi yapacaktır. Buna Güroymak, Adilcevaz ve komşu ilçe Malazgirt"i de eklemek mümkün. Çünkü bu ilçeler hem Van Gölü"nün kıyısında, hem de ünlü Nemrut krater gölü ve Nemrut Dağı kayak tesisleri şehir içi ulaşımı mesafesinde. Tatvan"a Muş havaalanından uçakla gidilebildiği gibi otobüsle, trenle ve feribotla da gidilebiliyor.

Organik karakovan balı, cevizi ve peynir türleriyle; nefis büryan kebabıyla ünlü Bitlis ve yaylaları, kuzey Van Gölü havzası, İslam medeniyeti tarihinin görkemli eserleriyle donanmış olarak okumuş sınıflardan yerli ziyaretçilerini bekliyor. Kitaplarınızı, fotoğraf makinenizi, Van Gölü"nde yüzmek ve Nemrut krater gölüne yürüyüş için gerekli malzemelerinizi ve güzel bir gezi notları defterini yanınıza almayı unutmayın derim.