"Müştâk olub beklediğim şehr-i Ramazân merhaba"

00:0029/06/2014, الأحد
G: 12/09/2019, الخميس
Yalçın Çetinkaya

Bu yıl da Ramazan ayına ulaştık, Allah"a şükürler olsun. Tasavvuf geleneğinde Ramazân-ı Şerif şiirlerle, ilâhilerle karşılanır… şiir ve mûsikîyle yaşanır ve yine şiir ve mûsikîyle uğurlanırdı. Enderûnî Vâsıf"ın Ramazan ayı ile ilgili olarak yazdığı şu şiir, buna güzel bir örnek teşkil etmektedir:Sad şükür gelen mâh-ı şerîf-i Ramazandır / Hakk"ın niâmı rahmeti mebzûl-i cihandır /Âçıldı yine mısrâ-ı dervâze-i Gufrân / Hakk"dan taleb-i mağfirete vakt-i zamândır /Bir nimet-i Hakkdır ki vûrâd eyledi

Bu yıl da Ramazan ayına ulaştık, Allah"a şükürler olsun. Tasavvuf geleneğinde Ramazân-ı Şerif şiirlerle, ilâhilerle karşılanır… şiir ve mûsikîyle yaşanır ve yine şiir ve mûsikîyle uğurlanırdı. Enderûnî Vâsıf"ın Ramazan ayı ile ilgili olarak yazdığı şu şiir, buna güzel bir örnek teşkil etmektedir:

Sad şükür gelen mâh-ı şerîf-i Ramazandır / Hakk"ın niâmı rahmeti mebzûl-i cihandır /

Âçıldı yine mısrâ-ı dervâze-i Gufrân / Hakk"dan taleb-i mağfirete vakt-i zamândır /

Bir nimet-i Hakkdır ki vûrâd eyledi rûze / Tahtında hezârân kerem ü lutf nihandır /

Bârân-ı şirk ile dökülse nâle-i isyân / Berk –i günch-i mâ?siyete vakt-i hazândır

Allah kelâmı ile tebşîr ve Hz. Muhammed lisanı ile medh olunan bu mübarek ayda "Ramazâniyye"adı verilen gazel, kasîde ve rubâîler tanzim edilmiştir. Bunlara yapılan bestelerden dolayı "Ramazan ilâhîleri" diye isimlendirilen bir eser birikimi meydana gelmiştir. Mûsikî geleneğimizde Ramazân-ı Şerîf, "Merhabâ Yâ Şehr-i Sıyâm Merhabâ", "Merhabâ yâ merhabâ sâd merhabâ yâ merhabâ", "Müştâk olup beklediğim Şehr-i Ramazân merhabâ", "Nûr ile doldu yine kevn-i mekân / Geldi hoş lûtfiyle Şehr-i Ramazân", "Onbir ayın sultânı değil misin merhabâ", "Esselâmü aleyke yâ şehr el lûtf-i vel ihsân" gibi ilâhîlerle karşılanır ve ilk on gün bu ilâhiler okunurdu. İkinci on günde -"Yâ kerîm Allah bize kıl mağfiret Şehr-i Ramazân hürmetin" gibi, "Mâh-ı Gufrân" da denilen bu mübârek ay hürmetine günahların affı ile Allah"dan rahmet ve merhamet niyâzını hâvi güftelere yapılan ilâhîler okunur. Üçüncü on günde artık ayrılık sürecine girilmiştir ve son on gün boyunca "Elvedâ" ilâhileri okunmaya başlanır. Bu ilâhîlerde mübârek Ramazân-ı Şerîf"ten ayrılmanın verdiği hüzün de dile getirilmektedir:

