Paris ve Lyon buluşmaları

Taha Kılınç
Taha KılınçYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 08/11/2025, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Paris ve Lyon buluşmaları

Ekim ayının başında “Kayıp Coğrafyanın İzinde-Doğu Türkistan Seyahatnamesi”nin yayınlanmasından bu yana, mevcut yoğunluklarım birkaç katına çıktı. Türkiye’nin her yerinde verdiğim konferanslar, katıldığım fuar ve imza günleriyle okur-yazar buluşmalarının sayısını şimdiden unuttum. Şahsımdan bağımsız olarak, kitaba kamuoyunun gösterdiği olağanüstü teveccüh, Türkiye’deki her kesimin Doğu Türkistan meselesine sıcak ve yoğun bir alaka duyduğunu da ortaya çıkardı.

Geçtiğimiz hafta, Diyanet İşleri Türk İslâm Birliği’nin (DİTİB) ev sahipliğinde, yine Doğu Türkistan’ı konuşmak üzere Fransa’daydım.

Pazartesi öğlen vakti Paris Charles de Gaulle Havaalanı’na iner inmez, şehirdeki ilk durağım Paris Camii oldu. 1926’da dönemin Fransız yönetiminin desteğiyle ibadete açılan bu güzel mabede ne zaman yolum düşse, Endülüs-Fas hattının esintileri içimi yoklar. Müslüman Arap fatihlerin Endülüs’te Vizigotlardan devşirdiği atnalı kemerleri, bahçesindeki havuzları, koyu gölgeli ağaçlar, Mağrib tarzı gösterişli minaresi ve içinde her milletten Müslümanıyla, Paris Camii, her anlamda tam bir kavşak noktasıdır.

Camide namazlarımızı eda ettikten sonra, bana eşlik eden kıymetli kardeşim Âdem Yılmaz’la birlikte külliyenin kuzeydoğu köşesine yürüdük. Az sonra, Paris Camii’nin ilk imamı ve idarecisi -Fransızcada “rektör”- olan Cezayirli din adamı Kaddûr Ben Gabrit’in (1868-1954) kabrinin başındaydık. Adını taşıyan bir kapının iç kısmında, üzeri mozaik ve mermer kaplı bir mozolede yatan Ben Gabrit, Fransız yönetiminin en sadık adamlarından biri ve bugün tartışmalara konu olan “Fransız İslâm’ı” mefhumunun temsilcilerindendi. Her şeyiyle, ülkesini işgal altında tutan Fransa’ya adanmış bir ömür sürdü. Böyle şahsiyetlerin kabrini ziyaret ederken, din-siyaset ilişkilerine dair nice ibret tabloları akıp gidiyor insanın zihninden. Ve dilimizden, istikametimizin şaşmaması için nice dualar…

İlk programımızı pazartesi akşam DİTİB’in Paris’teki merkez binasının konferans salonunda icra ettik. Doğu Türkistan’ı konuşurken, aslında bizi ve kendimizi konuştuk. Salı akşamı, ikinci konferansım Lyon kentinde yine DİTİB’in bölge merkezindeydi. Her ikisinde de karşımda, her yaştan insanların oluşturduğu canlı, ilgili ve dikkatli bir dinleyici kitlesi vardı. Bilhassa Paris programına şehirde yaşayan Uygur kardeşlerimiz yoğun biçimde iştirak ettiler, konferansın sonunda kendi tecrübelerini içeren paylaşımlar yaptılar.

Bir ara, konuşmayı yaptığım salonlarla Kaşgar arasındaki uzaklığı düşündüm. Arada en az 5 bin 700 kilometrelik bir mesafe vardı. Ama mesafeler kaybolmuş, uzaklar yakına gelmiş ve biz kardeşlerimizle buluşmuştuk. Gulca’dan, Artuş’tan, Turfan’dan, Yarkent’ten, Hoten’den bahsederken, göz göze geldiğim herkeste aynı hissiyatı apaçık görüyordum.

Doğu Türkistan’ı anlatırken, şu üç noktaya özellikle vurgu yapıyorum:

* Mağripten maşrıka, İslâm coğrafyasının bütün beldeleri, bizim zihnimizde bir zincirin halkaları gibi birbirine sıkıca bağlıdır. Hepsi bizi aynı derecede ilgilendirir, hepsi aynı şekilde ve zamanda gündemimizdedir. Kudüs’ü Kaşgar’dan, Gazze’yi Urumçi’den, Şam’ı Hoten’den, Bağdat’ı Yarkent’ten, Beyrut’u Artuş’tan ayırmayız.

* Bugünkü mevcut duruma bakıp, Doğu Türkistan’ın istikbaline dair ümitsizliğe kapılmamak gerekir. Bundan 50-60 yıl evvel Sovyetler Birliği sınırları içindeki kadim İslâm beldelerinin halini görseydik, muhtemelen “Müslümanlık buralara bir daha asla uğramaz” düşüncesine kapılabilirdik. Ancak bugün bütün Orta Asya’da, eskiyle hiçbir şekilde kıyas edilemeyecek bir canlanma ve dirilişe şahit olunuyor. Aynı senaryo, Doğu Türkistan için neden mümkün olmasın?

* Ve elbette yapmamız gereken şeyler var: Evvela, konuyu derinlemesine kavramak durumundayız. Ardından “Bana düşen ne olabilir?” sorusunun rehberliğinde, kendi çevremizdeki vazifelere odaklanmalıyız. Nihayet, yakınımızdaki Uygurlarla temas kurarak, onların hayatlarına dokunmalı, kardeşliğimizi hissetmeli ve hissettirmeliyiz.

Paris ve Lyon’daki konuşmalarımı da bu üç ana fikir üzerine bina ettim. İnanıyorum -ve hatta eminim- ki, karşımda beni can kulağıyla dinleyen hazirûn, söylemek istediğim her şeyi derinlemesine kavradı. Hasbihalden murat, zaten başka nedir ki?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026