
İsrail’in Filistin’in tarihî topraklarındaki varlığıyla ilgili Yahudi tarihi ve Yahudi ilahiyatını temel alan dili benimsemenin sonuçları hakkında ayrıntılı bir tahlile ihtiyaç olduğunu anlıyoruz. Hadiseleri tanımla-makta ve tahlil etmekte karşılaştığımız en önemli sorun kavram yetersizliğidir. Burada kendi kavramlarımızı üretmeliyiz şeklinde bir ifade kullanmadığımı özellikle belirtmek isterim.
Geçen hafta Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas “İsrailli aşırılık yanlısı yerleşimci ve kuruluşlara yaptırım uygulanması konusunda siyasi anlaşmaya varıldığını” duyurdu. Kallas, aynı açıklamada Hamas’ın önde gelen isimlerine yönelik yeni yaptırımların geldiğini söyledi.
Bu olay basınımız tarafından anlaşılmaz bir şekilde “AB’den Tel Aviv’i çıldırtacak haber” başlığı ile duyuruldu. Başka bir kanalda benzer bir başlık vardı: “AB, Siyonist prangayı kırdı... İşgalci İsrail’e yaptırımlar yolda.” Gerçi haber metninde AB’nin yaptırımlarıyla ilgili birtakım detaylar verilirken daha dikkatli bir dil kullanıldı. Bu çerçevede yaptırımların Batı Şeria’da yerleşimciler ve onlara destek veren kuruluşlara yönelik olduğu ifade edildi fakat AB’nin bu kararının kapsamı açığa kavuşturulmadı. Bunun sonucunda da yaptırımlarla alakalı olarak AB ile İsrail arasında yeni bir gelişme varmış gibi bir sonuç ortaya çıktı. Nitekim aynı haberle ilişkili olarak İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, “Avrupa Birliği’ni antisemitik” davranmakla suçlamasına da basınımızda yer verildi. Bu haber ile AB ve İsrail arasında gerilim varmış gibi bir algı oluşturuldu.
Basınımızda oluşturulan algıya karşın AB adına açıklama yapan temsilcilerin ifadeleri oldukça farklı bir durumu işaret eder. Kaja Kallas “tıkanıklık döneminden somut adım dönemine geçilmesinin zamanının geldiğini” söylerken kastettiği gerçekten belli değildi. Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot şöyle bir mesaj yayımladı: “Aylar süren tıkanıklığın ardından, Budapeşte’de hükûmetin değişmesi sayesinde AB bugün şiddet yanlısı İsrailli yerleşimciler ve yerleşimci örgütlerinin yanı sıra Hamas’ın önde gelen isimlerine yönelik yeni ek yaptırım kararı aldı.” Bu cümlelerde de Hamas liderlerine yönelik yaptırımlar dikkat çekici. Açıklamalarda İsrailli yerleşimcilere ve yerleşimci örgütlerine yönelik yaptırımlar hakkında herhangi bir bilgi bulunmuyor. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’nun konuyla ilgili açıklamasında “halledildi” ifadesi oldukça dikkat çekiciydi ama halledilenin ne olduğuna dair herhangi bir bilgi bulunmuyor. Çünkü Barrot’nun Batı Şeria’daki “son derece ciddi ve kabul edilemez” eylemlere son verilmesi yönündeki ifadesi de aslında muhatabı olmayan bir çıkıştır. Muğlaklık giderilmemiştir. Avrupa Parlamentosu’nda sol grup ise “AB, sonunda kamuoyunun baskısına boyun eğerek İsrailli terörist yerleşimcilere yaptırım uygulama kararı aldı.” şeklinde görüş bildirdi.
AB’nin Batı Şeria’daki yerleşimciler ve yerleşimci kuruluşlarla ilgili yaptırım kararının basınımızda yansıma biçimiyle Avrupa ülke temsilcilerinin açıklamalarının birbirinden farkını izah etmek için yerleşimci kavramından hareket etmemiz gerekiyor. AB ne yazık ki İsrail’e yönelik herhangi bir karar almamıştır ve yaptırımlar sadece Batı Şeria’da kolonyal yayılmacılığın ana unsuru olan yerleşimcilerle alakalıdır. Yerleşimciler devlet ve sistem dışı aktörlerdir. Herhangi bir hukukî düzenleme ile sınırlandırılmayan yerleşimciler Filistinlilere karşı her türlü eylemde serbesttir. AB’nin yaptırımları bu yerleşimcilerin liderlerine ve yerleşimci kuruluşlara yöneliktir. Bunun sahada herhangi bir karşılığının olacağını düşünmemiz için hadiselere çok uzak olmamız gerekir. Eğer BM Özel Raportörü Francesca Albanese’nin “İşgal Ekonomisinden Soykırım Ekonomisine” başlıklı raporu iyice incelenirse Batı Şeria’nın kolonileştirilmesi sürecinde Avrupalı şirketlerin kar amaçlı katılımları herhangi bir muğlaklığa yer bırakmayacak şekilde ifade edilmiştir. Bu şirketler Batı Şeria’da yerleşimci kolonyal yayılmacılığın ortakları olarak birçok alanda faaliyet yürütmektedir. Gayr-i hukukî olan yerleşimci kolonyal yayılmacılıktır ve yerleşimci terörü de bu kaynaktan beslenmektedir.
Batı Şeria’da asıl sorun devlet dışı aktörler olan yerleşimcilerin şiddet içeren eylemleri değil, onların yerleşimci kolonyal yayılmacılığıdır. Avrupalı birçok şirket yayılmacı kolonyal faaliyetlere doğrudan katılmaktadır. Dolayısıyla Avrupalılar sorunun kaynağındadır. AB’nin yerleşimci şiddeti ile Hamas’ı bir tutması sıradan bir hadise değildir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.