Ankara'da İslam sanatları rüzgarı

04:0011/05/2025, Pazar
G: 11/05/2025, Pazar
Samed Karagöz

İslam sanatları, yüzyıllar boyunca hem derin bir maneviyatın hem de incelikli bir estetik anlayışın taşıyıcısı oldu. Her harf, her motif, her renk bir niyetin, bir fikrin, bir duanın izini taşırdı. Bu sanatlar, sadece göze değil kalbe de seslenmeyi amaçlardı. Ankara’da ilk kez düzenlenen Uluslararası İslam Sanatları Fuarı da bu mirası yeniden gündeme taşıma niyetiyle yola çıkmış görünüyor. Ne var ki, fuarın ortaya koyduğu genel manzara, derinlemesine bir muhasebeyi ve kaçınılmaz bazı eleştirileri

İslam sanatları, yüzyıllar boyunca hem derin bir maneviyatın hem de incelikli bir estetik anlayışın taşıyıcısı oldu. Her harf, her motif, her renk bir niyetin, bir fikrin, bir duanın izini taşırdı. Bu sanatlar, sadece göze değil kalbe de seslenmeyi amaçlardı. Ankara’da ilk kez düzenlenen Uluslararası İslam Sanatları Fuarı da bu mirası yeniden gündeme taşıma niyetiyle yola çıkmış görünüyor. Ne var ki, fuarın ortaya koyduğu genel manzara, derinlemesine bir muhasebeyi ve kaçınılmaz bazı eleştirileri de beraberinde getiriyor.

ATO Congresium’da 7-11 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu geniş çaplı organizasyon, kuşkusuz önemli bir boşluğu doldurma hedefi taşıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen fuar, İslam sanatlarına dair bir ilgiyi kurumsallaştırma ve yaygınlaştırma adına kayda değer bir girişim. Ancak içerik olarak, bu sanatların günümüzde nasıl üretildiği ve sergilendiği sorusu hâlâ çok katmanlı bir problem olarak karşımızda duruyor.

Fuarda sergilenen eserlerin niteliği, maalesef eşit seviyede değil. Bir yanda yıllarını hat sanatına vermiş usta isimlerin, çizgiyi neredeyse dua haline getirdiği eserleri yer alırken, öte yanda geleneksel formu yalnızca yüzeyde taklit eden, içerikten ve teknik derinlikten yoksun çalışmalar da azımsanmayacak ölçüde fazlaydı. Ebru sanatı örneklerinde bazı işler (örneğin Hikmet Barutçugil’in eserleri) nefes kesici bir hassasiyetle hazırlanmışken, kimilerinde sadece “renklerin rastgele dansı”na indirgenen yüzeysel bir estetik anlayış hâkimdi. Tezhipte ise aynı dengesizlik göze çarpıyordu: Bazı sanatçılar, motifin içindeki ritmi ve anlamı neredeyse matematiksel bir uyumla çözümlerken; bazı işler, sadece ‘süsleme’ düzeyinde kalmaktan öteye gidememiş. Leyla Kara’nın standı ise her zaman ki etkileyici eserlerle doluydu.

Bu fuar ilk olduğu için bazı akasaklıkları, özellikle teknik, mazur görmek mümkün. Diyanet İşleri Başkanlığı söz konunu doluğu için de geleneksel sanatlar yerine İslam sanatları denilmesini de anlayabiliyorum. Lakin şunu ifade etmem gerekir ki yer alan eserlerin tamamının İslami olmak gibi bir iddiası yok. Fuar, kolektif bir estetik zemini ortaya koymak yerine, katılımcı çeşitliliği adına nitelik farklarını göz ardı etmiş gibi görünüyor. Bu durum, hem ciddi emek veren sanatçıları gölgede bırakıyor hem de ziyaretçide “İslam sanatları bu kadar mı?” sorusunu uyandırma tehlikesi taşıyor. İster geleneksel sanatlar ister İslami sanatlar olarak adlandıralım en büyük problem eskinin tekrarıdır. Bu yüzden mesela bu formların yer aldığı dijital sanat eserlerini görmekte zorluk çekiyoruz.

Yıldız Holding’in desteklediği “Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar” sergisi ise fuarın en dikkat çekici ve nitelikli bölümüydü. Arşiv belgeleriyle birlikte sunulan bu seçki, geçmişle bugünü bağlama çabasında başarılıydı. Ancak böyle bir bölüm, fuarın geneline yayılamamış, bir tür ayrıcalıklı ada olarak kalmıştı.

Sonuç olarak, Uluslararası İslam Sanatları Fuarı, önemli bir başlangıç. Ancak bu başlangıcın sürdürülebilir ve derinlikli olabilmesi için yalnızca niceliksel değil, niteliksel bir seferberlik gerekiyor. Eser seçimlerinden sergi tasarımına, atölyelerin içeriğinden akademik oturumlara kadar birçok alanda daha özenli, daha eleştirel ve daha vizyoner bir yaklaşım şart. Aksi halde bu tür fuarlar, geleneksel sanatları güncellemek yerine, onları müzelik birer nostalji nesnesine dönüştürmekten öteye geçemez.

Ankara’da atılan bu ilk adım, gelecekte İslam sanatlarının hem sanat tarihimizdeki hem de çağdaş sanat dünyasındaki yerini yeniden kurmak adına güçlü ve sürdürülebilir bir sürece evrilebilecek mi? Asıl mesele tam da bu soruda gizli.

#Ankara
#İslam Sanatları
#sergi
#Samed Karagöz