"Geldin de gider misin / Elvedâ Yâ şehr-i Ramazân",

"Onbir ayın sultânı" Ramazân-ı Şerîf"in otuz gecesinde cemaat ile kılınan yirmi rekâtlık Terâvih namazında da mûsikînin etkilerini görmek mümkündür. Türk mûsikîsinin büyük bestekârı Itrî"ye dayandırılan bu şekilde terâvih namazı kılmanın tarifini eskiler şöyle anlatır: "Terâvihe kalkılırken ekseriyetle Isfahan makâmından "Salli alâ Muhammed" nidâ edilir. Ondan sonra her dört rekâtta bir selâm verilince umûmiyyetle Uşşak, Bayâti, Sabâ-zemzeme, Dügâh, Hüseynî gibi makamlar icrâ edilir ki o zamanda o makâmın ilâhîsi okunur. Bu oniki rekâtta her ne kadar icrâ edilecek makamda kat?î bir kayıt yok ise de yukarıda zikr etdiğimiz makâmâtın isti?mâli âdet hükmüne girmiş gibidir. Onüçüncü rekâta kalkılırken muhakkak Evc makâmından "Salli" alınır. Ve 13-16 rekâtlarda bu makâm üzerinden kıraat ve tekbîr alınır. Selâm verilince de Evc ilâhî okunur. Evc ilâhî tamamlanınca yâni ondördüncü rekâta kalkılırken Acemaşîran makâmından "Salli" basılarak son dört rekâtta da bu makam icrâ edilir." Son dört rekâtta Acemaşîrân makâmının icrâ edilmesi pek mânidardır. Gün boyu oruç tutan ve gündelik işini de ihmâl etmeyen ruh ve beden, terâvih namazının son rekâtlarına erişildiğinde yorgun düşebilir. İşte bu ruh ve beden yorgunluğunun imdâdına Acemaşîrân makamı yetişir:

"Bir Acem oldu Aşîrân perdesinde nağme sâz / Bu makâmı dinleyenler buldu gâyet ruhnevâz"

Ramazan ilâhilerinden başka, Pazartesi ve Cuma geceleri ile Ramazan ayında her gece sahur vaktinde bütün müezzinlerin katılımıyla okunan Temcîd"i de unutmamak icâb eder. Cenâb-ı Hakk"a mecd ü senâyı muhtevî güfteler, sonunda münacaat kıt?aları da bulunan Segâh makâmından bestelenmiş dînî mûsikî eseridir. Temcîd"in ilk kısmını teşkîl eden; "Yâ Hazreti Mevlâ meyellelmevâli ente?l-kerîmü?l bâkî ve ente?r-rahîm yâ Allah" nidâsı ile bir kişi tarafından okunur. Bunu muteâkib bütün müezzinler lahn-i mahsûsuyla "Yâ Rahmân" derler. Tekrar bir müezzin "İlâhü vâhidün Allah" okur, yine bütün müezzinler "Yâ Mennân" derler. Böyle münferîd okuyuşlardaki Temcîd güftelerini müteâkib cumhûren " Yâ Sübhân , Yâ Deyyân, Yâ Rıdvân" kıraat edilir. Hacı Zihni Efendi merhum "Kitâbu?s Salât" ında Temcîdin gecenin sülüs-i âhirinde okunduğunu kaydetmiştir.

İstanbul"da "Sünbül Efendi" ve Üsküdar"da "Hüdâî Aziz Mahmud Efendi"câmîlerinin müezzinleri son zamanlara kadar Temcîd okumaya devâm etmişlerdir. Bestenin kim tarafından yapıldığı kat?iyetle bilinemiyor. "Hatip Zâkirî" nâmıyla Hasan Efendi"ye âit olduğunu iddiâ edenler varsa da; Buhûrizâde Mustafa Itrî Efendi tarafından tertîb edildiğini ifâde edenlere de tesâdüf edilmektedir.

Onbir ayın sultanı Ramazân-ı Şerîf"in rahmet ve bereketinden ilm-i şerîf-i mûsikî de nasîbine düşen payı almıştır ve almaya devam etmektedir diyerek ve Hz. Mevlânâ"nın şu şiiriyle sözü tamamlayalım, vesselâm.

"Âmâde şehri?s siyâm Sancâk-ı Sultân Reşid

Dest bedâr-ı ez taam maide-i cân reşîd"

(Şehri?s-siyâm geldi, O"nun gelmesiyle Sultân"ın Sancağı da vürûd etdi. Artık yemekten el çek, zîrâ cân sofrası geldi.)

İslâm âleminin Ramazan ayını tebrik ve bu haram ayda silahların susmasını, Müslümanların birbirilerini katletmek gibi izahı mümkün olmayan olayların, kavga ve çatışmaların son bulmasını, masum çocuk ölümlerinin bitmesini Allah"tan niyâz ediyorum.