Yazarlar Üniversitelere içeriden gelen bir eleştiri

Üniversitelere içeriden gelen bir eleştiri

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Geliştirdiği teknoloji ile sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta herşeyin hızla değişmesine yol açan insanoğlu, kendi eliyle sağladığı bu gelişmenin hızına yetişemiyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : Üniversitelere içeriden gelen bir eleştiri
Haber Merkezi 14 Nisan 2019, Pazar Yeni Şafak
Üniversitelere içeriden gelen bir eleştiri yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Yetişemediği için de farklı sorunlar çıkıyor.

Bu sorunları çözmesi gerekenler de eğitimciler.

Çözülmesi gereken yerler de en başta üniversiteler.

Peki bugün üniversiteler ve hocalarımız ne halde?

Bu sorunun cevabını arayanlardan biri de Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan.

**

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine, mezunlarına ve iş dünyasına yönelik çalışmaları bulunan Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’nın (BYV) ‘Geleceğin Türkiyesi İçin Eğitim Çözümleri’ etkinliğine katılan Arıboğan’ın sorun ve çözüm konusundaki tespitleri dikkate değer.

Şöyle diyor hoca;

Üniversitelerin toplumun önünü açıp, toplumu bir lokomotif gibi çekmesi lazım.

Artık milyonlarca öğrencinin akın ettiği yepyeni bir düzen var.

Tek tip üniversite yerine 5-6 yeni tip üniversite oluşturmak zorundayız.

**

Bütün eğitim kurumları içerisinde en geride kalmış müesseseler üniversitelerdir. Standartları oluşturulmuş, şablon yayınlar yap, puanlamalar yap, puan al puan ver!

Teknoloji, üniversitenin dışında gelişiyor.

Mühendislik fakültelerinde ne üniversite açısından ne öğrenciler arasından gerçek potansiyellerini ortaya koyabilecekleri bir donanım sağlayamıyoruz.

Bu sadece ülkemiz için değil dünyada da böyle.

**

Türkiye’de üniversitelerin gelişimi demek her yere üniversite açmak demek üzerinden tanımlandı.

Bunun iyi tarafları var.

Hem şehirlerin hayatlarına üniversite giriyor hem çok fazla insanın üniversite kapısından girişine imkân sağlanıyor ama üniversite eğitiminin kalitesinde de ciddi bir düşüş yaşanıyor.

Çünkü akademisyen kadroları belli bir yerde yoğunlaşmış durumda.

Üniversite kadroları bütün üniversitelere dağılmak zorunda kaldı.

Her bir yerde 2-3 hocayla akademik eğitim verilmeye başlandı. Akademisyenlerin kendilerini geliştirmelerine de çok fazla fırsat tanınmadı, çok hızlı bir geçiş döneminin içinde kaldık.

Üniversiteler, öğrencilerine vermek zorunda oldukları katkıları tanımlayamadı ve veremedi.

**

Orta öğretimde öğretmen olabilmek için pek çok pedagojik kritere bakılırken üniversitede hoca olmak için hiçbir şeye ihtiyaç yok.

Öğrenciyle ilişkisi nasıl, vizyonu nasıl bakılmaz.

İki tane paper yazarsınız, tezinizi de yazdınız mı öğrencinin karşısında bulursunuz kendinizi…

Öğrenciyle nasıl bir iletişim kurmamız gerektiği konusunda hiçbir eğitim görmüyoruz.

El yordamıyla yol alıyoruz.

**

Üniversiteler kendilerini yenileme zorunluluğuyla karşı karşıyalar.

YÖK bazı şeylerin farkına vardı ve değiştirmeye çalışıyor ama elimizin altında biraz darmadağın edilmiş bir sistem var.

Türkiye’nin bütün üniversiteleri bölümlerini hemen hemen hep aynı bölümlere açıyor.

Bu hem kaynağın dağılmasına yol açıyor hem de üniversitelerin böyle bir kapasiteleri yok.

Bir kere kapasiteyi belli bir bölgeye yığmak ve her üniversiteye kendi niş alanında gelişme imkânlarıyla yönlendirmek gerekiyor.

**

Ne öğrenci üniversitesini seçebiliyor ne de üniversite öğrencisini seçebiliyor.

Biz öğrencimizi seçmek istiyoruz, öğrenci de okuyacağı üniversiteyi seçmek istiyor ama arada bir sistem var, öğrenciyi istemediği, yetenekleriyle ilgili olmayan alanlara, dallara yönlendiriyor.

Öğrenciler sırf bir günlük, iki günlük sınav performansıyla bir yerlere dağıtılıyor.

Bu doğru bir şey değil.

Akademik kadrolar için de benzer durum söz konusu.

**

Dünyanın bütün büyük üniversiteleri açık kaynağa geçtiler.

Öğrencilerle birlikte çalışmak, proje üretmeyi öğrenmek durumundayız.

Şu anda üniversitelerde yer alan akademik disiplinlerin hiç biri endüstri 4.0’ın getirdiği yeni alanlara eleman yetiştirme durumunda değil.

Yepyeni bir alana giriyoruz, uygarlık dönüşüyor.

Biz vizyon olarak neredeyiz?

Hem vizyon olarak geleceğin mesleklerine adapte olmak zorunda üniversiteler hem de mesleklerin geleceğine adapte olmak zorunda…

**

Birçok özel ve kamuya ait üniversitelerin bugün piyasalarda karşılığı olmayan mesleklerde öğrenci mezun ettiği acı bir gerçek.

Yeni dünya düzenine uyduramazsak buralar nitelikli işsiz üretmeye devam edecek, biz de birilerinin vagonu olmaktan öteye geçemeyeceğiz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.