
İnsanoğlunun en zayıf anı, kendine en fazla güvendiği andır.
Başına gelecek büyük felaketlerin zamanıdır o vakit.
Çünkü gücün verdiği gurur ve kibir dağlarında tedbirsiz dolaşır.
Bugün ABD''nin ve Avrupalı devlerin ekonomik krizle düştükleri durum ve vaziyet de budur.
Zira yaklaşık 3 yıldır ağırlaşan küresel ekonomik kriz hem ülkelerin hem de Avrupalı ve ABD''li şirketlerin kimyasını fena halde bozmuş durumda.
Yıllardır her ekonomik krizde az gelişmiş sınıfında gördükleri ülkelere ve Türkiye''ye gelerek şirket avına çıkan yabancılar, bu küresel krizde şimdi av oldu.
Şimdi, Ülker, Koç, Sabancı gibi Türkiye''nin önde gelen birçok büyük şirketi dün ulaşılamaz denilen birçok şirketi satın alıyor, alabiliyor.
Neden böyle oldu?
Yani bu defa işler neden tersine döndü?
Avrupa ve ABD, bugüne kadar kapitalist sistemin kurucuları olarak kendilerine sağladıkları eşi bulunmaz imkanları, sürekli kendi menfaatlerine kullanarak zenginleştiler, gücün zirvesine ulaştılar.
O kadar zenginleştiler ki, bu düşünce, onları gaflete düşürdü.
“Bize bir şey olmaz” fikri onları küresel değişimle gelen tehlikeler karşısında tedbirsiz bıraktı.
Değişimi ve getirdiği riskleri hesaplayamadılar.
Kurdukları adaletsiz sistemin ilelebet süreceklerini sandılar.
Aynen bizdeki Ergenekon ve şike iddialarında yargılanan bazı şahıslar gibi yanıldılar.
Kendi kurdukları düzenin kendilerine zarar vermeyeceklerine inandılar.
İnandılar ve kaybettiler.
Asteğmen adayı olarak bizleri Tuzla''da Güneydoğu''ya hazırlarken komutanın biri, “Güneydoğu''da teröristler tarafından pusuya düşürülen askerlerin büyük çoğunluğu sanıldığı gibi acemi değil, tecrübeli askerlerden oluşuyor” deyince şaşırmıştık.
Sebebini sorduk şöyle anlattı: “Acemi asker usta birliğine geldiğinde çok dikkatli davranır ve kolay pusuya düşmez. Ancak ne zaman ki kendisi usta asker konumuna geçer ve kendine güvenmeye başlayınca tedbirleri unutur. İşte o zaman pusuyu yer.”
10 yıl önce, “Yabancılar ülkemizde kelepir hale düşen şirketleri yok pahasına ele geçiriyor” diye bağırıyorduk.
Şimdi kelepir hale düşme sırası onlara geldi.
Birçok irili ufaklı Türk şirketi Avrupalı şirketleri satın alma peşine düşmüş.
Ernst & Young Türkiye Kurumsal Finansman Bölüm Başkanı Müşfik Cantekinler, 2011 yılında Türk firmalarının yurt dışında 50 ila 200 milyon dolar bandında işlemlerden oluşan 1 milyar dolar civarında bir yatırım gerçekleştirebileceğini, bu yatırımların özellikle Türkiye''nin yakın coğrafyasında, Güneydoğu Avrupa''da olabileceğini söylüyor.
Özellikle Yunanistan ve Romanya gibi ülkelerde ''küçük, orta'' denilen 50, 100, 150 milyon dolarlık yatırımların olacağı belirtiliyor.
Türk firmaları gayrimenkul, çimento, yapı elemanları, gıda ve telekom alanında yurt dışında alış için istekliler.
Ekonomik krizi yaşaya yaşaya şerbetlendiğimiz için, artık dalgalanmalarda kolay yıkılmıyoruz.
Bunu bilen yabancı da şimdi satın almak yerine Türkiye''ye ortak olmaya geliyor.
Şöyle bakıyorlar; nüfus 74-75 milyon, bunun yarısı 30 yaşın altında.
Dolayısıyla ''tüketim ürünü veya enerjiyle alakalı ne olursa satışı artar'' diyor. Bizim büyümemiz iç tüketimden kaynaklandığı için gelen stratejik yatırımcı, telekomcu, oyuncakçı, peynirci, içecekçi ''Türkiye''de şirket aldığımda veya sıfırdan yatırım yaptığımda pazarım Avrupa olacak'' diye düşünmüyor.
''Pazarım Türkiye, Türk halkı'' diye düşünüyor.''
Devir değişti.
Yaban ellerde avlanma parayla değil sırayla!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.